22 aylık komisyon sürecinin ardından 6 aydır beklenen yasa teklifinde belirsizlik sürüyor

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, komisyon raporunun üzerinden altı ay geçmesine rağmen iktidarın gündeme getirdiği “süreç yasası”nın içeriğini hiç kimsenin bilmediğini açıkladı.

Kürt meselesinin çözümüne ilişkin kritik açıklamalar Tunceli’deki 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nden yükseldi. Gökhan Günaydın, meselenin demokratik Cumhuriyet ve eşit yurttaşlık temelinde ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Şeffaf, hukuki ve TBMM çatısı altında yürütülecek bir süreç çağrısı panelin ana eksenini oluşturdu.

“Adil ve onurlu bir barışı kurmalıyız”

Çözümün ertelenemez nitelikte olduğuna dikkat çeken Günaydın, demokratik bir Cumhuriyet idealine vurgu yaptı. “Bu memleket demokratik bir Cumhuriyeti eşit yurttaşlık temelinde tesis etmeli. Adil ve onurlu bir barışı kurmalıyız” sözleriyle yeni yüzyıla dönük bir perspektif çizdi.

Savaşların ve ayrılıkların büyütülmesi yerine aklın ve rasyonalitenin öne çıkarılması gerektiğini belirten Günaydın, “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına akılla, rasyonaliteyle ve demokratik Cumhuriyetin koşullarını inşa ederek girmeliyiz” ifadelerine yer verdi. Barış çağrısının iktidara teslimiyet anlamına gelmediğini ise “Buna ‘evet’ demek AK Parti ve MHP’ye teslim olmak değildir” cümlesiyle netleştirdi.

“Masadan kalkmamız istendi ama biz o masadan kalkmadık”

TBMM bünyesindeki komisyon sürecine dair çarpıcı detaylar da Günaydın’ın aktarımında yer buldu. Komisyona katılım konusunda yoğun baskılarla karşılaştıklarını anlatan Günaydın, “O dönemde komisyona girmememiz için her türlü baskı yapıldı. Bildiğiniz, bilmediğiniz bütün mecralardan ‘O komisyonda işiniz yok’ denildi. Buna rağmen ısrarla komisyona girdik” dedi.

Sonraki evrede de ayrılmaları için çaba gösterildiğini kaydeden Günaydın, bu çabaların merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunduğuna işaret etti. “Sürekli yeni krizler yaratılarak masadan kalkmamız istendi ama biz o masadan kalkmadık” diyerek pozisyonlarını koruduklarını vurguladı.

Ekim 2024’te başlayan çalışmaların 22’nci ayına ulaştığı bilgisini paylaşan Günaydın, uzun dinleme sürecinin ardından rapor yazım aşamasına geçildiğini söyledi. İlk beş bölümün propaganda ağırlıklı olduğu değerlendirmesini yaparken asıl önemli kısmın 6’ncı ve 7’nci bölümler olduğunu, bu bölümlerde barışın ve demokrasinin inşasına yönelik önerilerin sıralandığını belirtti.

“Raporun eksikleri de vardı, yanlışları da vardı”

Oluşturulan raporun oy birliğine yakın bir çoğunlukla kabul edildiğini hatırlatan Günaydın, karşı çıkanlara saygı duyduğunu ancak kendilerinin de metni tam anlamıyla içlerine sindiremediğini itiraf etti. “Eksikleri de vardı, yanlış yazımları da vardı. Ancak elimizde hiç olmazsa bir rapor oluştu. Bu nedenle eksiklerine rağmen raporu kabul ettik ve sahiplendik” değerlendirmesinde bulundu.

Artık ilerleme zamanının geldiğini vurgulayan Günaydın, TBMM’de temsil edilen partilerin büyük çoğunluğunun rapora “evet” demesinin devamının getirilmesi gerekliliğine dikkat çekti. Ne var ki raporun hazırlanmasının üzerinden altı ay geçmesine karşın iktidarın gündeme getirdiği yasa teklifindeki belirsizlik tablosu değişmiş değil.

“Gelecek yasa teklifinin kaç maddeden oluşacağını da bilmiyoruz”

Temmuz başından beri sürekli bir “süreç yasası” getirileceğinin söylendiğini aktaran Günaydın, takvimin belirsizliğine ve arka plandaki anlaşmazlıklara dikkat çekti. Bir partinin grup başkanvekili olmasına rağmen yasa teklifine dair hiçbir bilgiye sahip olmadığını sözleriyle gözler önüne serdi.

“Ben bir partinin grup başkanvekiliyim. Gelecek yasa teklifinin kaç maddeden oluşacağını da bilmiyorum, içeriği hakkında da bilgi sahibi değilim. Sadece ben değilim, hiç kimse bilmiyor” ifadelerini kullanan Günaydın, arka planda yürüyen bir mutabakat olduğu izlenimini verdi. Düzenlemenin bir an önce Meclis’e getirilerek açıkça tartışılması gerektiğini vurguladı.

CHP’nin başından beri değişmeyen yaklaşımını yineleyen Günaydın, zeminin hukuki olması, sürecin TBMM çatısı altında yürütülmesi, şeffaflığın esas alınması ve toplumun geniş kesimlerinin onayının aranması ilkelerini sıraladı. Toplumsal yelpazenin tüm renklerinin “Türkiye’nin barışı için bunlar doğrudur” diyebilmesi gerektiğine inandıklarını sözlerine ekledi.

Kendi tabanlarını da barış sürecinin doğruluğu konusunda ikna etmeye çalıştıklarını belirten Günaydın, seçmenlerinin önemli bir bölümünün bu adımın Türkiye’nin geleceği açısından yararlı olacağı kanaatine ulaştığını söyledi. Bekleme döneminin sona ermesi gerektiğini yineleyerek sözlerini noktaladı: “Süreç yasasının Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmesi ve oyalanma döneminin sona erdirilmesi gerekiyor. Altını çizerek söylüyorum; Türkiye’de adil ve onurlu bir barışın tesis edilmesi gerekir.”

İLGİLİ HABERLER