Serdar Öztürk, "Tepedekiler Nasıl Tepişirse Tepişsinler, Olan Çocuklara Oluyor"

Gazeteci Ahmet Nesin'in programına konuk olan Serdar Öztürk ile gerçekleştirdiği sohbette; Türkiye'nin siyasi iklimi, eğitim sistemindeki çöküş, devlet baskısı altında çocukların nasıl umutsuzluğa sürüklendiği ve siyasetteki gizli kamera skandalları çarpıcı örnekler ve konuşmacıların doğrudan ifadeleriyle masaya yatırıldı.

Siyaset, İmamoğlu ve Kaybolan Gelecek Umudu 

Program, ev sahibi Ahmet Nesin'in Ekrem İmamoğlu'na yönelik olası siyasi yasak ihtimallerini ve hakkında başlatılan yeni soruşturmaları gündeme getirmesiyle başladı. Nesin'in, İmamoğlu'nun art arda sert açıklamalar yapmasını kendisine yönelik hamlelerin farkında olmasına bağlaması üzerine sözü alan konuk Serdar Öztürk, siyasi tartışmalardan ziyade "gelecek" konusuna odaklanmak istediğini belirtti. Öztürk, Türkiye'deki umutsuz ve baskıcı iklimi şu sözlerle özetledi: "Acaba konuşacak geleceğimiz kaldı mı ya da biz bu kadar umutsuz duruma düşer miydik her ikisi de çok kötü bir sonuç hem umudumuzun bırakılmamış olması... hem de umut bırakmayacak kadar bir toplumun baskı altında tutulması gelecek düşünecek zaman bile bırakmıyor.”

Okul Bahçesindeki Polisler ve Yok Edilen Masumiyet 

Eğitim sistemindeki güvenlikçi politikalara değinen Öztürk, evinin karşısındaki ilkokulun kapısına resmi polislerin dikilmesini eleştirdi. Çocukların o yaşlarda hala masum olduklarını belirten Öztürk, "Biz onların masumiyetini onlarla pek ilgisi olmasa bile kapılarına polis dikerek değiştirmeye çalışıyoruz ya da yönlendirmeye çalışıyoruz" diyerek devletin bu müdahalesini yersiz bulduğunu ifade etti.

Ahmet Nesin ise Türkiye'de devletin çocuklara bakış açısının çok daha acımasız olduğunu vurgulayarak sert bir eleştiri getirdi: "Ya sana göre çocuk hala çocuk çünkü bu ülkede babasının yanında öldürülen çocuk 15 16 kurşunla can veren çocuk için büyüyünce terörist olacaktı denildi.”

Serdar Öztürk, sistemin çocukları zaman içinde nasıl çaresizliğe ittiğini ise şu alıntıyla anlattı: "Okuldan çıkıp ortaokula gittiklerinde ya da oradan liseye geçtiklerinde sistem tarafından umutsuzluğa çevriliyor yani okusak ne olacak ya da okusak bir üniversiteyi bitirsek ne olacak nasıl iş bulacağız nasıl torpil bulacağız gibi pek çok soruyla sanıyorum buradan çıktıktan sonra kötüleştirilmeye başlıyorlar".

Şiddet Sarmalı, Liyakatsizlik ve Eğitimdeki Çöküş 

İkili, okullara polis veya uzman çavuş yerleştirmek yerine liyakatli ve pedagojik eğitim almış rehber öğretmenlerin artırılması gerektiği konusunda birleşti. Öztürk, mevcut uygulamaların bilime uygun olmadığını vurgulayarak, "Şu açıktaki uzman çavuşları okullara güvenlik görevlisi yapalım diyerek aşılabilecek bir şey değil o zaman herkesin anasını babasını da uzman çavuş yapmak lazım" ifadelerini kullandı.

Toplumdaki şiddetin ailede temellendiğini de anlatan Öztürk, babaların çocuklarını yanlış yönlendirmesini şu çarpıcı örnekle dile getirdi: "Babası o hafta sonu onu nereye götürüyor kitap okumaya mı götürüyor kütüphaneye mi götürüyor... yok nereye götürüyor atış poligonuna götürüyor abi atış poligonunda bir çocuğa ne öğretirsin vurmayı öğretirsin".

Ahmet Nesin ise yakın zamandaki bir polis müdahalesine atıfta bulunarak güvenlik güçlerinin tavrını sorguladı: "Peki o çocuk katil olan çocuk öldürülmek zorunda mıydı... onu bıçaklayacak kadar yanına yaklaştıysanız o çocuk yaptıklarından yoruldu. Bunu yapacak kadar yaklaştıysanız siz niye öldürdünüz o çocuğu".

Siyasetteki Ahlak Çöküntüsü ve Gizli Kameralar 

Sohbetin ilerleyen dakikalarında konu siyasetteki ahlaki çöküntüye, kaset ve gizli kamera skandallarına geldi. Ahmet Nesin, Uşak'ta tutuklanan bir belediye başkanının otel odalarına yerleştirilen gizli kameralara dikkat çekerek, bu kadar profesyonel işlerin sıradan tamircilerle yapılamayacağını öne sürdü. Nesin, "Adamın oteline devlet olarak sen tamirciler vasıtasıyla böyle bir şey yapmadığın adam şimdi ben niye yapayım böyle bir şey derse ne yapacaksın o zaman karşına bir devlet mekanizması geliyor" sözleriyle doğrudan devleti işaret etti. Özgür Özel'e tahsis edilen hediye araçlarda da kamera çıktığını hatırlatan Nesin, "Özgür Özel'e gönderilen arabada da kamera olduğu ortaya çıktı" diyerek sistemin ne kadar yaygın olduğunu belirtti.

Serdar Öztürk de geçmişte görevliyken katıldığı bir mahkemede dinleme teknolojilerine dair şahit olduğu itirafları hatırlatarak iddiaları destekledi. Öztürk, dinlemelerin merkezden yapıldığını şu sözlerle ifade etti: "Biz sadece dinlemek için izinliyizdir o da yasal süresi bitince kalkar dedi bu orada bana şunu öğretti ya Türkiye'nin her yerinden bu kadar haber geliyor ya aslında bunların tek bir yeri var o da Ankara".

"Tepedekiler Tepişiyor, Olan Çocuklara Oluyor"

Türkiye'nin sürekli değişen suni gündemlerinden yorulduklarını belirten Öztürk, ülkedeki kaotik durumu, "Dünyanın hiçbir yerinde bir gün içinde bu kadar gündemin değiştirildiği başka bir ülke yoktur herhalde" sözleriyle eleştirdi.

Programın kapanışında sözü tekrar şiddet gören, umudu çalınan çocuklara getiren Serdar Öztürk, sarsıcı bir isyan ve çağrıyla tartışmayı noktaladı: "Türkiye'nin her yeri çocuklar ölmesin tepedekiler nasıl tepişirse tepişsinler ama işte onlar tepiştikçe de o çocuklar ölüyor işte artık o noktadayım bu çocuklara dokunmayın ne yaparsanız yapın".

 

İLGİLİ HABERLER