GÜLPERİ TİBİN/ GERÇEK HABERCİ - İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB), İzmir’de gerçekleştirilen korsan taşımacılık faaliyetleri ve paylaşımlı yolculuk olarak bilinen MartıTag kullanımına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. İl düzeyinde faaliyet gösteren 28 şoför odası başkanının katılımıyla düzenlenen toplantıda İESOB Başkanı Yalçın Ata, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Ata, paylaşımlı taşımacılık faaliyetlerine ilişkin düzenlemeyi hedef alarak, bu durumun resmileştirilmek istendiğini ifade etti. Ata, “Bugün burada, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Birliğimize bağlı 28 şoför odası ile birlikte, şehir içi yolcu taşımacılığını doğrudan ilgilendiren ve kamuoyunda ‘paylaşımlı yolculuk’ adı altında yürütülen bir faaliyetin, yeni bir yönetmelik aracılığıyla resmileştirilmek istenmesine ilişkin görüş ve tespitlerimizi kamuoyuyla paylaşmak üzere bulunuyoruz” ifadeleriyle söylerine başladı.

ATA: YETKİ YOKSA DÜZENLEME YOK
Söz konusu meselenin temelinde yetki mevzuat olduğunu belirten Ata, “Öncelikle şunun altını açık ve net biçimde çizmek isteriz; bu mesele, bir ulaşım ihtiyacı ya da yeni bir planlama tercihi meselesi değildir. Bu mesele, yetki ve mevzuat meselesidir. Türkiye'de otomobil ile yolcu taşımacılığının nasıl yapılacağı, hangi araçlarla, hangi izinlerle ve hangi idari şartlar altında gerçekleştirileceği, yürürlükteki mevzuatta açık ve ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu alan, idare ve kurulların takdir yetkisiyle genişletebileceği ya da yeni bir taşıma modeli yaratacağı bir alan değildir. Hukukun temel ilkesi son derece açıktır. İdare, ancak kanunun kendisine verdiği yetkiyi kullanabilir. Yetki yoksa, düzenleme de yoktur” dedi.
UKOME’NİN GÖREVİ ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI PLANLAMAK
Ata, UKOME tarafından yolcu taşımacılığa ilişkin bir yönetmelik düzenlenmesinin hukuken doğru olmadığını belirttiği konuşmasına şöyle devam etti:
“UKOME'nin görevi, mevcut mevzuat çerçevesinde şehir içi ulaşımı planlamak, koordine etmek ve uygulamaktır. İzmir UKOME, kurulduğu günden bu yana çalışmalarını yürürlükteki yasal düzenlemelere bağlı kalarak sürdürmüştür. Bu çerçevede, mevzuatta açık bir karşılığı bulunmayan bir yolcu taşıma modelinin, yönetmelik yoluyla düzenlenmesi veya resmi bir nitelik kazandırılması söz konusu değildir. Dolayısıyla kamuoyuna açıkça ifade etmek isterim ki; mevzuatta yeri olmayan bir yolcu taşımacılığı faaliyetine ilişkin olarak UKOME tarafından bir yönetmelik düzenlenmesi hukuken mümkün değildir. Mevzuatta yer almayan bir taşıma faaliyeti için düzenleme yapılması, idarenin yetki sınırlarıyla bağdaşmamaktadır. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo şudur; mevzuata aykırı bir faaliyet sahada fiilen yürütülmüş, ardından bu faaliyetin devamını sağlamak amacıyla idari bir düzenleme talep edilmiştir. Oysa hukukun işleyişi bunun tam tersidir. Önce kural konur, sonra faaliyet başlar. Önce faaliyet yapılıp, sonradan buna uygun kural talep edilmesi, idare hukuku açısından kabul edilemez. Nitekim söz konusu faaliyet, Emniyet birimleri tarafından sahada yapılan denetimlerde mevzuata aykırı yolcu taşımacılığı kapsamında değerlendirilmekte ve bu nedenle cezai işlemler uygulanmaktadır. Bu uygulamalar, kamu düzeninin korunması ve yolcu güvenliğinin sağlanması açısından son derece yerindedir. Burada esas amaç, yönetmelik çıkarılması yoluyla bu denetimleri etkisiz hale getirerek, başka bir ifadeyle Emniyetin görev yapmasını dolaylı biçimde engellemeye çalışmaktır. Bugün gelinen noktada, mevzuata aykırı olduğu tespit edilen bir faaliyetin, yönetmelik çıkarılması yoluyla hukuki kılıfa sokulmak istendiği görülmektedir. Hiçbir idari kurul, hukuka aykırı bir faaliyeti sonradan hukuka uygun hale getirmek amacıyla kullanılamaz.”
BU MESELE ŞEHİR İÇİ ULAŞIMIN ADİL BİÇİMDE YÜRÜTÜLMESİ MESELESİDİR
Ata, konuşmasını şöyle noktaladı:
“Bu talebin, şehir içi ulaşımda ortaya çıkmış zorunlu bir ihtiyaçtan değil, bir ticari platformun kendi iş modeline uygun hukuki alan yaratma isteğinden kaynaklandığı da açıktır. Benzer bir girişim daha önce İstanbul'da gündeme gelmiş, ancak hukuken mümkün bulunmadığı için kabul görmemiştir. Aynı hukuki gerçekler İzmir için de geçerlidir. İzmir UKOME'de mevcut mevzuata göre hareket edip, karar verecektir. İzmir'de şehir içi yolcu taşımacılığı, ESHOT, İztaşıt, Izdeniz, raylı sistemler, taksi, minibüs, otobüs ve servis taşımacılığı üzerinden, tarifeli, planlı ve denetimli bir yapı içerisinde zaten yürütülmektedir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği olarak buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz; şehrimizin ulaşım sistemi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde korunmaktadır. Mevzuatta yeri olmayan faaliyetlerin, yönetmelik yoluyla yasal gibi gösterilmesine UKOME'nin müsaade etmeyeceğine olan inancım tamdır. Bu mesele yalnızca bir meslek grubunun meselesi değildir. Bu mesele, şehir içi ulaşımın adil, güvenli ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi meselesidir.”
ÖZKAN: SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM
İzmir Şoförler Odası Başkanı Erkan Özkan ise korsan taşımacılık için bir yasa teklifi hazırlanması gerektiğinin altını çizdi. Özkan, konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:
“Bir şahıs, taşeron olarak İzmir’e girmiş ve İzmir’i karıştırma içine girmiştir. Ama geldiği ilin mücadeleci içinde olduğunu farkında değil. Esnafımızın emeğini çalmaya çalışan kişilere karşı duruyoruz. İzmirlilere seslenen istiyorum, bu taşımacılık biçimi korsan taşımacılıktır. Yetkililer gördüğüne ceza uygulanıyor bu da kanunsuz olduğunun kanıtıdır. Ve korsan taşımacılık yapan ve kullanan kardeşlerimizi uyarmak istiyorum. Devlet kurumlarınıza buradan suç duyurunda bulunma istiyorum…. İlgili zat 48 bin imza teslim etti. Bu imzalar, belediyeden istenerek kullananlar ve taşımacılık yapanlar için re’sen geriye dönük olarak cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunuyorum. Bu paylaşımla seyahat eden arkadaşlarımızın mağdur olmaması için kaydın dışına çıkmaları gerek yoksa telafisi mümkün olmayan zararlarla karşılaşacaktır. Bu suç duyurumuzun ilgili mercilerce dikkate alınmalı.”
Yorumlar
Kalan Karakter: