Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, kamuoyunu meşgul eden fon vurgunu soruşturmasına ilişkin AK Parti kulislerinden edindiği bilgileri paylaştı. Şık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan sunumların detaylarını aktarırken, soruşturmanın Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten Yargıtay üyelerine kadar geniş bir daireyi kapsadığını iddia etti.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın üzeri çizildi
Şık, skandalın ortaya çıkmasının ardından ekonomi kurmayları ve Adalet Bakanlığı bürokrasisinin Erdoğan’a sistemin işleyişini anlatan sunumlar yaptığını belirtti. Bu sunumlarda eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın sisteme dahil olma sürecinin belgeleriyle sunulduğunu savunan Şık, Erdoğan’ın bu duruma tepkisini ve Kaya ile ilgili aldığı mesafeyi aktardı.
Şık, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bu gece çoğu AK Parti içinden biraz kulis bilgisiyle vaktinizi alacağım. Soygunun ortaya çıkmasından sonra bilgi sahibi olmadığı konuyu anlamaya çalışan Erdoğan’a ekonomi kurmayları sistemin nasıl işlediğine dair sunumlar yaptı. Adalet Bakanlığı en tepe bürokrasisi tarafından yapılan sunumda da Fatma Betül Sayan Kaya’nın sistemin içine nasıl dahil olduğunu ve neler yaptığı belgeleriyle anlatıldı. Çekirdek ailesinden sonra gelen halkada bulunan değer verdiği ailelerden gelen bir isim olan Kaya’nın adının karışmasına çok sinirlenen Erdoğan öylece Sayan’ın üzerini çizdi. “Bir rezilliğe bulaştık yakalandık” diye değil neden kendisinin kurban seçildiğini düşünen ve kendi mahallesi tarafından vebalı muamelesi gören Fatma Betül Sayan Kaya’nın görüşme talebi de Recep Tayyip Erdoğan tarafından reddedildi.”
Nihat Zeybekci ve Hayati Yazıcı iddiaları
Sunumlarda Nihat Zeybekci’nin isminin başta şüpheli olarak geçtiğini ancak sonrasında dolandırılanlar arasında olduğunun anlaşıldığını öne süren Şık, konunun Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı üzerinden devam ettiğini yazdı. Mustafa Yazıcı’nın mal varlığına konulan tedbirin kaldırılmasındaki usulsüzlüklere dikkat çeken Şık, Adalet Bakanlığı bürokrasisinin bu süreçteki rolüne işaret etti.
Şık açıklamalarına şöyle devam etti:
“Adalet Bakanlığının sunumunda Nihat Zeybekçi’nin adı da “şüpheli” olarak gündeme getirildi. Ancak Erdoğan’a yakın bazı isimlerin uyarısı üzerine konunun araştırıldığı, kendisiyle görüşülmesinin ardından Zeybekçi’nin dolandırılanlar arasında olduğu anlaşıldı. Ancak kısa süre sonra oğlu Mustafa Yazıcı’nın şüpheliler arasına katılmasıyla konu Hayati Yazıcı’ya uzandı. Mustafa Yazıcı’nın malvarlıklarına tedbir konulması kararı alınmadan önce Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sorularak onay alındığı ancak uygulanan tedbir kararının birkaç saat içinde kaldırılmasında ise Gürlek’e sorulmadan yapıldığını da ekleyelim. Fatma Betül Sayan Kaya’nın fonlardan vurgun yaptığının belgesinin sızdırılmasının Adalet Bakanlığı bürokrasisi üzerinden olunduğunda ortak kanaat var. Aynı şekilde yine Adalet Bakanlığı bürokrasisinin sızdırmaları olduğu düşünülen Nihat Zeybekçi’nin fonlarda dolandırılanlar arasında olduğu ve Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığı üzerinde tedbir kararı alınması gibi uygulamaların da AK Parti içine mesaj verme amaca taşıdığı düşünülüyor.”
Yargıtay üyeleri ve Batuhan Mumcu dosyası
Soruşturmanın derinleştiğini ve yüksek yargı mensuplarını da kapsadığını belirten Şık, 400 bin TL ile 160 milyon TL arasında kazanç elde eden Yargıtay üyelerinin tespit edildiğini iddia etti. Ayrıca eski Kültür Bakan Yardımcısı ve mevcut BTK üyesi Batuhan Mumcu’nun Bulls Yatırım’daki ortaklığı üzerinden soruşturmanın büyüme endişesi taşıdığını dile getirdi.
Şık, konunun diğer boyutlarını şu sözlerle anlattı:
“Fon soygununa bulaşanlar arasında AK Parti ve devlet bürokrasisi içinden önemli isimlerin de olduğu bilgisi Recep Tayyip Erdoğan’a iletildi. Sorunu temizlemenin ve kontrolünü ele almanın çok zor olduğu düşünülüyor. Bugüne kadar konuşulanlar dışında AK Parti ve devlet bürokrasisinin tepsine doğru uzanan çok sayıda isim belirlenmiş durumda. Mesela kendi adıyla değil bir yakını üzerinden fon soygun sistemine dahil olan bir üst düzey AK Parti’linin ismi, o yakınının kendisine yaptığı yüklü miktarda EFT havaleler üzerinden tespit edildi. Bazı isimlerin yurtdışına para aktardığı ya da elde ettikleri kazancı başta Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yatırıma dönüştürdüğü de belirlendi. Fon vurgununda bazı Yargıtay üyelerinin de ismine ulaşıldı. 400 bin ile 160 milyon TL bandında kâr elde eden Yargıtay üyelerinin isimleri tespit edildi. Fon soygununa adı karışan şirketlerden Bulls Yatırımın, Enver Çevik ve Kemal Akkaya ile birlikte ortakları arasında eşi Neslihan Mumcu’nun da olduğu eski Kültür Bakan Yardımcısı ve şimdiki BTK üyesi Batuhan Mumcu da AK Parti’de dikkatlerin üzerinde toplandığı isimlerden. Her ne kadar kurulan sistem içinde “alt kadro” olarak görüldüğü belirtilse de Mumcu’nun üzerine gidilmesi halinde konunun nereye varacağı ve hangi üst düzey isimleri kapsayacağı bilindiği için ciddi endişe var. Bu şekilde ne kadar kontrol altında tutulacağı da belirsiz. En çok çaba harcanan konu AK Parti’li üst düzey isimlerin sızmamasıyla ilgili.”
Erdin Özel’in korunması ve Akın Gürlek eleştirisi
Sisteme dahil olan kişileri organize eden kişi olarak Erdin Özel’in ismini telaffuz eden Şık, Özel’in uzun süre korunduğunu ve sonradan tutuklandığını hatırlattı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in geçmişte Fethullahçı yapıyla benzer taktikler izlediğini öne süren Şık, Gürlek’in şüphelilerle olan ilişkilerine dair sorularının cevapsız kaldığını belirtti.
Şık, son bölümde şunları kaydetti:
“AK Parti ve devlet bürokratlarının para zaafları görerek iştahını açıp sisteme dahil eden kişi olarak Erdin Özel’in simi telaffuz ediliyor. “Konuşmaması gerekenler arasında” diye kodlanan Erdin Özel, Tera’ya ait şirketlerde yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen tuhaf biçimde adli kontrol kararı uygulanarak serbest kalmıştı. Erdin Özel’e sağlanan bu koruma Fatma Betül Sayan Kaya ifşa olana dek sürdü ve ardından tutuklandı. Erdin Özel’i kim ya da kimlerin korumaya çalıştığı ise hala ortaya çıkmadı. En son Mersin operasyonunda gördüğümüz üzere muhalefete yönelik her türlü operasyonun görüntü ve bilgileri Mehmet Kap sahte kimliğiyle Furkan Torlak’ın yönettiği trol+medya organize suç şebekesine sızdırılırken Erdin Özel’in ifadelerine ise hâlâ kimse ulaşamadı. Fon soygununun, Erdoğan’ın “Atlatalım” dediği kaybettireceği görüşü hakim. Bu yüzden çeşitli örtbas etme girişimleriyle seçimlerin olabilecek en geç zamanda erkene alınarak yapılması fikri daha belirginleşmiş halde. Ülke gündemini belirlemek (Fon soygunu uluslararası finans kuruluşunun raporuyla patladı) konusunda olduğu kadar değiştirmek konusunda da hayli mahir olduğunu iktidarı süresince çeşitli biçimlerde kanıtlayan AK Parti’nin ne tür hamlelerle bunu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini zaman içinde anlayacağız. Fethullahçı çete, AK Parti ile iktidara ortak olduğu zamanda kumpas soruşturmalarında önlerindeki engelleri temizlemek için Recep Tayyip Erdoğan’ı, kendisi ve ailesine ilişkin çok sayıda sahte suikast raporlarıyla rehine haline getirmişti. Akın Gürlek’te bu Fethullahçı çete taktiğini, Adalet Bakanı koltuğuna oturtulmasından sonra AK Parti’li olarak bilinen bazı isimlere karşı yapılan operasyonlarla uyguladı. Erdoğan’ın etrafını “temizleyerek” güç kazandı. Kendisinden önce de “En sıkı ve güvenilir Erdoğancı görünen” aralarında bakanların da olduğu birçok ismin şu an esamisi okunmuyor. Gürlek de kendisinden öncekilerin başlarına gelenlerin deneyimiyle hareket edip kendini sağlama aldığını düşünüyor olabilir ama AK Parti ve bürokrasi içinde Erdoğan’ın belirlediği alanın sınırları içinde ve onun tanıdığı süre kadar güce sahip olunabileceğini zamanla anlayacaktır.”