Reklam
Yetkin Dikinciler: Mevlana yorulmuşken onu biraz arındıralım...

Yetkin Dikinciler: Mevlana yorulmuşken onu biraz arındıralım istedik

"O gün bizimle olacak olanlara bir sır vereceğiz ama inanın biz de bilmiyoruz"

23 Aralık 2018 - 11:08

Mevlânâ’nın hiç eskimeyen sözleri, Sufi dünyasının müziği, Mevlevi Âyini ve Semâ töreni SIR; Şeb-i Arûs etkinliğiyle ve Yetkin Dikinciler’in sunumuyla 23 bugün Volkswagen Arena’da olacak. Dikinciler ve projenin sanat yönetmeni Uğur Işık da etkinlik öncesi proje hakkında soruları yanıtladı.

Dikinciler'in açıklamaları şöyle:

Sır projesine dahil olurken sizi ne cezbetti?

Çok naif bir Mevlana Cellaleddin Rumi yaklaşımı cezbetti beni. Arkadaşım Arzu beni projenin sanat yönetmeni Uğur Işık ile buluşturdu. O kadar tatlı o kadar iddiasız, ne kadar yabancı bir şey değil mi? İddiasız bir yaklaşım ve anlatımda bulundu ki işte bunu arıyoruz hayatta. Basit olanı, yalın olanı... Ben de bir ucundan tutayım dedim. Mevlana Cellaleddin Rumi neredeyse turistik hale gelmiş şekilde yorulmuşken onu biraz arındıralım isteğiyle ben de dahil oldum buna.

Daha önce birçok tarihsel projede yer aldınız. Tarihsel bir proje için ne kadar araştırma yaparsınız?

Şunu biliyoruz bir hayat yaşıyoruz sınırlı. Ama hayat dediğin şey bizden uzun değil. Bunu bir programda da söyledim. Bir hırkadır giydiğimiz başkalarının çıkardığı. Demek ki biz de çıkaracağız başkası giyecek. Yani bizden önce hayatlar vardı, şimdi bir hayat yaşıyoruz, bizden sonra hayatlar olacak. Zaten bu zincirin halkaları şeklinde geçiyor ömrümüz. Sadece kendi hayatımızı kendi öğrendiklerimizi yaşamıyoruz. Bizden çöncekilerin öğrendikleri de bize neredeyse genetik olarak DNA’mıza girmeye başladı. 1969 doğan Yetkin, 1500lerde kaşayan Kaygusuz Abdalla da buluşabiliyor, Mevlana Cellaleddin Rumi ile buluşabiliyor. Nazım Hikmet’e de can verebiliyor. Bunun için oralara kadar ameliyat eder gibi yolculuk yapmak erekiyor mu bilmiyorum. Tabii ki bilgi, belge, yazılı, görsel işitsel ne varsa dinlemek, okumak görmek gerekiyor belki ama bütün burada yapılacak şey yine içe dönmek, iç yolcukul. Tıpkı bu projede Mevlana’nın önerdiği gibi dışarıda çok ses var, çok öneri var. Kendi sesinizi duymaya bakın diyor ya. Bu gösteri de onun için var. Benim hazırlığımda bu manada çok sürmüyor. Kendi hayatım kadar, aslında hayat boyu hazırlanmış oluyorum bir yandan da. Hayat boyu bir hazırlık yapıyorum zaten her şeye.

Sır projesi için Mevlana hakkında derinlemesine araştırma yaptınız mı? Sizi şaşırtan bilgiler öğrendiniz mi?

Benim derin dememle derin olmaz o araştırma. Kendimce yaptım tabii ki ama yine Rumi’nin rehberliğinde yine kendimi bana farkettirdiği için bu derinliğin çok yüce bir derinlik olduğunun farkına vardım. Çünkü bir insanın buna soyunması başka yerlerde başka semboller göstererek, başka derinlik sarhoşlukları yaratarak insanları kendi derinliklerinden alıkoyuyalar. Oysa bizi hep kendi derinliğimize davet ediyor. Ne mutlu ki ben de gerek provalarda gerekse eminim bizi o gün yalnız bırakmayacak izleyici, dinleyici, paylaşımcılarımızla birlikte aynı derinliği yakalayacağız. Yani kristalize olacağız. Biraz küçüleceğiz. Ne kadar küçüleceğiz? Gelen herkes kadar. Yani sahnedeki herkes seyir yerindeki herkes kadar küçüleceğiz. Neredeyse dediğim gibi kristalize olacağız, kendi iç evrenimize döneceğiz ve çok büyük bir evren oluşacak orda. Asıl derinlik de burada zaten.

Peki Sır’rın sırrı nedir? O gece izleyicilerle ne paylaşacaksınız?

Sır sözcüğü çok güzel. Aynada da var, konu komşu arasında da var. Kadınlar gününde de var. Sıroğlu sır yani var. Çok tatlı bir söz sır. İki kişinin bildiği sır değildir de var tabii ki medyatik dünyada. Çok enteresan bir şey değil mi Sana Bir Sır söyleyeceğim Aragon’un şiiriydi. Aklıma onlar geliyor mesela sır deyince. Çünkü bir sır arıyor insanoğlu. Hayarın sırrını arıyor, varoluşun sırrını arıyor. O gün bizimle olacak olanlara bir sır vereceğiz ama inanın biz de bilmiyoruz. Bildiğimiz yerde sır olmuyor çünkü. Bence sır herkes birbirine beni anla diye sesleniyor ya anlatmaya çalışıyor kendini, önce anlamaya çalışmalı anlatacak olan. Anlamayı hedeflersek anlatacak çok şeyimizin olduğunun farkına varabiliriz. Ama biz hep anlatmaya çalışıyoruz. Daha anlamadan anlatmaya çalışıyoruz. Sırrı bunun yönünde sanıyorum. Anlatmaktan çok anlamaya çalışmakta. Hatta ve hatta böyle konuşunca sözcükler prangalarımız oluyor. Sözcükler kadar konuşabiliyoruz. Susup hissetmeye çalışmakta işin sırrı bence.  

SIR'ın sanat yönetmeni Uğur Işık'ın açıklamaları da şöyle:

Sır projesini nasıl başlattınız?

Dini müzikleri incelerken. Kendi müziğimizi öğrenmek için önce dini müziğimizi öğrenmek zorundayız. Bu bütün müzikle riçin geçerli. Ben de 47 yıllık müzik yaşantımda dini müzikleri öğrendiğim zaman sonra Mevlana’nın fikirleriyle de birleşince zaman içinde Sır projesi kendiliğinden oluştu.

Sır projesi hayatınıza ne kattı? Hayatınızda olumlu ya da olumsuz yönde değişiklikler oldu mu?

Sır projesi benim hayatıma çok şey kattı. Öncelikle müziğin, kelimelerin, şirlerin belirli bir yere kadar insan ruhunu anlatabildiğini fark ettim. Bunun haricinde Mevlana’nın hissettikleri ya da onun yolu konusunda, bunların bittiği yerde başka bir ruh hali başlıyor. Yani ruhların dili başlıyor. Bunu da kelimeler bitiyor müzikler bitiyor, her şey bitiyor. Başka bir anlatım başlıyor. İnsanların ruhlarıyla ilişki kurduklarında ortaya çıkan. Bunu keşfettim ama bu sırrın nasıl olduğu konusunda, sahne oluşan, o konuda bir bilgimiz yok. Gerçekten bir sır. Sahnedeki insanlarla beraber bir ruh halini paylaşıyoruz. Bu kendiliğinden oluşuyor sahnede.

Peki Sır’rın sırrı nedir? O gece izleyicilerle ne paylaşacaksınız?

İzleyicilerle paylaşacağımız şeyin ana hatları belli. Biz de ne paylaşacağımızı bilmiyoruz. Sahnede oluşacak bir müzik var. Bu müzik gelenekselin üzerine günümüzde yaşatılan ve farklı bir stili olan müzik. Bu müzikle beraber Yetkin Dikinciler’in sesinde hayat bulacak Mevlana’nın sözleri. Ama Mevlana’yı sadece söleriyle anlayabilmek imkansız olduğu gibi sadece müzikle de anlamak imkansız. Burada hayran olunmayacak müzisyenlere, okuyuculara hayran olunmayacak, hayran bırakılmayacak. Şiir okuyana hayran olunmayacak. Ne kadar güzel şiir okunmuş, ne kadar güzel müzik yapılmış denmeyecek. İnsanlar kendi ruhunda bir şeyler bulacaklar. Bu bulunan şey insanların belki anlamlandıramadıkları bir şey olacak ama işin sırrı zaten burada. Bazısı ağlayacak, bazısı çok mutlu olacak, bazısı kendini keşfedecek. Girdiği zaman girdikleri kişilikle bittiği zaman başka bir kişilikle salonu terkedeceğiz hep beraber. Biz de dahil.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ALİAĞA'DA  ÇIKARILAN BELEDİYE İŞÇİLERİNİN SON HAKEDİŞLERİ ÖDENMEDİ
ALİAĞA'DA ÇIKARILAN BELEDİYE İŞÇİLERİNİN SON HAKEDİŞLERİ...
AK Parti Sözcüsü Çelik: İmamaoğlu'nu tebrik ederiz, İstanbul'a hayırlı olsun
AK Parti Sözcüsü Çelik: İmamaoğlu'nu tebrik ederiz, İstanbul'a...