Bugün bir röportaj ile başlangıç yapacağım. Ki benim için önemli bir röportaj bu.
Yıllardır insanlar için bir mücadele veriyorum. 10 yılı aşkındır, bir derneğe veya vakfa vs bağlı olmaksızın bazen yanlız, bazen de dostlarımla birlikte dil, din, ırk ayırt etmeksizin ihtiyaç sahipleri için elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum. Bir çok güzel insanla tanıştım bu süreçte ve bir çok kardeşim oldu her dilden ve her ırktan. Ki en büyük kazanç budur benim için.
İşte bugün bu süreçte hayatıma giren ve iyi ki hayatıma dahil olmuş dediğim manevi oğlum, biriciğim Celil Altınel ile yaptığım röportajı paylaşacağım sizlerle. Ki kendisini ben doğurmamış olsam da, öz oğlumdur benim.

Neden Celil?
Celil eskiden toplumun tabiriyle bir sokak çocuğu idi. Bizlerin onla yolu sokakta kesişti. Konforlu ev ve hayatlarında yaşamını idame edenlerin ve konforundan taviz vermeyenlerin asla kaldıramayacağı bir hayat yaşadı Celil. Artı, bir süredir hapishanedeydi (Nedenini, sonrasını konuşacağız), infaz indirim yasasıyla tahliye edildi. Celil ile hem “Sokak çocuğu” kavramını yatıracağız masaya, hem de cezaevinden/tahliye sürecinden/infaz indirim yasasından bahsedeceğiz.

Sokakların doğurmadığı ama bir şekilde sokağa hapsedilen ve bu yetmezmiş gibi tehlikeli/pis gözüyle bakılıp uzak durulan çocuklardan birinin hikayesidir bu anlatacağımız...
- Merhaba Celil. Öncelikle geçmiş olsun. İstersen en baştan başlayalım seninle. Zor bir çocukluk geçirdin. Bir çok insanın kaldıramayacağı şeyleri sen bizzat yaşadın. Bize biraz çocukluğundan, aile ortamından bahseder misin?
Aslında pek çocukluk yaşadığım söylenemez. Çocukluğuma dair çocuklara özgü hiçbir anım yok. Annem ben 1 yaşındayken babamdan ayrılmış ve gitmiş. O yüzden annemi hiç görmedim. 1 buçuk yaşımdayken babam bir başkasıyla evlenmiş ama üvey annem beni istememiş ve bundan dolayı beni yetiştirme yurduna vermişler. Şuan nasıldır bilmiyorum ama o zamanlar yetiştirme yurtları berbattı. Işkence yuvasıydı adeta. Ya bakıcılardan ya da bazı abilerden dayak yiyorduk hep. Ben 6 yaşındayken, artık anne ve babasız olmak istemiyor, babamın yanına gitmek istiyordum. Kaçıp eve gitmeyi kafama koymuştum. Abilerden birine yalvarmıştım evimizin adresini bulsun diye. O da bulmuştu. Hatta bulmakla yetinmemiş, benle birlikte yurttan kaçıp beni evime götürmüştü. Üvey annem çok sinirlendi beni görünce. O kadar korkmuştum ki bana bakışlarından, korkudan altıma işemiştim o gece. Üvey annem işediğimi görünce öfkesinden çıldırmıştı ve bana ders olsun diye çakmakla pipimi yakmıştı. Bu olay üzerine evde kalmak istemedim ve ağlayarak babamın beni yurda götürmesini istedim. Babam da götürüp bıraktı beni yurda. Bu olay sonrası da bir daha eve gitmedim.
Yurtta kalmaya 1 sene daha dayandım ama dayaklara, işkencelere dayanamayıp ara sıra sokağa kaçan benden 3 yaş büyük bir arkadaşım ile beraber 7 yaşında sokağa kaçtım. Böylece sokaklardaki hikayem de başlamış oldu.

- Peki sokakta hayat nasıldı senin için?
Kaçtığım arkadaşımın arkadaş grubuyla beraberdim ben. Onlar madde kullanıyorlardı ve insanlardan para istiyorlardı ama ben utanıyordum, korkuyordum istemeye. Madde de kullanmıyordum. Bu şekilde 3 ay dayanabildim.
Madde kullandığınız zaman insanda utanma, korkma duygusu olmuyor ve insan acılarını da unutuyor. Artı, örneğin bali kullandığınızda, soğuk havalarda soğuğu hissetmiyorsunuz.
3 ay sonra ben de madde kullanmaya başladım. Artık utanmıyordum para istemekten, çünkü madde cesaret veriyordu bana. Acı da hissetmiyordum, acımı madde örttüğü için. Tabi güzel duyguları da örtüyordu bu. Umudumuzu da alıyordu madde bizden. Acılarını örtmüş çocuklar olarak hayatta kalmaya çalışıyorduk sokakta.
- Güzel şeyleri yitirmeniz elbette sadece maddeden dolayı değil. Ailelerinizin, başka insanların, yurtta çalışanların vs sizden çaldığı bir şey bu. Ki sizi sokağa atanlar da onlar. Insanların size yaklaşımı nasıldı ve sokakları terk etmen nasıl oldu?
24 yıl geçirdim sokakta. Küçükken biraz daha kolaydı yemek, para bulmak. Küçük olduğumuz için insanlar acıyıp para veya yemek veriyordu ama büyüyünce işler değişti. Bize kötü davranmaya başladılar. Aşağılayan gözlerle, pislikmişiz gibi bakıyorlardı. Onlara göre tehlikeliydik ama kimse de senin derdin ne, neden sokağa düştün diye sormuyordu. 24 yıl sonra Kadir Bal abi ve arkadaşları çıktı karşıma. Bizi dinliyor ve yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Ilk zamanlar şüpheyle baktım onlara. Bizim üzerimizden prim yapıyor olabilirler veya organ mafyası da olabilir diye düşünmüştüm. Alışık değildim çünkü böyle bir yaklaşıma. Güvenmem için zamana, onları tanımaya ihtiyacım vardı. Ki bir süre sonra duyduğum şüphe ve korkunun yerini sevgi aldı. O zamanlar daha çok Beşiktaş'ta köprü altındaydık. Kadir abiler ara sıra yanımıza gelir, bizlerin önemli olduğunu hissettirirdi bizlere. Artık sokaktaki ailemle beraber bir ailem daha olmuştu.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Sokakta beraber kaldığımız arkadaşlar canımdı, dostumdu, kardeşimdi. Kimsemiz yoktu ve birbirimize kenetlenmiştik. Acımızı, korkumuzu, her duyguyu beraber paylaşıyor ve birbirimize sarılıyorduk. Ki hâlâ da kardeşlerimdir onlar benim.

Sonradan bize Fatih'te bir ev açacaklarını, sokaktan kurtulup daha iyi bir yaşam sürmemize yardımcı olacaklarını söylediler. Önümde iki seçenek vardı. Ya sokakta kalmaya ve gün be gün tükenmeye devam edecek ve sonunda da sokakta ölecektim, ya da uzatılan bu eli tutup yeni bir sayfa açacaktım. Ben o eli tuttum ve sokaktan kurtulma hikayem de böylece başlamış oldu. Kadir abiye ne kadar teşekkür etsem azdır. Öyle inandı ki bana, sokaktan kurtulmama vesile oldu ve yeni bir hayata geçmeme yardım etti. Çok teşekkür ederim bir kez daha. Dilerim herkesin karşısına bir Kadir abi çıkar ve ona bir şans verir.
Kadir abiyle beraber bu süreçte seni ve babamı da tanıdım tabi. Anladım ki, doğurmakla anne olunmuyormuş. İnsan doğurmadan da birine annelik yapabiliyormuş. Sen ve babam benim annem - babam oldunuz böylece. 3 tane de kardeşim oldu. Sen, öz annemmişsin gibi sahiplendin beni ve yüreğine aldın. Keza babam da öyle. İkiniz de kendi çocuklarınızdan ayırt etmediniz beni ve öz çocuğunuz bellediniz. Aynı şekilde, eşimi ve çocuklarımı da sahiplendiniz.
- Evlilik sürecinden bahsedelim biraz da. Nasıl olduğunu anlatabilir misin okuyucularımıza.
Sokaktan birkaç arkadaşla beraber Fatih'te bir eve yerleştik. Ev arkadaşlarımdan birisinin kızkardeşi ara sıra yanımıza geliyordu ziyarete. Bazen yanında bir kız arkadaşını getiriyordu. Beraberinde gelen kız arkadaşı, benim şuanki eşimdi. Onu ilk görür görmez aşık olmuştum, ki o da bana aşık olmuştu. Her şey o kadar güzeldi ki inanamıyordum tüm yaşadıklarıma ve hissettiğim duygulara. Sokakta madde kullanmadığımız zamanlar daha çok hissettiğimiz korku, endişeydi. Oysa artık sevgiyi, aşkı tadıyordum ve bu harika bir şeydi.
Birbirimizi iyice tanıdıktan sonra evlenme kararı aldık. Artık bir yuvam olacaktı. İnanamıyordum buna. O kadar mutluydum ki anlatamam. Yardım alarak evlendik ve çok mutlu bir yuva kurduk. Bu hayata beni en çok bağlayan kişilerin başında gelir benim eşim. Sevgi dolu, merhametli bir yüreği vardır. Beni her şeyimle yüreğine aldı ve en zor zamanlarda bile en büyük destekçimdi. 20 Nisan'da evliliğimizin 7. yılını kutladık eşimle. Şimdiye kadar çok mutlu bir 7 yıl geçirdik ve biliyorum ki, daha nice güzel yıllar geçireceğiz birlikte. Çünkü bizim evimiz sevgi dolu güzel bir ev çok şükür.
Sonrasında bir kızımız oldu. Mutluluğumuz katlandı. Birkaç yıl sonra da eşim tekrar hamile kaldı. Yine çok mutluyduk. Ancak doğuma 1-2 ay kala benim tutuklanıp cezaevine gönderilmemle yarım kaldı mutluluğumuz ve oğlum maalesef ben cezaevindeyken doğdu.
- Neden tutuklandın?
2005 yılında ben henüz sokaktayken, bir gece tanımadığım kişiler tarafından bıçakla yaralandım. Hastaneye gittim ve orada dikiş attılar yarama. Sabah hastaneden çıktığımda cebimde 4.5 TL vardı. Beşiktaş'a gidip karnımı doyumak istedim. Yurtlardan ve sokaklardan tanıdığım iki arkadaşım, akli dengesi yerinde olmayan ve gözleri görmeyen kör bir dilenciyi gasp ediyordu. Beşiktaş'ta Sinan Paşa Camiisinin lavobasından çıkarken bu olaya şahit oldum. Adamı gasp edip yere düşürmüşler. Onlara bağırmaya başladım ama kaçtılar. Adamın yanına gittiğimde anlı kanıyordu. Yerden kaldırdım ve peçeteyle anlını sildim. O sırada pasajın güvenlik görelileri geldi ve dilenci, ben de madde kokuyorum diye benim yaptığımı zannetti. "Beni tutup paramı çaldılar, beni gasp ettiler" diye bağırmaya başladı ve güvenlik görevlileri olayı yapıp kaçan iki arkadaşımı pasajın içinde yakalamalarına ve benim yapmadığımı anlatmaya çalışmama rağmen, adamın çalınan 31 TL parasını ve benim cebimdeki 4.5 TL'yi alıp adama verdiler. Sonra da bizi karakola götürdüler. Gasp yapan arkadaşlar, benim olayla ilgimin olmadığını ve olayı ikisinin yaptığını söylemelerine rağmen mahkeme tutuklama kararı verdi ve 98 gün Bayrampaşa kapalı cezaevinde kaldım. Sonra da tahliye oldum.
Aslında eğer doğru yönlendirilseydim barodan gönderilen avukatlar tarafından, belki hiç hüküm giymeyecektim. Çünkü karakolda ifade verseydim gaspı yapmadığıma dair, o zaman ceza almayacaktım ama bu konuda avukatlar uyarmadı beni ve hakim karşısında ifademi verdiğim için, suçu yapmış sayıldım. Baro avukatları, sokak çocuğuyuz diye bizimle doğru dürüst ilgilenmedi. Önyargılarını bırakıp adil olarak bizimle ilgilenselerdi, ben tüm bu tutukluluk sürecini yaşamayacaktım suçsuz olmama rağmen. Ben o 98 günlük cezaevi sürecindeyken baro, kadın bir avukat atadı ve bu avukat diğerleri gibi değildi. O zaman ve sonrasında dava dosyası tekrar açıldığında, sürekli benimle ilgilendi ve ceza almamam için uğraştı. Kendisine çokça minnettarım. Keşke herkes böyle hakkıyla görevini yapabilse. Tahliye olduktan 10 sene sonra tekrar İstanbul adliyesinden çağrıldım ve o kadın avukat çok uğraşsa da benim için, aynı davadan 10 yıl ceza aldım. Ceza 1/2 indirimine girdi. Hemen hemen 2 buçuk yıl cezaevinde yattıktan sonra, infaz indirim yasasıyla tahliye edildim.
- Peki senin bulunduğun cezaevinde cinayet veya cinsel suçlar gibi suçlarla hüküm giyen tutuklular da tahliye oldu mu?
Kim hangi suçu işledi, bunu bilmek zor cezaevinde. Çünkü çok fazla insan var, ben bilemem bunu. Ancak, tahliye kararı alınmayan hükümlüler de bizimle beraber 2 ay ev iznine yollandı.
- Sana tekrar geçmiş olsun demek istiyorum. Son olarak söylemek istediğin bir şeyler var mı?
Teşekkür ederim. Dilerim bir daha ne sokaklardaki acıyı yaşarım ne de ailemden koparılıp tutuklanırım. 24 yıl bir çok güzel duygudan, sokaktaki ailem dışında aile kavramından uzak kaldım. Şuan o duyguyu doyasıya yaşıyorum ve ailemden görmediğim sevgiyi/ilgiyi şimdi kendi aileme seve seve veriyorum. Dilerim sokakta yaşayan herkes bir gün kurtulur oradan ve mutlu bir yaşama, sıcak bir yuvaya kavuşur ve dilerim, kimse suçsuz yere mahkum edilmez, suçsuz yere ondan yılları çalınmaz.
Dedim ya, bir çocuğun annesi olmak için, öz annesi olmak gerekmiyor. Celil yavrum çok şey yaşadı şu hayatta ama hep sevgi doluydu yüreği ve umudunu hiç yitirmedi. Aynı şekilde eşi canım Arzu da ondan umudunu kesmedi ve sevgiyle kucakladı onu.
Sokalarda bir çok Celil yaşıyor. Sokaklar değil, insanlar/aileler/sevgisizlik/kimsesizlik sokak insanlarını/çocuklarını doğuruyor. İnsanları kötü/pis bellemeden önce, önyargıları yıkıp hikayelerini dinlemek lazım. Nice acı dolu hikayeler var sokaklarda. Bir insanı tanımadan, hikayesini bilmeden ötelemek, insanı da zalim kılar benim nezdimde. Onlar bizim insanımız, bizlerin çocukları ve istedikleri sadece sevgi ve yeni bir hayat. Bunları onlara sağlamak hiç de zor değil. Yeter ki herkes vicdanının, insanlığının gereğini yapsın...
Diğer bir konu, ben elbette çok mutluyum oğlum tahliye olduğu için. Ki zaten işlemediği bir suçun bedeli ödetiliyordu ona. Evet mutluyuz bu infaz yasası ile birlikte oğlumuz tahliye oldu diye ama bu yasayla beraber öyle insanlar da tahliye oldu ki, sanki bir anda sokaklar gerçek suçlular ile doldu bir anda. Siyasi suçlular, düşünce suçluları tahliye edilmeyip tutuklulukları devam ederken, bir çok eli kanlı suçlu serbest bırakıldı. Oğlum ve bir çok masum insan serbest kaldı bu süreçte ama masumlar yanında, asıl suçlular da serbest bırakıldı. Tahliyeler olduğundan beri sayamayacağımız kadar çok suç işlendi serbest bırakılan suçlular tarafından. Siyasi veya düşünce suçlusu olmak daha mı tehlikeliydi tahliye edilen eli/vicdanı kanlı kişilerden?
Daha fazla kişinin canının yanmaması ve sokaktaki insanların hak ettikleri yaşama/sevgiye/ilgiye ulaşması dileğiyle....
Röpotaj : Tülay YILDIRIM EDE
Yorumlar 1
Kalan Karakter: