Bazı basın ve sosyal medya mecralarında İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi ve yönetim kurulu üyelerini hedef alan iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yapan oda yönetimi, söz konusu söylemlerin gerçeği yansıtmadığını, kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltmaya yönelik olduğunu vurguladı. Açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yürütülen yapı stoğu envanter çalışmalarının kişisel inisiyatiflerle değil, meclis kararları ve yasal mevzuat çerçevesinde sürdürülen uzun soluklu bir teknik iş birliği olduğu ifade edildi.
İMO İzmir Şubesi, yapı stoğu envanter çalışmalarının ilk kez 2011 yılında başlatıldığını ve kentin deprem riskini azaltmayı hedefleyen bilimsel, nesnel ve planlı bir sürecin parçası olduğunu belirtti. Karşıyaka ilçesinde yürütülmesi planlanan çalışmanın da yıllardır devam eden bu kurumsal iş birliğinin doğal devamı olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca, söz konusu protokollerin herhangi bir kamu görevlisinin kişisel kararıyla değil, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ilgili komisyonlarında görüşülerek, meclis iradesiyle onaylandığı vurgulandı.
Oda yönetimi, yürütülen tüm çalışmaların 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında, ilgili mevzuat, bütçe usulleri ve denetim mekanizmalarıyla tam uyumlu biçimde gerçekleştirildiğini kaydetti. Kamu kaynaklarının kişisel çıkar amacıyla kullanıldığı yönündeki iddiaların ise asılsız ve mesnetsiz olduğu ifade edildi.
İşte İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nden gelen açıklama şöyle:
“Odamız, hiçbir kamu kaynağını kişisel çıkar veya menfaat doğrultusunda kullanmamış, kullanmamaktadır ve kullanmayacaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile imzalanan protokoller tamamen bilimsel ve teknik iş birliği amacı taşımakta olup, tüm süreçler şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir niteliktedir. Yapı stokunun bilimsel yöntemlerle envantere alınması, binaların deprem riskine göre sınıflandırılması ve bu verilerin kamusal planlamaya altlık oluşturması kamu yararının gereğidir. İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, 71 yıldır olduğu gibi bugün de mühendislik bilimini halkın yararına kullanma sorumluluğuyla hareket etmektedir.”
Açıklamada son olarak, gerçek dışı iddialarla kurumun yıpratılmaya çalışılmasının, İzmir’in karşı karşıya olduğu deprem riski gibi hayati konularda yürütülen bilimsel çalışmaları gölgeleme tehlikesi taşıdığına dikkat çekilerek, kamuoyunun doğru ve nesnel bilgiye dayalı tartışmalar yapmasının önemine vurgu yapıldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: