Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Tuncer Bakırhan, Nusaybin’de yaptığı konuşmanın ardından ikinci açılım sürecinin mimarı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi arayarak özür dilediği yönündeki iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek’in sorularını yanıtlayan Bakırhan, sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde yer alan iddialara yanıt verdi.
“GÖRÜŞME OLMADI” VURGUSU
Bakırhan, kendisine yöneltilen “Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde Devlet Bahçeli’yi arayıp Nusaybin’deki konuşmadan ötürü özür dilediğiniz yazıldı. Haber doğru mu? Sayın Bahçeli’den özür dilediniz mi?” sorusuna şu yanıtı verdi:
"Siyaset diyalogsuz olmaz; görüşme ve fikir alışverişi siyasetin temelidir. Yeri ve zamanı geldiğinde Sayın Bahçeli ile elbette görüşürüz. Ülkenin barışa, demokrasiye ve ortak akla ihtiyacı var. Bu ihtiyaç için temas da görüşme de ilkesel olarak mümkündür ve olmalıdır. Ancak yakın zamanda Sayın Bahçeli ile herhangi bir görüşme gerçekleşmedi. Ama gerçekleşmesi barışa ulaşma yolunda faydalı olacaktır. Bu tür operasyonel haberlerle müzakere ve diyaloğun önüne geçilmesi hedefleniyorsa başarılı olamayacaklar."
BAKIRHAN NUSAYBİN'DE NE DEMİŞTİ?
Bakırhan, 20 Ocak Salı günü partisinin Mardin’in Nusaybin ilçesinde düzenlediği grup toplantısında MHP lideri Bahçeli’ye hitaben şu ifadeleri kullanmıştı:
‘Sayın Devlet Bahçeli ‘PKK'nın kurucu önderi’ diyor ama onun dediğini yapmıyor. ‘Her karışı temizlenmeli, kurutulmalı diyor.’ Sen kuru temizlemeci misin? O toprakların kadim halkını hiç kimse ne temizleyebilir ne de kurutabilir.’
CHP’YE ‘UMUT HAKKI’ ÇAĞRISI
Bakırhan, “CHP umut hakkı başta olmak üzere bazı konularda daha temkinli yaklaşıyor. Suriye konusunda tutumunu nasıl buldunuz? CHP’nin bu süreçte tutumunu nasıl buluyorsunuz?” sorusuna ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in Suriye sürecindeki duruşu gerçekten değerliydi. Özellikle Kürtlere yönelik ırkçı söylemlerin yükseldiği günlerde gösterdiği sağduyulu tavır siyasete örnek oldu. Kendileriyle görüşmemizde de belirttiğimiz gibi, bu dil tam da ülkenin ihtiyacı olan dildir.
CHP’nin bu sürece katkısı hayati önemde ve şimdiye kadarki sağduyulu yaklaşımları umut verici. Toplumun beklentileri, ülke olarak önümüzdeki görevler belli. Şimdi demokrasi ve hukuk alanında somut adımlar atma zamanı.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı, CHP için tarihi bir sorumluluk çağrısıdır. Birinci yüzyılın kurucu partisi CHP, ikinci yüzyılda barışa cesurca katkı sunarak demokratik zeminde Cumhuriyeti payidar kılabilir. Bu, sadece bir siyasi tercih değil, tarihin hepimize ve CHP’ye verdiği bir misyondur.
Umut hakkı, sadece bir şahsa değil, Türkiye’nin toplumsal barış umudunu güçlendirecek bir düzenleme olarak görülmelidir. Çünkü umut hakkı yalnızca hukuki bir düzenleme değil, toplumsal barışın inşasında köprü görevi görecek bir düzenlemedir. CHP’nin barış sürecine yapacağı önemli katkılardan biri olabilir. CHP, bu süreçte atacağı cesur adımlarla sürecin taşıyıcı gücü haline gelebilir. Suriye meselesinde gösterdiği sağduyuyu ve cesareti bu süreçte de gösterebileceğine inanıyoruz."
Yorumlar
Kalan Karakter: