Kampüsten önce geçim savaşı... İzmir'e gelen üniversitelilerin ekonomik çıkmazı

Üniversite sınav sonuçlarının ardından İzmir’e gelmeye hazırlanan binlerce genç için asıl sınav kente adım atmadan başladı. Barınma yetersizlikleri, ortalama 30 bin lirayı aşan fahiş kiralar ve geçim baskısı nedeniyle öğrencilik hayatta kalma mücadelesine dönerken, gençler daha kampüse adım atmadan güvencesiz iş kollarında çalışmanın yollarını arıyor.

Fevzi Efe SEKİTMEZ-GERÇEK HABERCİ-ÖZEL HABER- Her yıl on binlerce gence kapılarını açan üniversite kenti İzmir’de yeni akademik yıl öncesi barınma ve yaşam maliyetleri, üniversiteyi yeni kazanan öğrencilerin en büyük kaygısı haline geldi. Aile bütçelerinin büyük kentlerdeki hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalması; KYK yurtlarındaki fiziki koşullar, fahiş ev kiraları ve temel harcamalarla birleşince öğrencilik ekonomik mücadeleye dönüştü.

Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nü kazanarak kente gelme hazırlığı yapan Sara Öz'ün aktardığı deneyimler ile kent genelindeki emlak piyasası verileri, gençlerin henüz eğitim hayatına başlamadan karşılaştığı yapısal ve ekonomik çıkmazı somut rakamlarla ortaya koydu.

İzmir'de Ortalama Kira 30 Bin Lirayı Aştı

Gayrimenkul piyasası verilerine göre, İzmir genelinde ortalama konut kirası 30 bin 658 TL seviyesine ulaştı. Üniversite öğrencilerinin en yoğun yaşadığı iki ilçede de tablo değişmedi:

İzmir Geneli: 30 bin 658 TL

Bornova (Ege Üniversitesi bölgesi): 25 bin 342 TL (Öğrenci mahallelerinde 25 bin 800 TL ile 45 bin 700 TL arası)

Buca (Dokuz Eylül Üniversitesi bölgesi): 24 bin 520 TL (Öğrenci mahallelerinde 19 bin TL ile 22 bin 500 TL arası)

Öğrencilerin yoğunlukta olduğu Bornova'da Erzene, Kazımdirik ve Evka 3 gibi kampüse yakın mahallelerde kiralar 45 bin liraya kadar yükselirken, Dokuz Eylül Üniversitesi'nin bulunduğu Buca'da ise öğrenci mahallelerinde alt sınır 19 bin liradan başlıyor.

Barınma Çıkmazı ve Yetersiz Destekler: "Hayatta Kalma Maratonu"

Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü kazanarak İzmir’e gelen Sara Öz, büyükşehirlerdeki barınma krizinin gençleri KYK yurtlarına mecbur bıraktığını, ancak yurtların da nitelikli bir üniversite hayatı için yetersiz kaldığını belirtti. Öz şunları söyledi:

"Birçok öğrenci gibi ben de ilk olarak KYK seçeneğine yöneldim. İzmir gibi büyük şehirlerde yaşanan barınma problemleri, gençleri daha az maliyetli seçeneklere itiyor. Fakat bu seçeneklerin sağlayacağı yaşam güvencesi, hijyen, konfor ve ulaşım rahatlığı ortalama bir üniversite yaşamı için çok yetersiz. Yurtlardaki aksaklıklar ve şikayetlerin çözümsüz kalması eve çıkma alternatifini doğuruyor; ancak orada da karşımıza fahiş kiralar ve geçim endişesi çıkıyor. Mesele eğitim olmaktan çıkıp bir hayatta kalma maratonuna dönüşüyor. Sadece fiziki olarak hayatta kalmak üzerinden düşünürsek mevcut burs ve destekler belki yetebilir; ancak ortalama bir ailenin ekonomik durumuna ve bu kaynakların her öğrenciye ulaşmadığına bakarsak bu da sorgulanır. Üniversiteyi verimli kılacak kitaplar, kültür-sanat faaliyetleri, geziler ve atölyeler bugün bir öğrenci ve ailesi için karşılanamaz boyutta. Kimilerine lüks gibi gelen bu gereklilikler doğrudan desteklenmediği için maliyetlerin tüm yüküyle baş başa kalıyoruz."

Derslikten Güvencesiz İşlere: "Öğrenci İşçi Tablosu"

Maddi yetersizlikler ve hayat pahalılığı nedeniyle kente gelir gelmez ek gelir arayışına girmek zorunda kalacaklarını vurgulayan Öz, gençlerin maruz kaldığı emek sömürüsüne dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Eğitim sürecindeki maliyetler ortalama bir ailenin tek başına üstlenebileceği düzeyde değil. Bu nedenle özellikle başka şehirlerden gelen öğrenciler mecburen kendilerini sermayenin elindeki güvencesiz işlerde çalışırken buluyor. Bu işlerden kazanılan miktarların yetersizliği bir yana; can güvenliğinin tehlikeye atılması, esnek çalışma saatleri adı altında yasal sınırları fazlasıyla aşan 11 saatlik çalışma süreleri, karşılıksız bırakılan fazla mesailer ve işçiye yönelik saygısız ortamlar olağan karşılanıyor. Geçimini sağlamak zorunda olan, ek gelire ihtiyaç duyan öğrencinin bu noktada fazla seçeneği olmadığı için haklarının istismar edilmesine göz yummak zorunda kalıyor. Bugün karşımızda duran öğrenci-işçi tablosu tam olarak bu."

İLGİLİ HABERLER