GÜLPERİ TİBİN-GERÇEK HABERCİ-ÖZEL HABER- İzmir’in Narlıdere ilçesinde, 13 Mart 2018 tarihinde meydana gelen olayda hayatını kaybeden ve ilk olarak “şüpheli ölüm” olarak değerlendirilen, sonrasında ise bir grup inşaat çalışanı tarafından öldürüldüğü tespit edilen Dorukhan Büyükışık cinayetine ilişkin kovuşturma süreci devam ediyor. Konuyla ilgili olarak 8 polisin “görevi kötüye kullanma” yargılandığı olaya ilişkin 10 Ekim 2025 tarihinde görülen duruşmada, iki dosyanın birleştirilmesine ve davanın 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine, olayda adı geçen 8 emniyet görevlisinin, 5 inşaat görevlisi ile birlikte kasten öldürme davasında yargılanmasına karar verildi. Davanın bir sonraki duruşması 13 Şubat 2026 tarihinde görülecek. İzmir’in bilinen müteahhitlerinden Tanyer ailesine ait inşaat alanında meydana gelen olayın, intihar değil cinayet vakası olduğunu ortaya çıkaran ve sürecin seyrinin değişmesinde etkin rol oynayan, Dorukhan Büyükışık’ın babası Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, sürece ilişkin detayları GERÇEK HABERCİ’ye anlattı. Büyükışık, kasten öldürme davasında sanık sayısının 13’e çıktığını vurguladı. Bununla birlikte 62 adli tıp kurumu uzmanı hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını belirten Büyükışık, “Sanık sayısı 13’e çıktı. 8 polis 5 sivil yargılanıyor. Ayrıca geçtiğimiz hafta 62 adli tıp kurumu uzmanı hakkında suç duyurusunda bulunduk” ifadelerini kullandı.
HİÇBİR HASARI OLMAYAN KİŞİLERE MALULİYET RAPORU VERİLİYOR
Büyükışık, 62 adli tıp kurumu uzmanı arasında İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tokdemir’in de bulunduğunu ve başta Prof. Dr. Mehmet Tokdemir olmak üzere birçok kişi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Konuyla ilgili somut delillerin de sunulduğunu belirten Büyükışık, konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı:
Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu Başkanlığı ve Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurul Başkanlığı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Bölümü, Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Bölümü, Ege Üniversitesi Adli Tıp Bölümünde çalışan uzmanlar ve profesörler 5 defa sahte adli tıp raporu tanzim etti ve cinayetin örtbas etmeye çalıştı. Dorukhan Büyükışık cinayetine ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu Başkanlığı ve Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurul Başkanlığı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Bölümü, Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Bölümü, Ege Üniversitesi Adli Tıp Bölümümensubu 62 uzman hakkında suç duyurusunda bulunduk. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına ve 21. Ağır Ceza Mahkemesine somut kanıtlarımızı sunduk. Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanlığının ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ‘Bu çocuk sırtına inşaat demiriyle vurularak ve dövülerek öldürülmüştür, sonradan sabah bulunduğu yere taşınmıştır’ dediği bir olayda bahse konu 62 adli tıp uzmanı tam 5 kere 27 metreden beton bir zemine düşerek ölmüştür diye gerçek dışı adli tıp raporu yazdı. Başka bir şey daha ortaya çıktı. Şu anda İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tokdemir’in İzmir’deki yine Dorukhan için sahte rapor veren diğer adli tıp profesörleriyle beraber bir çete kurdukları ve bu çeteyle sahte maluliyet raporları tanzim ettikleri ortaya çıktı. Bununla ilgili olarak ta bir YÖK soruşturması başlatıldı. Herhangi bir kazada hiçbir bedensel hasarı olmayan kişiler gidiyor bunlara, maluliyet raporu istiyorlar ve söz konusu adli tıp bölümü öğretim üyeleri hiçbir maluliyeti olmayan bu insanlara yüksek oranlarda maluliyet raporu veriyorlar bu insanlara. Ancak yapılan sahtekarlığı tespit eden sigorta şirketleri sigorta tahkim komisyonuna müracaat ederek bu sahte raporlara itiraz ediyorlar. Sigorta Tahkim Komisyonu Türkiye’nin en deneyimli üç adli tıp profesörünü bilirkişi olarak tayin ediyor ve bilirkişilerin yaptıkları tespitte bu çetenin yüksek oranlarda maluliyet raporu verdikleri kişilerin gerçekte maluliyet oranlarının yüzde 0 olduğunu belirliyor ve sahtecilikle ömür boyu maaşa bağlandıklarını ortaya çıkarıyor. Başta İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tokdemir olmak üzere bu sahte raporları tanzim eden üniversite öğretim üyeleri hakkında YÖK soruşturması açıldığını, ancak söz konusu suça bulaşan başka üniversite üyelerinin bilirkişi olarak atanarak bu sahtecilik olayının kapatılmasına gayret edildiğini üzülerek öğrendik. Fakat biz kararlıyız bu adli tıp çetesinin peşini bırakmayacağız. Bu sözde bilim insanı sahtekarların sevgili evladımız Dorukhan Büyükışık için tanzim ettikleri her sahte rapor için hesap vermelerini sağlayacağız, peşlerini asla bırakmayacağız.

CİNAYETTEN YILLAR SONRA ALINAN TELEFONLAR İNCELEMEYE YOLLANDI
Tanyer İnşaat’ın sahipleri Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’in cinayete karıştığının altını çizen Büyükışık, soruşturma sürecinde yaşanan delil karartma işlerine örnek bir olayı anlattı. Büyükışık, ayrıca konuyla ilgili olarak ilerleyen dönemlerde şirket üst yönetiminin de yargılama sürecine dahil edileceğini değerlendirdiklerini belirterek şu açıklamada bulundu:
“Dorukhan Büyükışık cinayetine karışan Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, şantiye şefi İhsan Gökmen Ellez, saha mühendisi Yiğit Aykut, kamera ve elektrik sorumlusu Murat Köse gibi yaklaşık bir 11 kişilik grubun, daha olay günü bütün kamera kayıtlarını yok edip yargılanan polislerle birlikte iş birliği içinde olduklarını ve dönemin ilçe emniyet müdürü İsmail Yalçın’la iltisaklı ve irtibatlı olarak bütün delilleri yok ettiklerini ortaya koyduk. Şimdi bu Tanyer İnşaat’ın sahipleri Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer’in yargılanması için de ayrıca müracaatlarımızı yaptık. Ama tabii yaptığımız müracaatlarda bunların sadece kamera kayıtlarını yok etmediğini, daha ilginç sahtekarlıklar da yaptıklarını gördük. Başsavcılık inceleme yapılması maksadıyla başta Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer ve cinayet sanıkları olmak üzere şirketin olay gecesi olay yerinde kullanılan bütün telefonlarını istediğinde, Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer Başsavcılığa14 telefon gönderiyor. Aslında 30 civarında telefon gönderilmesi gerekirken 14 telefon gönderiyorlar. Yaptığımız araştırmada Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer tarafından 13 Mayıs 2018 günü kullanıldığı iddiasıyla Başsavcılığa teslim edilen telefonların tamamının aslında 13.05.2018 cinayet günü henüz satışa bile sunulmadığı; bilirkişi raporu hazırlanması için savcılığa teslim edilen 14 telefonun tamamının cinayetten 3 sene, 2 sene ya da 1 sene sonra satın alınıp olay günü kullanılmış gibi incelemeye gönderildiği ve farklı IMEI numaralı telefonlarla gerçek dışı Bilirkişi Raporu tanzim ettirildiği ortaya çıkıyor. Üstelik bu sahtecilik dönemin Cumhuriyet Başsavcı Vekilllerinden biriyle iş birliği halinde gerçekleştiriliyor. Bütün bunlar artık ortaya çıktı ve yakın zamanda biz Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer dahil bütün şirket üst yönetiminin tamamının yargılanacağını değerlendiriyoruz. Şu ana kadar çıkan sanıklar da zaten Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer’in bu işin sonuna kadar içinde olduğunu birer birer anlatmaya başladılar.”
BOĞAZINA KADAR PİSLİĞİN İÇİNE BATMIŞLAR
Büyükışık, 13.02.2026 günü yapılacak duruşmada dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın’ın da tanık olarak dinleneceğini belirtti. Mehmet Münir Tanyer ve İsmail Yalçın’ın cinayetten önceki, sonraki ve cinayet gününde birçok telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ifade eden Büyükışık, şunları söyledi:
“Mahkeme Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer dahil olmak üzere diğer bu bahsettiğim şirket yönetimindeki isimleri tanık olarak çağıracaktı. Ancak tanık sayısı çok fazla olduğu için sanırım bu duruşmaya onları davet etmeyecek. Çünkü bu duruşmada ilk defa ifadesi alınacak olan 8 kolluk görevlisi olacak. Olay günü olay yerinde çalışan veya yatan işçilerden de bir bölümü tanık olarak ifade verecek. Ayrıca 5 de eski sanık var. Bütün bunların gün boyu sorgulanması çok kolay olmayacak çok uzun süren bir duruşma olacak. Dönemin İlçe Emniyet Müdürü İsmal Yalçın; Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer ile cinayetten önceki günlerde, cinayet günü ve cinayetten sonraki günlerde bir gün içinde 4 – 5 kere ve her seferinde yüzlerce saniye bazen 470 saniye görüşme yapmalarının nedenini bize izah edecek. Maalesef dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail yalçın sadece bunu yapmakla da kalmıyor. Geceleri İzmir Limanı’nda faaliyet gösteriyor. Ancak o zamanki MERNİS yanni ev adresi ise Bornova Atatürk Mahallesi’nde. Neden limanda kaldığını bilmiyoruz. Dönemin İzmir Valisi’ne sordum, orada olması için görev verip vermediğini. ‘Asla görev vermedim’ dedi.”
Boğazına kadar pisliğin içine batmışlar. Narlıdere’de kirli bir yapı oluşmuş. Maalesef önümüzdeki dönemde bu yapı içinde başka aktörleri de göreceğiz.
MÜNİR TANYER VE TAYLAN TANYER CİNAYET ANINDA CİNAYET MAHALLİNDEYDİ
Ulaştıkları HTS baz kayıtlarına göre Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’in cinayet anında cinayet mahallinde bulunduğunu söyleyen baba Büyükışık, şöyle konuştu:
“Münir Tanyer’i tanımıyorum. O da beni tanımaz. Oğlunu tanımam, onlar benim oğlumu tanımaz. Ama o gece bu cinayetin işlendiği ana ait olan, elimizdeki HTS baz kayıtlarına göre, Münir Tanyer ve Taylan Tanyer, cinayet mahallinde görünüyor. İşçilere talimat veren bir telefon var, biz bu telefonun Münir Tanyer tarafından kullanıldığını teyit ettik elimizdeki bilirkişi raporuyla. Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’le ilgili elimizdeki bilgiler ve belgeler aslında geceden itibaren Dorukhan’ın öldürüldüğünü bildiklerini ve onunla ilgili talimat verdiklerini tespit ettik. Zaten İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olay yeri olan Bulut Orman Evleriyle ilgili bir bilirkişi raporu hazırlattı, üniversitelerin iş güvenliği uzmanlarına. Üç kişilik bilirkişi heyetinin verdiği raporda Dorukhan’ın katledildiği Bulut Orman Evleri şantiyesinde iş güvenliği tedbirleri alınmamıştır diye rapor çıktı. Bu rapora göre şu anda bir adli soruşturma daha açıldı. Taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan yakında bir iddianame yayınlanacak. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı bunu da yazılı olarak bize tebliğ etti. Ancak Mehmet Taylan Tanyer ve Mehmet Münir Tanyer’in esas suçu bu değil. Bu suç ayrı ve tali bir suç. Esas suç, Dorukhan’ı katledilmesi ve Dorukhan’ı katledip delilleri karatanların arasında Mehmet Taylan Tanyer ve Mehmet Münir Tanyer’in olması. Kamera kayıtlarının tamamını Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer yok etti. Olay günü olay yerindeki bütün şüphelileri ve tanıkları Münir Tanyer ve Taylan Tanyer olay yerinden kaçırdı ve olay gü olay yerinde savcıya ifade vermelerini engelledi. Münir Tanyer ve Taylan Tanyer olayla ilgili kamera kayıtlarını yok etmeleri yetmiyormuş gibi o gün kullanmış oldukları telefonların tamamını yok edip onların yerine cinayetten 1, 2 ve 3 yıl sonra satın aldıkları cep telefonlarını savcılığa götürüp biz cinayet günü bu telefonları kullandık deyip sahte bilirkişi raporu ürettirdiler.”
OĞLUMUN KATİLLERİNİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM
Büyükışık, kendilerine yöneltilen bunca suçlamaya karşın Münir ve Taylan Tanyer’in sessiz kaldığını belirtti. Yıllardır süren soruşturma ve araştırmalarla birlikte karşı taraftan kendisiyle iletişime geçmeye çalışan kimsenin olmadığını belirten Büyükışık, hukuk yolunda mücadele etmekten vazgeçmeyeceğini söyleyerek şöyle konuştu:
“Münir Tanyer ve Taylan Tanyer bu cinayetin her yerindeler. Ben bir baba olarak, bir emekli asker olarak soruyorum; bir kişi bana değil böyle açık bir suçlama yöneltilmesi ve beni mahkemeye vermesi, herhangi bir yerde fısıltıyla bile böyle bir şeyin konuşulması halinde ben ayağa kalkarım basının karşısına geçerim, hatta iddia sahibini de bulurum ve ‘Sen benim onuruma, namusuma nasıl laf edersin? Sen bana nasıl katil dersin?’ diye hesap sorarım. Bu adam kaçıyor. Bu durum birçok kez ulusal medyada da gündeme geldi. Bu insanlar sahte delil üretiyorlar, hepsinin belgesi elimde. Bana hesap sorsunlar. Ancak karşı taraftan kimse benimle iletişime dahi geçmedi. Şu anda özetlediğim şeyleri detaylarıyla, bundan sonra her fırsatta belli zaman aralıkları ve belli bir plan dahilinde kamuoyuyla paylaşacağım. Oğlumun katilleri ve katilleriyle iş yapanların peşini bırakmayacağım. Bu organize suç örgütünün tamamını hakim karşısına çıkarıp hak ettikleri cezayı verdirmeden asla bu işin peşini bırakmayacağım. O nedenle eğer Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer, bu cinayetin zaman içinde unutulacağı ve üstünün kapatılacağı düşüncesindelerse hayal görüyorlar. Onların iş birliği yaptıkları zabıt kâtiplerini de yakaladım. Ürettikleri sahte belgelerle beraber başsavcılığa suç duyurusunda bulundum. Onlar da yandı. Adli Tıp Kurumu’nda İzmir Adli Tıp Kurumu başkanı Mehmet Tokdemir’in Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’le muhtemelen iş birliği içinde olay günü yapılan kamera kaydını adli tıp muayenesinde yok ettiklerini de ispatladım. Onlar hakkında da dava açılıyor şu anda. Suç duyurusunda bulundum. Bu iş kapanmayacak. 100’ün üzerinde kamu görevlisi bu işe bulaşmış durumda. Her biri; adli tıpçısı, polisi, jandarması, savcısı, zabıt katibi… Herkes hesap verecek. En başta hesap verecek olanlar ise Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer. Ben zor olan yolu seçtim, hukuk yolunu seçtim. Ama asla geri dönmeyeceğim.”

CHP’Lİ ABDÜL BATUR’UN DA ADI GEÇİYOR!
Büyükışık, dönemin Narlıdere Belediye Başkanı, bir önceki dönem Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’un da cinayet günü cinayet mahallinden Münir Tanyer’le mesajlaştığının kayıtları olduğunu açıkladı. Bununla ilgili olarak Batur ile görüşme taleplerini ilettiklerini ancak herhangi bir dönüş alamadıklarını belirten Büyükışık, şu ifadeleri kullandı:
“HTS BAZ kayıtlarında bazı siyasilerin ve o dönemin Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur’un da adı geçiyor. Abdül Batur cinayet günü sabahı olay yerinde olan Mehmet Münir Tanyer’le mesajlaşıyor. Mesajlaşma günü Pazar ve saati 09.00 civarında, Anneler Günü. O günde o saatte hiç kimse anne veya evlat değilse hiç kimseye mesaj atmaz, kimse kimseden mesaj almaz. Sadece anne evladına, evladı annesine atar. Mesajlaşmışlar. Cinayetle ilgili tabii mesajlaşma.
Abdül Batur ile görüşmek istedik ancak randevu vermedi, bu saatten sonra görüşmemizin bir anlamı da kalmadı. Ben çok merak ediyorum, Münir Tanyer ve Abdül Batur, cinayet günü cinayet mahallinden karşılıklı mesajlaşarak birbirlerinin anneler gününü mü kutladılar? Çünkü o gün Anneler Günü’ydü. Başka bir nedenle mesajlaşmış olamazlar. Bu iki kişi cinayet günü cinayet mahallinden neden mesajlaşırlar? Birbirinize pazar sabahı anneler gününde ne mesajı atıyorsunuz?
Ayrıca Münir Tanyer’in ablası Nuray Yüceer, Belediye Başkanı Abdül Batur’un imar müdürüydü. Aralarında da böyle bir ilişki var. Nuray Yüceer o dönem itibariyle bir yandan şirket sahipliği yaparken diğer yandan da imar müdürlüğü yapan bir kadın. Bende bunun belgeleri var. Şimdi ben de bu cinayet davasının siyasallaşmasını istemem ama bu durumu merak ediyorum. Münir Tanyer’in ablasının da cinayet günü cinayet mahallinde kullandığı şirket telefonunun HTS baz kaydı çıkıyor, baz sinyali veriyor gece de dahil olmak üzere. Aynı baz istasyonunu ailenin tüm bireyler kullanmışlar o gece.

SAATLERCE CAN ÇEKİŞMİŞ
Bulgulara göre Dorukhan Büyükışık’ın 2 buçuk – 3 saat kadar can çekiştiğini söyleyen Ethem Büyükışık, “Oğlumu öldürüyorlar, ayın 12’sini 13’üne bağlayan gece saat 01.30’da. Sabaha kadar çocuğun gözünde tuz birikiyor ağlamaktan. 2 buçuk – 3 saat can çekişmiş. Bir arabaya atsa bunlar, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi araçla 1 buçuk – 2 dakikalık mesafede. Götürmüyorlar. Can çekişmesini seyrediyorlar” dedi. Büyükışık, konuşmalarına şöyle devam etti:
“Sonra çocuğu öldürüyorlar. Sabaha kadar delilleri yok ediyorlar, bazı sanıkları Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüyorlar. Sabah mizansen yapıyorlar. Taylan Tanyer saat 08. 48’de İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın’ı arıyor. İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın polise değil 112’ye haber verin diye akıl veriyor. İsmail Yalçın; kendisinin ve suç ortakları olan Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer’in olayla bağlantısını koparmak ve gizlemek için 112’ye ihbar yaptırıyor ve 112’ye yapılan ihbar otomatik olarak Polis 155’e düşer diyor. Gerçekten de öyle oluyor. Mehmet Taylan Tanyer saat 08. 48’de 112’ye ihbarı yapınca ihbar 08.52’de Polis 155’e düşüyor. Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer geceden beri olay yerinde aslında. Sanıklar, ‘Sabah 07:30-08:00 civarında Münir Tanyer de oradaydı, kavakların altında beni karşıladı, saat 07.30 – 08.00 gibi gittiğimde Münir Tanyer oradaydı’ diyor. Mehmet Münir Tanyer öğlene kadar bütün sanıkları olay yerinden kaçırıp önce polis merkezine götürüyor, orada sadece ikisinin ifadesini aldırtıyor, kalan sanık ve şüphelilerin tamamının ifadelerini aldırmadan evlerine kaçırtıyor. Neden böyle yaptıklarını soruyoruz cevap verilmiyor. Kaçırılan adamların arasında fiilen cinayetin bir numaralı sanığı olan Ali Gülbaşı var. Olaydan sonra 3 yıl boyunca ismi gizlendi ve hiç ifade vermedi, 3 sene boyunca ortada yoktu. İğneyle kuyu kazarak buldum ben o adamın o gece orada olduğunu. Şimdi yargılananların arasında. Sonrasında saat 12 oluyor. Bunlar işçileri olay yerinden kaçırdıktan sonra İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın da olay yerinden kaçıp gidiyor, Polis Merkezi Amiri İsmail Köksal da. Rütbeli polis memuru olarak hiç kimse kalmıyor olay yerinde. Savcı kalan birkaç polisle yani delilleri karartan polislerle son işlemleri yapıyor ve tutanak tutuyor.”
CİNAYET SONRASI OĞLUMUN KATLEDİLDİĞİ YERDE SEVİNÇLE VE NEŞEYLE TEPİNİYORLAR
Büyükışık, cinayet gününde, 13 Mayıs 2018 tarihinde Tanyer ailesi tarafından bahar partisi gerçekleştirildiğini de anlattı. Cinayetin işlendiği alanla partinin yapıldığı alanın mesafesinin yaklaşık 400 – 500 metre olduğunu anlatan Büyükışık, şöyle konuştu:
“Münir Tanyer ve Taylan Tanyer, oğlumu öldürdükleri gün olay yeri incelemesi bittikten sonra MERNİS adresi olan evlerinde bir toplantı yapıyorlar. Sonra polisler bölgeyi terk ediyor. Ancak akşam saatlerinde polisler cinayet mahalline tekrar geri dönüyor. Polisler ve Tanyerler akşam saat 19.00 civarında cinayet mahallinde ikinci toplantıyı yapıyorlar. Sonra saat 19.00 – 19.30 oluyor, toplantılarını bitiriyorlar ve bahar partisi yapıyorlar. Münir Tanyer, Taylan Tanyer ve ailenin diğer bireyleri en şık kıyafetlerini giyiyorlar, ellerinde oğlumun kanı varken, oğlumun öldürüldüğü yere 400 – 500 metre mesafede Asma Bahçeler Sitesinin ortasında sosyal tesislerinde yaza ve bahara merhaba partisi yapıyorlar. Moda dünyasının tanınmış mensuplarını da davet etmişler, müzik, orkestra, danslar… Bunların hepsi aynı gün birkaç saat arayla oluyor. Bir yandan cinayet işleniyor, bir yandan deliller karartılıyor, bir yandan dans edip hoplayıp zıplıyorlar. Elimizde Taylan Tanyer’in o güne ait, en ünlü modacılarla olan fotoğrafları var. Bunları da utanmadan sosyal medya hesaplarında paylaşıyorlar. İnsan da ar olur, haya olur. Cinayetle bir bağlantın yoksa gelirsin dersin ki; ‘Ben de emekli yarbayım, çok üzüldüm. Burada her yer kamera dolu. İki ayrı kamera kayıt cihazında 19 tane kamera var. Oğlunuzun adım attığı her yer görülüyor. Her taraf ışık ve kamera altında. Ben bunu bir suretini hemen çıkarıyorum, size bugün içerisinde teslim edeceğim.’ Çıkarırsın, 24 saatlik kamera kayıtlarını tamamen bana teslim edersin. Kamera kayıtlarının bir suretini de polislere teslim tesellüm belgesiyle verirsin. Sonra da ‘Bu akşam bir hadise oldu. İptal ediyorum yaza merhaba partisini. Bizim iş yerimizde cinayet mahalline 400 – 500 metre mesafede insan öldürüldükten sonra biz eğlence yapamayız. Herkesten özür diliyoruz, bahar partisini erteliyoruz.’ dersin, bitti.
SANIKLARIN HEPSİ DORUKHAN’IN HAYKIRMA SESİNİ DUYDUĞUNU SÖYLÜYOR
Büyükışık son olarak, “Sanıkların hepsi gerek olay günü gerekse daha sonra verdikleri ifadelerde cinayet saatinde Dorukhan’ın haykırma sesini duyduklarını söylüyorlar. Duymamaları imkânsız Dorukhan’a mesafeleri 30 – 50 metre içinde neredeyse aynı oda içi kadar birbirlerine yakınlar. En uzak bekçi mesafesi 70 – 80 metre. Olay yerinde bulunan beş sanığa ilave olarak konteynerlerde kalan yaklaşık 10-15 civarında işçi de olaya tanık oldu ve oğlumun haykırma seslerini duydu ama vicdansızca sustu.” açıklamasında bulundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: