Akdeniz'de tsunami riski yüzde 100: 1,5 trilyon dolarlık tehlike

UNESCO verilerine göre önümüzdeki 30 yıl içinde Akdeniz'de yıkıcı dalga oluşma ihtimalinin neredeyse kesin olması, kıyı ekonomilerini ve altyapı yatırımlarını doğrudan tehdit ediyor.

Görünürde sakin bir iç deniz olarak algılanan Akdeniz, jeolojik yapısı ve iklim krizinin etkileriyle küresel ölçekte kritik bir afet bölgesine dönüşüyor. Bölgedeki yüksek nüfus yoğunluğu, turizm altyapısı ve ticari limanlar, potansiyel bir tsunaminin yaratacağı ekonomik ve insani maliyeti katlanarak artırıyor.

Bilim insanları ve uluslararası kuruluşlar, Akdeniz havzasındaki tektonik hareketlerin yarattığı riskin göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğunu vurguluyor. Özellikle Fransız Rivierası gibi yoğun yerleşim alanlarında, deprem sonrası ilk dalgaların kıyıya ulaşma süresinin uyarı sistemlerinin devreye girmesinden daha kısa olması hayati bir güvenlik açığı oluşturuyor.

Uyarı sistemindeki 5 dakikalık kritik açık

Bölgesel simülasyonlar, deniz tabanındaki kırılmalar veya kaymalar sonrasında ilk dalgaların kıyı şeridine 10 dakikadan daha kısa bir sürede ulaşabileceğini gösteriyor. Ancak Fransa Ulusal Uyarı Merkezi'nin potansiyel tehlikeli bir depremi tespit edip yetkililere bildirmesi ortalama 15 dakika sürüyor. Bu durum, merkezi sistemlerin devreye giremediği 5 dakikalık bir zaman boşluğu yaratıyor.

Bu teknik kısıtlama nedeniyle uzmanlar, geleneksel haberleşme ağlarının ötesinde yerel ölçekli dirençlilik politikalarının uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Nice ve çevresindeki araştırmacılar, kriz anında otomatik karar alma mekanizmaları geliştirmek, güvenli sığınma alanlarını belirlemek ve halkın deniz seviyesindeki anormal değişimleri fark ederek derhal tahliye olabilmesini sağlayacak farkındalık modellerini hayata geçiriyor.

BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Tsunami Birimi Yetkilisi Jean-Pierre Duval, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bölgesel algının değişmesi gerekiyor. Akdeniz, genellikle tsunami oluşması için olası olmayan bir yer olarak kabul edilir. UNESCO olarak bu varsayıma karşı sürekli uyarıda bulunuyoruz. 22 Haziran 2022’de açıkladığımız üzere, önümüzdeki 30 yıl içinde Akdeniz’de 1 metreyi aşan bir tsunami dalgasının oluşma olasılığı yüzde 100’e yakındır. Bu tahmin 2052 yılına kadar sürecek olan dönemi kapsıyor ve tüm kıyı planlamalarının bu gerçeklik etrafında sürdürülebilir kılınmasını gerektiriyor.”

Jeolojik yapı ve yanlış algılar

Akdeniz, yıkıcı tsunamiler için gerekli jeolojik unsurları bünyesinde barındırıyor. Ligurya Denizi'ndeki aktif fay hatları boyunca Fransa ve İtalya kıyılarına yakın noktalarda meydana gelebilecek depremler riski tetiklerken, Afrika ve Avrasya levhalarının hareketi ile Kuzey Afrika açıklarındaki potansiyel kırılmalar su altı heyelanlarıyla birleşerek ani ve yıkıcı dalgalar üretebiliyor.

Fransız Ulusal Araştırma Merkezi (CNRS) Deniz Jeolojisi Uzmanı Dr. Hélène Mercier, toplumdaki tsunami algısının sinematik temsillerle sınırlı kaldığını belirterek durumu şöyle açıkladı:

“Tsunami, insanların hayal ettiği gibi sadece sinematik bir biçimde yükselen dev bir su duvarına benzemez. Deniz seviyesinin hızlı bir şekilde yükselmesi veya alçalması ve ardından tekrarlanan dalgalanmalar şeklinde ortaya çıkar. Fransızca’da raz-de-marée veya İtalyanca›da maremoti olarak adlandırılan bu olaylar, santimetrelerden birkaç metreye varan ani su baskınlarına ve son derece güçlü akıntılara neden olur. Kıyı ekosistemlerinin sürdürülebilirliği için bu hidrodinamik kuvvetlerin hesaba katılması şarttır.”

İLGİLİ HABERLER