GÜLPERİ TİBİN/ GERÇEK HABERCİ/ ÖZEL HABER - İzmir’in yerel sorunlarından olan ve gündemdeki yerini uzun yıllardır koruyan İzmir Körfezi kirliğine ilişkin tartışmalar devam ediyor. AK Parti’nin İzmirli siyasetçileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni körfez kirliliği üzerinden hedef alırken, Büyükşehir yönetimi ise hükümetin gerekli ve yeterli desteği vermediğini belirtiyor. Öte yandan temiz körfez tartışmalarıyla ilgili olarak Gediz Nehri’nin kirliliği de gündeme geldi. Kütahya’dan doğan, Manisa’dan geçerek İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Nehri’nde, sanayi bölgelerinden yapılan atık su deşarjı ve evsel atıkların nehre bırakılması nedeniyle derin bir kirlilik görülüyor. Menemen ovasındaki tarımı ve Kuş Cenneti’ni de besleyen nehre ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı’na ait raporlarda, suyun yüksek oranda tuzlu ve ağır metaller barındırdığı kaydedildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım komisyonu Başkan Yardımcısı ve Menemen Belediye Meclisi CHP Grubu Üyesi Erdal Karagöz, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin etkilerine ilişkin GERÇEK HABERCİ’ye değerlendirmelerde bulundu. Karagöz, “Bugün Körfezi de tarımı da birinci derecede zehirleyen Gediz Nehri’dir. Bizim belamız, zehrimiz belli” dedi. Ayrıca Karagöz, İzmir Valisi Süleyman Elban’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği basın açıklamasında Gediz Nehri’ne ilişkin “Merkezi hükümet boyutunda ciddi tedbirler alındığını görüyoruz. Bizim sınırlarımıza girdiği andan itibaren deltaya dönüşüyor zaten çok tehdidi de yok” ifadelerini de değerlendirdi.

TEHLİKESİ YOKSA VERİM NEDEN DÜŞÜK?
Karagöz, Vali Elban’ın nehirle ilgili açıklamalarına ilişkin, “Tehlikesi yoksa buradaki tarım arazilerinin nedeni ne? En azından yüzde 40’a yakın verim düşüklüğü var. Sebze yetişmiyor artık. Gediz Nehri’ndeki suyla sulanan araziden elde edilen verimin düşüklüğü belli oluyor zaten” dedi. Gediz Nehri’nden gelen suyla sulanan arazilerde, ağır metalin toprağa işlediğini ve ilerleyen zamanlarda bölgedeki tarımın yok olabileceğini belirten Karagöz, konuşmasında şunları kaydetti:

“Gediz Nehri’nden sulanan araziyle artezyenden sulanan arazinin verimini karşılaştırınca, artezyenden sulanan arazi verimi yüzde 80 -90’lara varan verim alınırken Gediz’den sulanan topraktan yüzde 30 – 40 verim alabiliyorsun. Bir taraftan da toprak yapısı bozuluyor. Ağır metaller toprağa işliyor, toprağın vasfı bozuluyor ve bu topraklar kolay kolay ürün vermeye de yanaşmayacak ilerleyen günlerde. Birkaç sene içinde belki belli etmez ama 3 – 4 yıl içinde o tarla ürün vermemeye başlar artık. O tarlayı kaybetmemek için çeltik izni verilmeli ve toprak 6 ay boyunca temiz suyla yıkanmalı. Gediz Nehri’nden alınan numunelerin sonuçlarına baktığımız zaman ağır metal, bor ve tuz var. Yani fazla tuzlu yemeği insan da yiyemez değil mi? Bitki de öyle. Onun aynısı toprağa veriliyor ve topraktaki faydalı minerallerin ölmesine neden oluyor. Bunlar nasıl göz ardı edilebilir? Şu anda bile Gediz Nehrinin içinde gelen suda ağır metal var, daha 20 gün önce aldığımız numunenin sonuçları bunlar. Bu tür bilgileri Vali Bey’e vermek lazım, Vali Beyi Menemen’e getirmek lazım.” 
SADECE MENEMEN’İ DEĞİL İSTANBUL’DAKİ İNSANLARI DA ZEHİRLİYORSUNUZ
Karagöz, Menemen Ovası’nda gerçekleştirilen tarımla birlikte ürünlerin, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli bölgelerine dağıtıldığını belirtti. Gediz Nehri’nin beslediği ovadan hasat edilen ürünler aracılığıyla ‘İstanbul’daki insanların da zehirlendiğini’ anlatan Karagöz, şöyle devam etti:
“Menemen ovası Türkiye’nin dördüncü büyük ovası. Sadece menemen bölgesine hitap etmiyor. Menemen 250 bin dekar tarımsal alanı olan, bunun da 165 bin dekarı sulanabilir olan bir alan. Türkiye’nin 4’üncü büyük ovası. Bu ovaya bu kadar yüzeysel bakılır mı? İstanbul’a pırasa, lahana, karnabahar Menemen’den gidiyor. Siz Menemen değil sadece İstanbul’daki insanları da zehirliyorsunuz. Bu sadece İzmir’in değil Türkiye’nin gündemi olmalı çünkü Türkiye’ye buradan sebze meyve çıkıyor. Bugün Körfezi de tarımı da birinci derecede zehirleyen Gediz Nehri’dir. Bizim belamız, zehrimiz belli. Bunları biliyorsunuz devlet olarak hükümet olarak neden çözüm yolu bulmaya gitmiyorsunuz? Menemen’in güzelim tarım arazilerini zehirliyorsunuz, kesin bunun önünü.”

ŞU ANDA GEDİZ NEHRİ’NDE CANLI YOK
Gediz Nehri’nin çevredeki canlılara da zarar verdiğini belirten Karagöz, nehir yakınlarındaki kamışların kuruduğunu ve balıklarla kurbağaların öldüğünü ifade etti. Ayrıca Karagöz, nehirdeki kirliliğin İzmir’in önemli değerlerinden olan Kuş Cenneti’ni de olumsuz yönde etkilediğini ve bölgedeki flamingoların da kirlilik nedeniyle ölebileceğini, genetik yapılarının değişebileceğini kaydetti. Karagöz, “Kanal kenarında, Gediz yakınlarında olan kamışlar kuruyor. Balıklar öldü, kurbağalar da öldü. Balık ve kurbağanın dahi öldüğü suda hayat var mıdır? Canlı yok şu ana Gediz Nehri’nde. Bizim güzergahımızda bulunan büyükbaş hayvanların su ihtiyacı da Gediz Nehri’nden karşılanıyordu. Şu anda hayvanlar bu suyu içmiyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay 6 tane gölet yaptırdı geçen sene, hayvanlar o suyu içiyor. Ayrıca bu su Kuş Cenneti’ne de geçiyor. Yarın bir gün buradaki kuşlar, flamingolar ölürse sebebi bu hükümettir” dedi.

KÖRFEZİN SORUNU GEDİZ’İN KİRLİLİĞİ
Öte yandan İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin temel kaynaklarından birinin de Gediz Nehri olduğunu ifade eden Karagöz, nehir temizlenmeden körfezde temizliğin sağlanamayacağını belirtti. Karagöz, nehir yatağı üzerinde yaklaşık 230 tane fabrika olduğunu, fabrikaların Gediz’e devamlı olarak su boşalttığını ifade etti. Karagöz, şöyle konuştu:
“İzmir Körfezi’nin sorunu da Gediz Nehri’nin kirliliği. Gediz Nehri temizlenmeden İzmir Körfezi temizlenemez. Biz geçen 20 bilim adamıyla alanda incelemelerde bulunduk. Onlar da Gediz Nehri’ndeki kirlilik giderilmeden İzmir Körfezi’nin temizlenmesinin mümkün olmadığını söylediler. Gediz temizlenmeden Körfezi temizlemek için harekete geçmeye bile gerek yok. Bu yatak üzerinde yaklaşık 220 – 230 tane fabrika var. Bu fabrikalar devamlı olarak Gediz yatağına su boşaltıyor. İZBAŞ da dahil. Bu suların ölçümünü yaptık, saniyede yaklaşık 7 buçuk metreküp su geçiyor. Bu suyun yarısı tarımda kullanılıyor, yarısı da Kuş Cenneti’ne gidiyor. Düşünebiliyor musunuz? Gediz Nehri’nin kontörlüğünü yapacak olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İzmir İl Müdürlüğü. Ancak bizim baskılarımız sonrasında bundan 15 gün önce bir ceza yazıldı fabrikalara. Gediz yatağı üzerinde sadece ve sadece 125 tane zeytinyağı fabrikası var. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Komisyonu olarak Gediz yatağı üzerinde baraja kadar gidip geldik ve fabrikaları tespit ettik. Bu fabrikaların atıkları Gediz Nehri’ne boşaltılıyor. Kemalpaşa, Muradiye, Manisa Merkez, Kemalpaşa Nif Çayı, bu yatak üzerine bunların attığı su Menemen’e geldiğinde saniyede 7 buçuk metreküp yapıyor. Bu çok korkunç bir rakam. Biz tarım komisyonu olarak Cemil Başkan bize bu konuda her türlü talimatı veriyor, kendisi de bu konuda çok hassas. Bu mücadelemizin sonunda da son 15 – 20 gündür yaklaşık olarak yazılan cezalar var. Belediyelere de yazılan cezalar var, sanayiye de yazılan cezalar var.”
Gediz Nehri’nin kirliliğiyle ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı’nın sorumlu ve suçlu olduğunu söyleyen Karagöz, hükümete tepki gösterdi. Van Gölü ve İznik Gölü için yapılan temizlik çalışmalarını örnek gösteren Karagöz, neden Gediz Nehri’nin temizliği için destek verilmediğini sordu. Karagöz, “Burada da en büyük suçlulardan biri Çevre Şehircilik Bakanlığı biri de Tarım Bakanlığı. Tek sorumlu ve suçlu bunlardır. Siz bu kadar fabrikaya müdahale edemiyor musunuz? Farklı bir alternatif düşünelim, ayrı bir drenaj kanalı yapıp oraya bir arıtma yapıp arıtmadan sonra da suyu tarımda kullanabiliriz. Neden bu fabrikaların Gediz’e attığı kirli suyu arıtmak için bir şey yapmıyorsunuz? Van Gölü’nü, İznik Gölü’nü temizliyorsunuz ama Gediz Nehri’ne geldiği zaman destek vermiyorsunuz. Neden? Sonu İzmir olduğu için mi? Hükümet tarafından Gediz Nehri’nde sorunun çözümüne ilişkin bir çalışma yok. Ceza yazıyorlar onu da bizim baskılarımızla yapıyorlar” diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: