Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Gündemde, kamuoyunda "fon krizi" olarak adlandırılan sermaye piyasası dalgalanmalarına dair muhalefet partilerinin grup önerileri yer aldı. Yeni Yol Partisi, İYİ Parti, YENİ Parti ve DEM Parti tarafından sunulan önergeler görüşüldü ancak AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Yeni Yol Partisi'nden şeffaf soruşturma çağrısı
Yeni Yol Partisi Grubu, finansal manipülasyon iddialarının, organize suç ağlarının ve siyasi uzantıların araştırılması amacıyla önerge verdi. Önerge üzerine konuşan Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, Meclis'in acilen bir araştırma komisyonu kurması gerektiğini vurguladı. Kısacık, milletin parasının iadesini talep ederken şu ifadeleri kullandı:
“Hani diyorsunuz ya: 'İşin sonu nereye kadar giderse gitsin...', sonu nereye kadar giderse gitsin izlemeli, şeffaf bir şekilde millete bilgi vermeli ve milletin parasını, o çalınan parasını, iç edilen parasını, gasbedilen parasını, alın terini, emeğini bir an önce vermeli”
Ak Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun komisyona ilişkin eleştirilerine yanıt veren Kısacık, iktidarın araştırma yapmaktan kaçtığını öne sürdü:
“Sayın Akbaşoğlu'nu şok içinde izledim yani bir araştırma komisyonu kurmaktan bu kadar mı kaçılır ya? Nedir ya? İlk önce sizin gelip hemen bunu araştıralım demeniz lazım. Eğer egemenlik kayıtsız, şartsız milletinse millet adına biz milletvekilleri olarak ilk önce böyle bir tarihi vurguna hemen araştırma önergesi, bugün bunun çalışması lazımdı. Bu Meclis'in bir onuru var, bir şerefi var, bir haysiyeti var, yeter, bu kadar da olmaz”
İYİ Parti yatırımcı mağduriyetlerini dile getirdi
İYİ Parti Grubu ise manipülasyon ve siyasi nüfuz kullanılarak haksız kazanç sağlandığı iddialarının incelenmesini istedi. Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, 455 bin bireysel yatırımcının mağdur olduğunu belirterek iktidara seslendi:
“Yüce Türk milleti ve biz bu konuda sizden -cek'li, -cak'lı cümleler değil, sadece icraat görmek istiyoruz. O icraatların da doğru ve yerinde olmasını talep ediyoruz. Ayrıca, bu sınırlı etki tanımını kim yaptı, neyi baz alarak yaptı, sınırı neye koydu onu anlamak da mümkün değil. Türk milletinin devletine güvenerek yatırım tercihi olarak gördüğü sermaye piyasalarında 455 bin bireysel yatırımcı mağdur. Bu piyasada 6,5 milyon yatırımcı var. Yaşanan bu durumla da inançlı mülkiyet esasını inançsız mülkiyet esasına çevirmek sizce sınırlı bir etki mi sayılıyor?”
DEM Parti'den sert eleştiriler
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukcu, Varlık Fonu'nun kapatılması gerektiğini savunurken hükümeti ağır sözlerle eleştirdi. Konukcu, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ülkeyi soygunculardan soyguncu beğen, soygunlardan soygun beğen memleketi haline çevirdiniz. Halkın kaynaklarını yandaşa aktarıyorsunuz. Yolları, köprüleri satmalara doyamadınız, yeni satışlar yolda. Emekçiyi açlık sınırının altında çalıştırarak bir diğer soygunun önünü açıyorsunuz. Halkın parasıyla oluşturulan bütçeyi faizcilere peşkeş çekerek emeklileri de açlığa, ölüme mahkum ederek soygunlarınızı daha da derinleştiriyorsun”
Konukcu, sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu fonları işleten, bunlardan fahiş kârlar elde edenlerin mal varlıklarına el konmalı ve fon mağdurlarına bu aktarılmalıdır. Bunun başka yolu yoktur, bütün sorumlular tek tek hesap vermelidir. Şurası açık ki, saray faşizmi yenilmedikçe bu soygun düzeni kaçınılmazdır. Halkın alın terini çalmayı kariyer edinmişsiniz kendinize. Mutlaka bir gün hesap vereceksiniz. Canımızı, emeğimizi, alın terimizi, seçme ve seçilme hakkımızı, özgürlüklerimizi koruyabilmek için bu saray rejimine gelin hep beraber son verelim. Kendi hayatlarımızı sarayın elinden alalım, ipleri kendi elimize alalım ve yaşanabilecek bir ülkeyi hep birlikte dayanışmayla ve direnişle kuralım.”
YENİ Parti sistemdeki aksaklıkları sorguladı
YENİ Parti Muğla Milletvekili Gizem Özcan da lisanslı kuruluşlara duyulan güvenin suistimal edildiğini belirtti. Özcan, küçük yatırımcının birikimlerinin nasıl transfer edildiğinin araştırılması gerektiğini ifade etti:
“Birikimini kaybeden insanların hakkını, kamu kurumlarının sorumluluğunu konuşuyoruz. Ev almak için para biriktirenlerin, emekliliğinde kimseye muhtaç olmamak isteyenlerin yaşadığı mağduriyeti konuşuyoruz. Bu insanlar paralarını sokakta karşılaştıkları birine teslim etmediler. Lisanslı kuruluşlara, denetlendiğine inandıkları yatırım fonlarına yatırdılar. Karşılarında bir kamu otoritesi olduğunu düşündüler”
Özcan, piyasadaki koordineli işlemlere dikkat çekerek şu soruları sordu:
“Piyasa derinliği sınırlı bazı hisseleri belirli fonlar üzerinden yoğun ve koordineli işlemlerle yükseltildiği, ardından bu hisseleri taşıyan fonların daha geniş yatırımcılara pazarlandığı ileri sürülüyor. Peki böyle bir yapı kurulmuşsa nasıl işlemiş olabilir? Önce belirli hisselerin fiyatları yükseltiliyor. Bu hisseleri taşıyan fonlar yüksek gelirleriyle dikkat çekiyor. Sosyal medyada başarı hikayeleri anlatılıyor. Vatandaşlar bu getirilere ve lisanslı kuruluşlara güvenerek sisteme giriyor. Araştırılması gereken tam da şudur. İlk girenler sonradan gelenlerin parasıyla olağanüstü kazanç elde ederek sistemden çıktı mı? Küçük yatırımcının birikimi bağlantılı hesaplara aktarıldı mı? Bunların cevabını söylentilerden öğrenemeyiz. İşlem kayıtlarını, para hareketlerini, hesaplar arasındaki ilişkileri incelemeliyiz. Fonları ilk kim finanse etti? Hangi hisseler kimden alındı? Kim hangi tarihte ne kadar kazançla çıktı?”
Yapılan oylamalar sonucunda muhalefet partilerinin tüm araştırma önergeleri reddedildi.