GERÇEK HABERCİ - Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, yerel, ulusal ve uluslararası gündemlere değindi bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamasında Ramazan ayının anlamına da değinen Kılıç, “Ramazan; paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve vicdan muhasebesinin ayıdır. Bu ay, sadece oruç tuttuğumuz değil; hâlimizi, gidişatımızı, adaletimizi sorguladığımız bir aydır. Ancak bugün milletimizin önemli bir kısmı Ramazan’ı buruk karşılamaktadır. Çünkü iftar sofraları her geçen yıl biraz daha küçülmekte, bereket yerini geçim sıkıntısına bırakmaktadır” dedi.
İKTİDAR İÇİN GERÇEKLERİ İNKAR VAKTİ
Kılıç, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Eskiden Ramazan alışverişi bir sevinç vesilesiydi; şimdi birçok aile için ciddi bir hesap meselesi haline gelmiştir. Bugün konuşmamız gereken mesele nettir: Sofradaki yangın büyüyor. Resmi veriler dahi gıda enflasyonunun yüzde 30’ların üzerinde seyrettiğini göstermektedir. Bazı temel ürünlerde artış oranları bunun çok daha üzerindedir. Tarımsal üretici fiyatları yıllık bazda yüzde 40’lara yaklaşmıştır. Girdi maliyetleri; mazot, gübre, yem ve enerji kalemlerinde yüzde 30’un üzerinde artmıştır. Bu tablo ne anlama geliyor? Çiftçi daha toprağı sürerken zarar yazıyor. Besici hayvanını daha beslerken maliyet baskısı altında kalıyor. Esnaf rafına koyduğu ürünü ertesi gün aynı fiyattan yerine koyamıyor. Vatandaş ise pazarda yarım kilo alarak bütçesini dengelemeye çalışıyor. Bugün emekli maaşıyla geçinen bir büyüğümüz, torununa harçlık verirken iki kere düşünüyor. Asgari ücretli bir kardeşimiz ay sonunu getirebilmek için temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalıyor. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Ancak İktidar gerçekleri inkâr etmeye devam ediyor. TÜİK’in enflasyonu hesaplarken yaptığı sepeti kimse bilmiyor. Rakamlarla oynayarak vahameti gizleyebileceklerini sanıyorlar. Ramazan, milletimiz için dayanışma vakti, sahur ve iftar vakti iken, iktidar için gerçekleri inkar vakti olmaya devam edecek gibi görünüyor.”
TARIM BAĞIMSIZLIKTIR
Ayrıca çiftçinin yaşadığı zorluklara da değinen Kılıç, şunları kaydetti:
“Hayat pahalılığı meselesi sadece fiyat artışı meselesi değildir. Bu mesele üretim modelimizin yanlış kurgulanması meselesidir. Uzun süredir ekonomi politikalarında üretim yerine finansal dengeler öncelemektedir. Faiz oranları yükseldikçe kredi maliyetleri artmakta, yatırım iştahı düşmekte, üretim daralmaktadır. Faiz arttığında en çok kim etkilenir? Büyük sermaye değil. Çünkü onun alternatif finansman kanalları vardır. Etkilenen; çiftçi, küçük esnaf, KOBİ ve dar gelirli vatandaştır. Milli Görüş olarak yıllardır şunu söylüyoruz; faize dayalı ekonomi, üretim ekonomisinin alternatifi olamaz. Faiz, paradan para kazanma düzenidir. Oysa bizim medeniyetimizde kazanç; alın teriyle, üretimle ve helal ticaretle olur. Eğer bütçede faiz ödemeleri büyüyorsa, yatırımlar daralıyorsa, tarım destekleri yetersiz kalıyorsa burada bir tercih sorunu vardır. Bugün tarım sektöründe milyonlarca insan üretimden kopmuştur. Son yirmi yılda tarımsal istihdam ciddi oranda azalmıştır. Köyler boşalmakta, gençler toprağa küsmektedir. Çünkü üretimin sürdürülebilirliği kalmamıştır. Mazot pahalı. Gübre pahalı. Yem pahalı. Elektrik pahalı. Buna karşılık ürün fiyatı maliyeti karşılamadığında çiftçi borçla ayakta kalmaya çalışıyor. Birçok küçük aile işletmesi kapanmak zorunda kalıyor. Hayvancılıkta yem maliyetleri toplam giderin yüzde 70’ine yaklaşmış durumdadır. Bu şartlarda üretici nasıl ayakta kalsın? İthalat, günü kurtarmak için bir yöntem olarak uygulanıyor. Oysa ithalat, yerli üreticiyi daha da zayıflatıyor. Bugün et ithal ederek fiyatı bir süre baskılayabilirsiniz; fakat yerli üretim düşerse orta ve uzun vadede daha büyük krizlerle karşılaşırsınız. Tarım sadece ekonomik bir alan değildir. Tarım, gıda güvenliğidir. Tarım, milli güvenliktir. Tarım, bağımsızlıktır. Kendi toprağında üretemeyen bir ülke, ekonomik bağımsızlığını sürdüremez.”
EKONOMİ AHLAKLA BİRLİKTE YÜRÜR
Kılıç, ekonominin düzelmesi için çözümün basit olduğunu belirtti. Faiz yükünün azaltılması ve yatırımı teşvik edecek bir finansman sisteminin kurulması gerektiğine değinen Kılıç, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bizim yaklaşımımız nettir; önce üretim, önce adalet, önce milli kalkınma. Biz çözümün mümkün olduğuna inanıyoruz. Birincisi; ekonomi modeli üretim merkezli hale getirilmelidir. Faiz yükünü azaltacak, yatırımı teşvik edecek bir finansman sistemi kurulmalıdır. Çiftçiye ve üreticiye uzun vadeli, faizsiz kredi imkânı sağlanmalıdır. İkincisi; tarım stratejik sektör ilan edilmelidir. Hangi ürünün nerede, ne kadar üretileceği planlanmalıdır. Devlet alım garantileri netleşmeli, çiftçi önünü görebilmelidir. Üçüncüsü; mazot, gübre ve yem üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Tarımsal girdilerde dışa bağımlılığı azaltacak yerli üretim yatırımları desteklenmelidir. Dördüncüsü; kooperatifçilik güçlendirilmelidir. Üretici ile tüketici arasındaki aracı zinciri kısaltılmalı, fiyat oluşumunda adalet sağlanmalıdır. Beşincisi; kırsal kalkınma politikaları hayata geçirilmelidir. Gençlerimizin köyünde üretim yapabileceği sosyal ve ekonomik şartlar oluşturulmalıdır. Ekonomi sadece teknik bir mesele değildir. Ekonomi ahlakla, vicdanla, adaletle birlikte yürür. Eğer bir ülkede gelir dağılımı bozuluyorsa, zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyorsa orada sosyal huzur zedelenir. Biz istiyoruz ki; hiçbir anne mutfakta mahcup olmasın. Hiçbir baba çocuğuna ‘alamam’ demek zorunda kalmasın. Hiçbir çiftçi toprağını terk etmesin. Hiçbir genç umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye’nin potansiyeli vardır. Toprağı bereketlidir. Çalışkan insan gücüne sahiptir. Doğru planlama ve adil bir ekonomi anlayışıyla bu sorunları aşmak mümkündür. Ramazan ayı bize paylaşmayı ve adaleti hatırlatır. Biz de diyoruz ki; ekonomide de paylaşım ve adalet hâkim olmalıdır. Faizin değil üretimin, rantın değil emeğin, ithalatın değil yerli kalkınmanın kazandığı bir Türkiye mümkündür.”
ÇİFTÇİMİZ AFET KARŞISINDA YALNIZ BIRAKILMAMALIDIR
Yağışlarla birlikte Antalya’da meydana gelen taşkınlara da değinen Kılıç, üreticilerin yaşadığı zararı vurguladı. Kılıç, şöyle konuştu:
“Burada özellikle Antalya ve çevre illerde son dönemde yaşanan su taşkınlarına da dikkat çekmek istiyorum. Bölgede meydana gelen yoğun yağışlar sonucu birçok mahallede evler ve iş yerleri su altında kalmış, seralar zarar görmüş, üreticilerimiz büyük kayıplar yaşamıştır. Akdeniz bölgemiz, Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biridir. Seracılığın kalbi olan bu şehirde yaşanan her afet, yalnızca yerel değil ulusal bir ekonomik etki doğurmaktadır. Yaşanan bu taşkınlar bize bir gerçeği bir kez daha göstermiştir; altyapı planlaması ve şehirleşme politikaları iklim şartlarına uygun şekilde yeniden ele alınmalıdır. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, yağmur suyu drenaj sistemlerinin yetersizliği ve plansız şehirleşme bu tür afetlerin etkisini artırmaktadır. Afet sonrası yaraların sarılması elbette önemlidir; ancak asıl olan, afet olmadan tedbir almaktır. Antalya ve çevre illerimizdeki üreticilerimizin zararlarının süratle tespit edilmesi, hasar gören seralar için hibe ve düşük maliyetli finansman sağlanması, tarım sigortası sisteminin güçlendirilmesi gerekmektedir. Çiftçimiz afet karşısında yalnız bırakılmamalıdır. Önce insan, önce adalet, önce üretim.”
GAZZE YALNIZ DEĞİLDİR
Son olarak Gazze’de yaşananlara ilişkin de konuşan Kılıç, açıklamasını şöyle noktaladı:
“Ramazan ayına giriyoruz. Yarın akşam ilk teravih ve ilk sahurumuzu eda edeceğiz. Sofralarımızı, geçim sıkıntısını konuşuyoruz; ancak bir de bugün iftar sofrası kuramayan kardeşlerimiz var. Başta Gazze olmak üzere Filistin’de yaşananlar, insanlığın vicdan imtihanıdır. On binlerce masum şehit edilmiş, kadınlar ve çocuklar bombardıman altında yaşam mücadelesi vermektedir. Temiz suya, gıdaya, ilaca erişim büyük ölçüde kısıtlıdır. Gazze’de insanlar Ramazan’ı yıkıntılar arasında karşılamaktadır. Bu tablo karşısında susmak mümkün değildir. Ancak adına uygar denilen dünya, İsrail’in soykırımına sessiz kalmayı sürdürmektedir. Biz, zulme sessiz kalanların iki yüzlü tavrını ifşa etmeye devam edeceğiz. Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında durmak, mazlum kim olursa olsun yanında olmak inancımızın ve insanlığımızın gereğidir. Gazze meselesi sadece bir dış politika başlığı değil; adalet, vicdan ve insan hakları meselesidir. Gazze yalnız değildir. Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Afrika’da ve savaş bölgelerinde zulüm ve yoksullukla mücadele eden tüm mazlumlar için de aynı hassasiyeti taşımak zorundayız. Bu Ramazan’da dualarımız Gazze için, Filistin için ve tüm mazlum coğrafyalar içindir. Cenab-ı Allah’tan niyazımız; zulmün sona ermesi, akan kanın durması ve adaletin hâkim olmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan-ı Şerif’in milletimize, İslam alemine ve bütün insanlığa huzur ve bereket getirmesini diliyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.”
Saadet Partili Kılıç: “İktidar gerçekleri inkâr etmeye devam ediyor”
Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, gerçekleştirdiği basın açıklamasında yerel, ulusal ve uluslararası konuları değerlendirdi. Ülke genelinde yaşanan enflasyon artışına dikkat çeken Kılıç, ildeki altyapı sorunlarına da değindi.
Yayınlanma :
17.02.2026 15:50
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: