Bebekleri tehdit eden ve solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan Respiratuvar Sinsityal Virüs (RSV), sağlık sistemindeki eşitsizlikleri bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırma bulguları, RSV’nin aileler üzerinde ekonomik, sosyal ve duygusal açıdan oluşturduğu ağır yükü tüm yönleriyle ortaya koydu. Hekimler, yoksul ailelerin yaşam koşulları nedeniyle RSV'ye daha açık hale geldiğini söyledi.
El Bebek Gül Bebek Derneği’nin “RSV’yi tanı” başlığıyla bugün düzenlediği toplantıda yapılan araştırma sonucu paylaşıldı. Veriler, RSV’nin yalnızca bir enfeksiyon hastalığı değil, aile sistemini, çalışma hayatını ve ruh sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı meselesi olduğunu gösterdi. El Bebek Gül Bebek Derneği Başkanı Uzm. Psk. İlknur Okay’ın paylaştığı “Ebeveyn gözünden RSV” anketinin sonuçları, fırsat eşitsizliğinin hastalık üzerindeki etkisini net bir şekilde gösterdi. Bin 61 kişiyle yapılan çalışmaya göre, toplumun yüzde 87’si RSV’den habersiz. Ayrıca sosyo-ekonomik durum düştükçe bu habersizliğin ve riskin artması da dikkat çekti.
"HASTALIĞA DAHA AÇIK OLUYORLAR"
Yoksul ailelerin yaşam koşulları nedeniyle hastalığa daha açık olduğunu vurgulayan Okay, sağlık hakkına erişimdeki engelleri şöyle anlattı: "RSV enfeksiyonu geçirmiş çocuklarda zatürre ve bironşiolit daha sık görülüyor. Ayrıca yalnızca prematüre bebekler değil zamanında doğan bebekler de risk altında. Ailelerde aşı karşıtlığından ziyade, imkânsızlık ve bilgiye ulaşamama durumu var. Asgari ücretle geçinen bir aile için, hastanede yatan bir çocuğun yarattığı ekstra maliyet yıkıcı boyutlarda. Hastalanan çocuk olmasına rağmen tüm aile sistemi etkileniyor. Sosyoekonomik durum düştükçe haberdar olma azalıyor. Düşük sosyoekonomik seviyeye sahip olan ailelerin, ki onlar yaşam koşulları nedeniyle bu hastalığa daha açıklar, bilme oranı düşüyor. Asgari ücretle geçinen bir aile için hastanede yatışı olan bir çocuğa harcanan ekstra maliyetin ne kadar sarsıcı olduğunu düşünün, çünkü ülkenin çok büyük bir kısmı asgari ücretle geçindiği için bu durum ailelerin bütçesi üzerinde oldukça etkili. Sosyo-ekonomik statü düştükçe, tamamlayıcı aşı uygulamalarına erişim de düşüyor. Aileler çocuklarına bu aşıları yaptıramıyor."

"SAĞLIK HAKKI SÖZLEŞMEDE KALDI"
Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki “her çocuğun ulaşılabilir en yüksek sağlık standardına sahip olma hakkı” maddesinin Türkiye gerçeğinde karşılık bulmadığını belirten Okay, “Bunu sağlayamıyoruz. Çünkü ekonomik engelleri ortadan kaldıramıyoruz. Birçok hastanede RSV kiti dahi bulunmuyor” ifadelerini kullandı. RSV’nin sağlık sistemine etkisini değerlendiren Cerrahpaşa Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. S. Haluk Özsarı ise “RSV, sadece bir virüs değil, aynı zamanda sağlık sistemleri açısından iyi yönetilmesi gereken hastalık yükü olarak değerlendirilmelidir. Her yıl yüz binin üzerinde hastane yatışına ve giderek artan yoğun bakım ihtiyacına yol açan bu yük, doğru ve zamanında önleyici yaklaşımlarla büyük ölçüde azaltılabilir” dedi.
RSV ile ilgili evrensel bir koruyucu programın bulunmadığını belirten Özsarı, şöyle devam etti: “RSV aile bütçesinde yıkıcı sağlık harcaması olma potansiyeline sahip. Hastalık yükü hafifledikçe fırsat eşitliği de artıyor. Ancak gerekli adımlar atılmadığı sürece, bu tablo ne yazık ki her yıl tekrar etmeye devam edecektir.”
Öte yandan Özsarı kurumların yüzde 88’inde RSV yönetimine yönelik standartlaştırılmış bir protokolün bulunmadığını belirtti. 2019-2023 dönemi 0-5 yaş arası çocuklarda yapılan hastalık yükü çalışmasını paylaşan Özsarı, toplam RSV’li çocuk sayısının 900 bin, RSV ilişkili toplam ölüm sayısının ise 952 olduğunu vurguladı.
2 YAŞINA KADAR HER 10 ÇOCUKTAN 9’U YAKALANIYOR
Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vefik Arıca ise tıbbi tabloya dair verileri paylaştı. 1 yaş altı bebek ölümlerinin üçte birinin RSV kaynaklı olduğunu belirten Arıca, şu uyarılarda bulundu:
“RSV basit bir nezle gibi başlıyor ancak hızla zatürreye dönüşebiliyor. 2 yaşına kadar her 10 çocuktan 9’u bu virüsü kapıyor. Koruyucu antikor iğnesi, acil servis başvurularını yüzde 55 oranında azaltıyor. Ancak bu koruyuculuğa erişim hayati önem taşıyor.”
Çalışma kapsamında hastalanan bebeklerin yüzde 18,5’inin yoğun bakıma alındığı belirtildi. Hastaneye yatış oranları ise yaş grubuna göre şöyle şekillendi:
* 0-3 aylık: Yüzde 61,4
* 4-12 aylık: Yüzde 20,8
* 13-24 aylık: Yüzde 26,7
Yorumlar
Kalan Karakter: