ABD’de 2026 ara seçimlerine haftalar kala yerel ve eyalet düzeyindeki yetkililer, siyasi gerilimlerin tırmanmasıyla birlikte alışılmadık güvenlik senaryolarına karşı hazırlıklarını yoğunlaştırdı. Seçim süreçlerinin yönetimi konusunda Washington ile eyaletler arasında yaşanan yetki çatışması, sandık merkezlerinde fiziksel güçlendirmelerden hukuki savunma stratejilerine kadar geniş bir yelpazede yeni uygulamaları devreye soktu.
Reuters’ın 50’den fazla eyalet ve yerel seçim yetkilisiyle yaptığı görüşmeler, Demokratların yönettiği bölgelerin yanı sıra Cumhuriyetçilerin kalesi olarak bilinen alanlarda da seçim görevlilerinin siber saldırılar, dezenformasyon ve olası şiddet eylemlerine karşı tedbir aldığını ortaya koydu. Bu kapsamda bazı yerel yönetimler dışarıdan avukat destekleri alırken, federal mahkeme celpleri veya arama kararları durumunda izlenecek prosedürlere dair personeline eğitim veriyor.
Hukuk ekipleri ve fiziksel bariyerler devrede
Seçim güvenliği kavramı, bu dönem itibarıyla yalnızca oy sayımının doğruluğunu sağlamakla sınırlı kalmayıp, hukuki ve fiziksel koruma unsurlarını da içine alıyor. Wisconsin’de bazı yerel yönetimler, federal hükümetin oy makinelerine veya seçim kayıtlarına el koyma girişimine karşı mahkeme başvurularını şimdiden hazırlama aşamasında. Michigan’daki eyalet yönetimi ise yerel görevlilere, federal yetkililerin sistemlere erişim talebi halinde nasıl hareket edeceklerine ilişkin bilgilendirme yapıyor.
Georgia’nın Fulton County bölgesinde yaşananlar, bu endişelerin ne kadar somut olduğunu gösteriyor. Federal görevliler, 2020 seçimlerine ilişkin soruşturma kapsamında yaklaşık 650 kutu seçim kaydına el koymuştu. Yerel yönetim bu gelişme üzerine özel hukuk danışmanları tutarak kayıtları geri almak için yargı yoluna gitmişti. Federal mahkeme, mayıs ayında savcıların soruşturma devam ettiği sürece belgeleri ellerinde tutabileceğine hükmetmişti.
Fiziksel güvenlik önlemleri de benzer şekilde çeşitlendi. Detroit’te seçim merkezinin camları kurşun geçirmez hale getirilirken, posta yoluyla kullanılan oyların bırakıldığı kutular kamera sistemiyle izleniyor. Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu Georgia’nın Irwin County bölgesinde ise sandık görevlilerine, acil durumda konum bilgisi gönderebilen panik düğmeleri dağıtılıyor.
ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, ağustos sonunda ordunun kasım seçimlerinde sandık merkezlerine federal asker veya Ulusal Muhafız birlikleri gönderme planının bulunmadığını açıklamıştı. Caine, askerlerin oy pusulalarına veya seçim materyallerine el koyması yönünde de bir niyet olmadığını belirtmişti. Buna rağmen federal kolluk kuvvetlerinin seçim günü rolüne ilişkin tartışmalar sürüyor.
Dezenformasyon ve yapay zekâ kaynaklı tehditler de yetkililerin üzerinde çalıştığı başlıklar arasında. Yetkililer, seçim görevlilerini oy pusulalarını imha ederken gösteren sahte videolardan, sandık yerlerinin değiştiğine dair asılsız mesajlara kadar çeşitli senaryolarla mücadele ediyor. Yapay zekâ teknolojilerinin düşük maliyetle gerçekçi sahte içerik üretmesi, yanlış bilgilerin hızla yayılmasına olanak tanıyor. Bu nedenle seçim idareleri, seçmenlere doğrudan bilgi sağlayacak sistemler geliştirmeye odaklanıyor.
Siber güvenlik alanında ise Rusya, Çin ve İran bağlantılı olası saldırı riskleri devam ederken, yerel yetkililer federal destekteki azalmadan endişe duyuyor. Özellikle Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı CISA’nın kapasitesindeki kesintiler, bazı görevlerin yerel kaynaklarla üstlenilmesine neden oldu.
Kasım ayındaki ara seçimler, Kongre kontrolünün değişip değişmeyeceği açısından siyasi önem taşırken, Amerikan seçim sisteminin siyasi baskı altında işleyişini test edecek kritik bir eşik olarak görülüyor. Mahkemeler, Trump yönetiminin posta yoluyla oy kullanımını sınırlandırmaya yönelik bazı girişimlerini engellemiş olsa da, eyalet ve yerel yönetimlerin hazırlık ölçeği dikkat çekici boyutta. Seçim görevlileri artık sadece teknik süreçlere değil, federal soruşturmalar, mahkeme mücadeleleri ve olası şiddet olaylarına karşı da hazırlanıyor.