ILICAK’TAN ÇARPICI İDDİA!
Yayınlanma :
08.02.2015 12:58
Bugün yazarı Nazlı Ilıcak, MİT Müsteşarlığı görevinden
istifa ederek seçimlerde AK Parti'den milletvekili adayı olacağı açıklanan
Hakan Fidan için cemaat cephesinin iddialarını köşesinde özetledi. Ilıcak,
Başbakan Ahmet Davutoğlu'na seslendiği yazısında "Davutoğlu, bir hakikati
yavaş yavaş idrak ediyor mu?" diye sordu.
DAVUTOĞLU'NA FİDAN
MESAJI: BAŞBAKAN OLACAK!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hakan Fidan'ı Bakan değil Başbakan
yapacağı iddiasını tekrar eden Nazlı Ilıcak "Tayyip Erdoğan onu
başbakanlığa getirecek. Sadece bakanlık hesabı yapılsa, dışarıdan da
atanabilirdi. Belli ki, başbakanlık koltuğuna oturtulacak." dedi.
"Ahmet Davutoğlu, bir hakikati yavaş yavaş idrak ediyor mu? İçinize
sinmeyen kararları benimser görünmek, boyun eğmek, makamı korumaya yetmiyor.
Erdoğan, başarabilirse ya bir anayasa değişikliğiyle başkanlık sistemini
kuracak ya da kendisiyle daha fazla uyum içinde gördüğü Hakan Fidan’ı başbakan
olarak atayacak. MİT’ten gelen bir kişinin başbakan yapılması, “muhaberat
devletine” doğru gidişi de hızlandıracaktır." diyen Ilıcak, tutuklu
cemaatçi polis şeflerinden Yurt Atayün'ün iddialarına yer verdiği yazısında
Hakan Fidan için ağır suçlamalarda bulundu.
İşte Ilıcak'ın yazısındaki ilgili bölüm:
Hakan Fidan’ın, 7 Şubat’ta müsteşarlıktan istifa etmesi, bu
tarihin önemi dolayısıyla bir mağduriyet ve dolayısıyla bir meşruiyet algısı
yaratmaya yönelik. Halbuki çok ciddi iddialarla karşı karşıyayız. Bugün
cezaevinde bulunan dönemin Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün’ün
açıklamaları var. Hatırlarsınız, Halkalı’da otobüse atılan bir molotofkokteyli
sonucunda Serap Eser isimli bir genç kız hayatını kaybetmişti. Atayün, o KCK
eylemini bilen ve yöneten bölge sorumlusunun MİT elemanı olduğunu ileri
sürüyor. Bu MİT elemanı, kırsalda, HPG (Hêzên Parastina Gel) üyesiymiş; yani
Halk Savunma Güçleri’nin bir elemanıymış.
Atayün devam ediyor: “Biz bu adamı aldık. Ama MİT
görevlileri geldiler, tam konuşacaktı, adamı susturdular. MİT’çilerle görüşünce
susma hakkını kullandı. MİT, eylemi polise haber vermedi; önlemeye çalışmadı.”
Tek örnek bu değil. Başka bilgiler de var. Mesela 2011’de,
Öcalan’ın Kandil’e yazdığı mektup, MİT görevlileri Afet Güneş, Emre Taner ve
dönemin Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Hakan Fidan tarafından Mustafa
Karasu’ya teslim ediliyor. Bu mektupta Öcalan, askeri hazırlıklara devam
edilmesini, pratiğin geliştirilmesini, demokratik özerkliğin ilan edilmesini
istiyor. MİT’çiler, mektubun içeriğini bilmelerine rağmen o yazıyı Mustafa
Karasu’ya veriyorlar. Hemen akabinde Silvan’da 14 şehit haberi geliyor. Ve gene
aynı gün, demokratik özerklik ilan ediliyor.
7 Şubat’ta Savcı Sadrettin Sarıkaya’nın MİT’çileri ifadeye
çağırması, doğrudan Oslo müzakereleriyle ilgili değil; kimse “Bu görüşmeler ne
hakla yapıldı”nın peşine düşmüyor. Ama mesela Serap Eser’in öldürülmesi olayı
var. Otobüse molotofkokteyli atılacağı bilgisi eleman tarafından kime intikal
ettirilmiş? Sözgelimi imzalanan bir mutabakat metninden bahsediliyor. Bu
protokolde, “Kürt milletini temsilen PKK ve Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri”
diye tarafların belirlendiği ileri sürülüyor. Mutabakatta, öz savunma gücü var,
özerklik var vs…
PKK’yı temsil edenlerle görüşebilirsiniz. Ama Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’na ters düşen bir mutabakat metnini, herhalde siyasetle
müzakere etmeden imzalayamazsınız. Nitekim Erdoğan, protokolü kabul etmiyor.
Sonuç, ateşkesin sona ermesi, Silvan’da 14 şehit ve peş peşe gelen terör
eylemleri.
Savcılığa bu şekilde bilgiler ulaşınca, soruşturulması
gerekmez mi? MİT yetkililerine “Nasıl oluyor da KCK’nın içine bu kadar
sızmışken hiçbir bilgi vermediniz” diyemez mi? Serap Eser’in hesabını soramaz
mı? Tutamayacağınız bir mutabakat metninin altına imza atmak neyin nesi?
Nitekim, Oslo’da verilen sözler tutulamadığı için, 2011’den itibaren PKK
eylemlerinde büyük bir patlama meydana geldi; yüzlerce şehidimiz var.
7 Şubat darbe değil adli bir vaka idi. “Ucu Tayyip Erdoğan’a
dokunacaktı” diyenler, herhalde Anayasa’nın 100’üncü maddesinden bihaber.
Başbakan’ı yargılamak için önce TBMM’de bir Soruşturma Komisyonu kuracaksınız;
komisyon ne karar verirse versin Yüce Divan’a göndermek için Genel Kurul’un
salt çoğunluğunun kararı gerekli. Mutlak bir AK Parti hâkimiyetinin bulunduğu
bir TBMM’de, ucu nasıl Başbakan’a dokunacaktı acaba?
Kaynak: Rota Haber
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: