GÜLPERİ TİBİN-GERÇEK HABERCİ-ÖZEL HABER- Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından okullarda başlatılan Ramazan Genelgesi ve laiklik bildirisine yönelik soruşturma, eğitimde laiklikten uzaklaşma tartışmalarının yükselmesine neden olurken yeni bir kriz daha gündemdeki yerini aldı. İzmir’de ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde faaliyet gösteren Tevfik Fikret Okulları’nda Cuma günü müfettişlerin gelerek bazı çalışmalar gerçekleştirdiği öğrenildi. Buna göre müfettişler, ilk okul dördüncü sınıftan liseye kadar her sınıftan iki öğrenci aldı ve öğrencilere din dersinin işlenişi, derste “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret edilip edilmesi” yönünde sorular sordu. Yaşananlar kamuoyunun büyük tepkisine neden oldu. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, “Bu tamamen memleketimizde bürokrasinin, tek adam anlayışına dayalı yönetim sistemine yaranmak adına yanlışlara imza atmaya başladığının açık göstergesidir. Her düzeyde kamu yönetiminde böyle üsttekilere yaranarak yerini sağlamlaştırma kaygısıyla görevini yanlış yapan bürokratların sayısı oldukça çoğaldı” ifadelerini kullandı.

KENDİ İSTİKBALLERİ İÇİN ÇOCUKLARIMIZA RİSK OLUŞTURUYORLAR
Çalık, Milli Eğitim Bakanlığı bürokrasinin çocuklar için risk oluşturmaya başladığını belirtti ve “Bu somut olayda da normalde bütün eğitim yöneticileri bilir ki reşit olmayan çocuğun ifadesi velisinin izni ve refakati olmadan, psikolojik danışman gözetimi olmadan alınmaz imzası alınmaz. Bu somut olayda, ‘Bakın biz sizler için neleri göze alıyoruz’ dercesine göze girmek makam sağlamlaştırmak hedefleniyor. Çocuklarımızı koruması gereken Milli Eğitim bürokrasisi çocuklarımız risk ve tehdit oluşturmaya başladı. Yapılan işlem yasal değil pedagojik değil. Çocuklar neyle karşı karşıya olduklarını bilmeden korkutulmuşlardır. Kendi istikballeri için çocuklarımıza ülkemizin geleceğine risk oluşturuyorlar” diye konuştu.
YAŞANAN İLK SKANDAL DEĞİŞ
Öte yandan yaşananların ilk olmadığını belirten Çalık, tepkilere neden olan Ramazan Genelgesi’ne de değindi. MEB’in siyasi ikballer uğruna toplumu kutuplaştırdığını söyleyen Çalık, değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Bu MEB’te yaşanan ilk skandal da değil. Daha önce kamuoyunu yanlış yönlendirerek okullara bir ramazan genelgesi gönderdiler. Buna karşı çıkanlar sanki dine karşı çıkıyorlarmış gibi açıklamalar yapıldı. Halbuki geçmişten beri bizim bu memleketin aydınlarının da yurttaşlarımızın inancıyla bir problemi olmadı. Bizim karşı çıktığımız yurttaşlarımızın bir arada farklı kültürlere inanç gruplarına sahip insanların yaşadığı yerlerde sadece birinin inancını devlet sahiplenir diğerini ötekilerse bu gerilim oluşturur. Bunu ortadan kaldıracak şey laik değerlerimizdir. Bizim karşı çıktığımız toplumun kutuplaştırılması. Ancak MEB siyasi ikballeri uğruna hem bu olayda hem genelgede toplumun kutuplaştırılması yolunu tercih etmektedir. Bu tercihleri ülkemiz için iyi bir gelecek vaat etmiyor.”
YÖNELİM ÜLKEMİZİ ÇATIŞMAYA SÜRÜKLÜYOR
Çalık, mevcut dönemde yönetimin toplumu birbiriyle çatıştırma hedefinde olduğunu söyleyerek, “İçinde bulunduğumuz dönemin yönelimi akıl bilim uygarlık doğrultulusunda bir yol değil. İçinde bulunduğumuz dönemde memleketin yönetiminde bulunanlar Ortadoğu tipi bir toplum modeline doğru, farklı kimliklerin çatıştığı, birbirini boğazladığı toplum modeline doğru ülkemizi ne yazık ki sürüklüyorlar. Demokratik toplumlarda farklılıkların bir arada yaşaması esastır. Çatışmacı toplumlarda bir kültürün diğerine dayatılması esastır” açıklamasında bulundu.
ELBETTE BİR TEHDİT DİLİ OLARAK KULLANILMIŞTIR
Söz konusu olayın bir gözdağı, bir tehdit olduğunu ifade eden Çalık, değerlendirmelerini şöyle noktaladı:
“Bu bir gözdağı olsa bile elbette, bir toplumun aydınlanmadan, barıştan, barış içinde bir arada yaşamasından yana kesimlere yönelik elbette bir tehdit dili olarak kullanılmıştır. Biz dava açacağız diyerek, ‘Bakın bugüne kadar dava açtıklarımız iflah olmuyor siz de sonunuzu düşünün’ denmek istenmektedir. Ancak şu bir gerçek ki biz bugün için değil ülkemizin çocuklarımızın yarınları için bu kötü gidişe direneceğiz. Bizim ülkemizin geleceği, çatışmacı kutuplaştırıcı bir toplum modelinde değildir. Bir anlayışın diğerine dayatıldığı despotik bir anlayışta değildir. Biz devletin farklı kültürler ve kimlikler içinde herhangi bir tercih yapmadan, hepsinin devleti olduğunu göstererek laiklik içinde geleceğe hep birlik gidebilmek için mücadele ediyoruz. Kim ne derse desin biz hep birlikte kutuplaşmadan çocuklarımızın, ülkemizin geleceği için bu kötü gidişata karşı duracağız. Elbette tehditler yapılıyor bu kötü gidişat karşısında birtakım bedeller deniyor ama bu haksız olmak demek değildir.”
Yorumlar
Kalan Karakter: