Özel'den Çelik'e Nacar sorusu: Tanıyor musun, tanımıyor musun?

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in fon skandalındaki isim Osman Arıkan Nacar ile ilişkisini açıklamasını istedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, fon vurgunu iddiaları ve siyasi gelişmelere dair açıklamalarda bulundu.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik hakkındaki iddialara değinen Özel, Çelik'in adı fon skandalında geçen eski bürokrat ve iş insanı Osman Arıkan Nacar ile yakın olduğu yönündeki suçlamalara yanıt vermediğini belirtti. Özel, konunun aydınlatılması için net bir cevap beklediklerini ifade etti.

Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Ömer Çelik’e çok net bir soru sordu partimizin sözcüsü. Ben de partimizin sözcüsünün bahsettiği konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledim. Sayın Ömer Çelik hakkında yazılan, çizilen dedikoduları çıkartacak olsak dört değil 40 klasör yetmez. AK Parti içinde konuşulanlar da bunun 25 klasörünü oluşturur. Dışarıda konuşulanlar 15 klasördür. Ama Ömer Çelik’in yanıt vermesi gereken kısım şudur; Osman Arıkan Nacar’ı tanıyor musun, tanımıyor musun? E-data şirketi senin için ne anlama geliyor? Bizim iddiamız şudur. Osman Arıkan Nacar ile birlikte Bodrum’da baş başa tatil yaptınız, Bodrum’dan Ankara uçağına binip birlikte geriye döndünüz. Ve Osman Arıkan Nacar, 20 milyar gibi, Fatma Betül Sayan Kaya’nın 10 katı bir parayı bu fon işinden kazanmış biridir. Para, tutar, sen bu fon işini yapan borsadaki bu manipülatif hareketlerin içinde olan bu kişiyle birlikte yakın arkadaş mısın, değil misin? ‘En sevdiğim’ diyor, o kısmını bilmem. En sevdiğin mi üçüncü sevdiğin mi birlikte tatil yaptın mı baş başa, Bodrum uçağında Ankara’ya birlikte döndünüz mü dönmediniz mi? Bu konuyu yanıtlasın. Partimizin sözcüsü, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsüne bunu sordu. Öyle onun dışında kendisinin klasör klasör spekülasyonla kendini kurtaracak hali yoktur. Soruya cevap verecek.”

Cemil Tugay'ın partisinden ihraç edilmesi ve İzmir değerlendirmesi

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişine tepki gösteren Özel, bu durumu "ihanet" olarak nitelendirdi. Tugay'ın kişisel zaafları üzerinden iradesinin rehin alındığını savunan Özel, AK Parti'nin İzmir'e fiili bir kayyım atadığını öne sürdü.

Özel, Tugay için şunları söyledi:

“Kişiliksizliğin, karaktersizliğin hududu olmadığını gördük. Düne kadar her türlü hakaretle tanımladıkları kişiyi davet edip rozet takıyorlar. O kişi İzmir'e ihanet etmiştir. Haindir. AKP için bir kukladır”

Vatandaşların üzüntüsünü paylaştığını belirten Özel, iktidarın geçmişte hakaret ettiği siyasetçileri bugün saflarına kattığını hatırlattı. İzmir'in iradesinin gasp edildiğini söyleyen Özel, yerel seçimlerde bu tabloyu değiştireceklerini ve 31 ilçenin tamamını kazanmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Özel, sözlerine şöyle devam etti:

“Tabii Cemil Tugay’ın kişisel zaafları, kendisine sunulan dosyalar ve karakter zafiyeti üzerinden gösterdiği acziyet kendini, iradesini rehin düşürmüştür. İzmir’in iradesi birileri tarafından rehin alınmaya çalışılmıştır. Rehin alan mülkün sahibi olmaz. Mülkün hala asıl sahibi İzmirlilerdir. Bugünlerde onların geçen seçimdeki iradeleri birileri tarafından şahsi çıkar ve korkular uğruna İzmir’in taban tabana zıt olduğu, asla ve asla geçit vermediği bir siyasi partiye peşkeş çekilmeye çalışılmıştır. Rehin alınan, esir alınan, sahip olunan şey; İzmir’in iradesi değildir. Bu noktada tabii şunu açıklıkla ifade etmek lazım. Ben vatandaşlarımızın üzüntülerini anlıyorum ve tahmin edersiniz ki hepsinden çok daha fazla üzgünüz.”

Berna Laçin'in gözaltına alınması ve ifade özgürlüğü

Oyuncu Berna Laçin'in sosyal medya paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasını değerlendiren Özel, sanatçının "İzmir ilk kez işgal edilmiyor" sözünü hatırlatmasının bir sanatçı sorumluluğu olduğunu belirtti. Laçin'e yapılan soruşturmayı eleştiren Özel, ifade özgürlüğünün arkasında durduklarını vurguladı.

Özel, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Berna Laçin’in pozisyonu için son derece üzgünüm. Bir kere şöyle bir şey var arkadaşlar. Bir irade var, o iradeye gelip zorla çökülüyor. Herkesin aklından geçmiyor mu? 15 Mayıs 1919 günü İzmir’de yaşanan duygu, yani İzmir’in başka bir iradesi varken işgal altında. Berna Laçin’in bir sanatçı olarak böyle bir şey hatırlaması ve söylemesi bir sanatçı sorumluluğunda, bir sanatçının söyleyebileceği, her siyasinin de tahammül etmesi gereken bir şey. Kaldı ki dün akşam Akit TV’de aksine yani öyle bir şey ki AK Parti’nin İzmir’i almasını Yunan’ın İzmir’in işgaline benzeten AK Parti destekçileri konuşuyor. Ona kimse bir şey demiyor. ‘Keşke Yunan kazansaydı savaşı’ diyenin dirisine gitti Tayyip Erdoğan, başında Kur’an hediye etti, Kur’an okudu. Ölüsüne 5 tane Bakan yolladı. Diğer tarafta öyle bir süreçle karşı karşıyayız ki ‘Atatürk’ün heykellerinin bir gün köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceğiz’ diyen adama hiçbir şey yapmayanlar, onu, ‘hocamız’ diye görenler, baş tacı edenler şimdi Berna Laçin’in, ‘İzmir ilk kez işgal edilmiyor, korkma’ demesinden medet umuyorlar, onun üzerinden korku yaymaya çalışıyorlar. İzmir dün siyaseten işgal edilmiştir arkadaşlar. Doğruya ‘doğru’ diyeceğiz. Berna Laçin’in söylediğinden ‘Vay efendim öyle miydi, böyle miydi?’ Dün İzmir’in iradesi gasp edildi, işgal edildi. Bu da İzmir’in yaşadığı ilk işgal değil. İzmir kendi iradesiyle her zaman işgalden kurtulmayı bilmiştir. İlk seçimlerde de siyasi iradesini işgal edenlere gerekli cevabı verecektir. Berna Laçin’in sonuna kadar arkasındayız, ifade özgürlüğünün arkasındayız. Berna Laçin’in dediği gibi korkma, Berna Hanım da korkmasın ki korkmuyor. Kimse korkmasın. Kimse bunlardan sinmesin. Kendileri Atatürk’e hakaret edecek, devrime hakaret edecek, ‘Keşke savaşı Yunan kazansaydı’ diyecek kadar İzmir’e düşman olacaklar. Sonra, ‘İzmir’i ilk kez işgal edilmiyor’dan soruşturma. Ben de aynı ifadeyi aynı şekilde tekrar ediyorum.”

Anayasa Mahkemesi kararları ve tutuklular

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) cezaevindeki kişiler hakkındaki kararlarının uygulanmamasını eleştiren Özel, bu durumun hukuk devletini zedelediğini belirtti. Eski AKP yöneticilerinden Bülent Arınç'ın "Gayretullah'a dokunur" şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Özel, zulmün boyutlarını anlattıklarını kaydetti.

Özel, şunları ifade etti:

“Değerli arkadaşlar, Sayın Arınç, iki arkadaşımız özelinde, kendisinde olan bilgileri çok sade bir şekilde toparlamış ve bu iki özel vaka için ‘Gayretullah’a dokunur’ diyor. Yani ‘Allah’ın ilahi adaletini zedeler bu’ diyor. ‘Başımıza büyük bela açarız’ diyor. ‘Bu kadar büyük bir rahatsızlık artık Allah’ın ilahi adaletini zedeler’ diye bir değerlendirme yapmış. Devamındaki değerlendirmesi de ‘Bu benim bildiklerim, bilmediklerim ama yaşanan nice mağduriyetler var’ diyor. Bu değerlendirme bu açıdan son derece önemli. Biz zaten aylardır, yıllardır bunları anlatıyoruz. İnsanların eşlerine yapılan, babalarına yapılan, bu çocuklarına yapılan zulümleri anlatıyoruz. Fatih Keleş’in oğlu kapalı yer korkusu olduğu bilinerek, ‘Nasıl olacak şimdi Mustafa onu içeri koyarsak’ diye babası tehdit edilip, babası itirafçı olmaya zorlanır, kabul etmeyince 10 aydan uzun bir süre cezaevinde kaldı, zulmedildi kendisine. Pınar Türker’in eşinden boşanmış olduğu, ‘çocuklara kim bakacak’ diye soruldu. Pınar Türker annesi ve babasının bakacağını söyleyince ‘Hadi itirafçı ol, çocuklarını al, eve git’ dediler. Olmayınca, ‘Pınar Hanım’ı 40 yataklı bir yerde 60’ncı kişi olarak Düzce’de bir cezaevine sürdüler. Kendisiyle birlikte itirafçı olmayan kadınları Türkiye’nin dört bir yanına yolladılar. Bugün Türkiye’de ailelere zulüm yaparak insanlara istemedikleri suçları kabul ettirmek ya da başkalarına iftira attırmaya çalışılıyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma konusunda bir tercih yapması gerektiğini belirten Özel, uyulmaması durumunda meşruiyet tartışmalarının başlayacağını söyledi.

Özel, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ya uymayacak ya varlıklarını tartışmaya açacaklar. Bu yaşananların tamamı AK Parti’yi yenecek cumhurbaşkanı adayından ve kendinden sonra onu yenebilecek siyasi partiden, partilerden kurtulmak için yapılıyor. Bu dokunmayacaksa gayretullaha, bu ilahi adaleti zedelemeyecekse neyi zedeleyecek? Bu açıdan Sayın Arınç’ın açıklamalarını önemli ve kıymetli buluyorum. Sayın Arınç’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’ndeki Kurucular Kurulu’ndaki öndeki üç kişiden birisi olduğunu, seçimi kazandıklarında toplantı yaparken masada sayın cumhurbaşkanı ve önceki cumhurbaşkanı ile birlikte onların arasında oturan üçüncü kişi olduğunu, başbakan yardımcılığı yaptığını, hükümet sözcülüğü yaptığını, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu görevini yaptığını hatırlatıyorum ve ‘Bu kadar zulüm olmaz’ diyor. Bunun görünür olması önemli. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi’nin ilk kararı uygulanmalıydı. Uygulanmadı. İkinci karar Haziran’da çıktı Temmuz’da yazıldı ve bugüne kadar yayınlanması beklendi. Ümit ediyorum bugün hem kendisinin yani Tayfun Kahraman’ın hem Sayın Kavala için AİHM’de alınan kararlardan sonra burada atılacak adımların, hem de sayın genel başkanın ifade ettiği gibi gerekçe gösteriyor ki Anayasa Mahkemesi kararlarına ne için uymak gerekir? Bu hakkında Anayasa Mahkemesi kararı olan tüm tutuklular ve adil yargılanma hakkı benzer şekilde zedelenen tüm tutuklular ve hükümlüler açısından son derece kıymetlidir. Bir kez daha ifade edeceğim. Sayın Erdoğan şuna karar verecek. Sorumlulukları Anayasa’nın 1-2 maddesi olarak anayasada yer aldı. Meclisinkiler var. Anayasa Mahkemesi’ninkiler var. Erdoğan, ‘Benim sayfam geçerli, bütün yetkiler bende, devletin başındayım, sizin sayfalar geçersiz, meclis yok hükmündedir, anayasaya hükmündedir, kanunların bağlayıcılığı yok hükmündedir’ derse biri de döner, ‘Senin sayfan da yok hükmündedir’ der. Sayın Erdoğan’ın yönettiği ülkede yönlendirdiği hakimler ve yönettiği partisi, Anayasa’da kapı gibi yazan bir sayfayı yok sayıyorsa kendi meşruiyetini tartışmaya açıyor demektir. O zaman ‘Bu ülkenin cumhurbaşkanı da yok hükmündedir’ denir. Ona karşı kimse bir savunma içine giremez. Anayasa bir bütündür. Herkes yetkisini anayasadan alıyor, ben milletvekili olarak anayasadan yetki alıyorsam Erdoğan da anayasadan alıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bağlayıcılığı da anayasanın açık ve amir bir hükmüdür. Ya o kurallara uyacaklar ya da kendi varlıklarını tartışmaya açacaklar.”

Erken seçim tartışmaları ve CHP'deki personel değişiklikleri

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçim çağrılarına yanıt veren Özel, anayasal sürece sadık kalacaklarını ancak saray kaynaklı tekliflere itibar etmeyeceklerini belirtti. 2028 yılına kadar mevcut takvime uyulması gerektiğini, bunun ötesindeki her adımın anayasaya aykırı olacağını vurguladı.

Özel, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Değerli arkadaşlar 28 Mayıs 2023 günü Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi ve biz o beş yıllık sürenin iki buçuğuncu yılını bir milat olarak, Kasım 2025’te söylemiştik. Siz de o zamanlar sordunuz. Yani biz demiştik ki ‘2,5 yıl bizden, 2,5 yıl Erdoğan’dan. Gelsin, sandığı koyalım. Böylelikle üçüncü kez aday olma imkanını elde etsin. Kazanırsa beş yıl daha, kaybederse de bundan sonraki 2,5 yılda millet hiç olmazsa istediği bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetilir ve hızlı bir şekilde parlamenter sisteme dönme imkanı olur’ diye söyledik. O günlerde reddettiler. Siz de sordunuz. Peki 2028 yılının işte bahar aylarına çekilirse seçim ne olur? Ben o zaman da demiştim. ‘O, bir erken seçim olmaz. O, anayasanın arkasından dolaşma olur. O, anayasaya karşı arkadan dolanan bir muazzam suçu işlemek olur. Biz bu suçu alet olmayız’ dedim. Eğer erken seçime geliyorlarsa biz dünden razıyız, bugünden hazırız ama o öne alınan seçim, bir hafta önceki seçim, onun için kimse bizim kapımızı çalmasın. Sayın Bahçeli’nin Erdoğan’la ilgili, kendi partisi ile ilgili değerlendirmeleri olabilir. Ben yalnız sarayın odalarından türetilmiş, milletten gücünü almayan birtakım kişilerin dolaşıma soktuğu bir tartışmanın, işte ‘Bugünden karar alalım…’ Hatta öyle bir noktaya getiriyorlar ki işi, yani ‘Belli partilerin iradelerini bugünlerdeki siyasi konjonktürde buna zorlayalım. Günü gelince de Cumhurbaşkanımızı tekrar aday yapalım’ gibi ortaya atılan, saraydan atılan birtakım tekliflerin peşine takılmayı, bunları kıymetlendirmeyi, bunları değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Biz dediğimiz noktadayız. Bir erken seçim milletin umudu, beklentisidir. Beklentisiydi. Onların elinin tersiyle itip anayasanın arkasından dolanan bizim kapımızı çalmasınlar.”

CHP'de yönetim değişikliği sonrası yaşanan personel tasfiyelerine de değinen Özel, kendi dönemlerinde sadece iki kişinin ayrıldığını ve bunlara yeni iş bulduklarını hatırlattı. Mevcut CHP yönetiminin 50'den fazla personeli işten çıkarmasını eleştiren Özel, bu durumu emeğe saygısızlık olarak yorumladı.

Özel, şunları kaydetti:

“Bir de CHP ile ilgili sordunuz. Arkadaşlar 2023 yılı kasım ayında partinin yönetimine geldik. İki kişi işten çıktı. Onları işten çıkarmadan önce yeni işlerini ben bizzat buldum. Kendilerini çağırdım, ‘Dün bize yaptıklarınızdan sonra burada iş barışı olmaz. Bütün haklarınızı vereceğiz…’ Ki verdik. ‘Ve şu iki yerde sizi işe sokacağız’ dedim. Onun dışında da kimseye dokunmadık, ellemedik. Özel Kalem katında çalışan dört arkadaşımızın dördü ile bile devam ettik. Bir tek kişinin görev yerini değiştirmedik. Bugün gelinen noktada butlan yönetimi geldi, 50’den fazla arkadaşımız işten attı. Sebebi ne? Bizle yakın çalışıyorlarmış. Bir siyasi partinin personeli seçilmiş yönetimle yakın çalışmayacak da ne yapacak? Şimdi de bu kıyım ailelerinde YENİ Parti’ye kaydolan varsa, eşleri YENİ Partili varsa devam ediyor. Bu karşımızdakilerin vicdanını, ahlakını, meseleye bakışını, bizi nereye koyduğunu ve emeğe, alın terine, emekçiye nasıl baktıklarını gösteren bir mevzudur. Kimseye yapmadığımız bir kötülüğü bizim yüzümüzden gören arkadaşlarımıza mümkün mertebe sahip çıkmaya çalışıyoruz. Ama hakikaten yani asrın soygununu yapanlarla o asrın soygununun öncesinde partinizin iradesini soyanlar, kaçanlar ve seçilmedikleri yerlere pavyon fedaileriyle gelip kavga-dövüş oturanların bu yaptıkları tarih önünde hepimizi üzen ve kendilerini utandırmaz ama bir dönem o siyasi partide faaliyet yapan bizleri dahi utandıran bir boyuta gelmiştir. Diyecek söz bulamıyorum. Milletimiz görüyor. Zaten boşuna değil bütün anketlerde, her ankette bir öncekinden geriye düşüp yok olmakta oluşları, boşuna değildir.”

AK Parti'ye muhalefetten yeni katılımlar olabileceği yönündeki spekülasyonları değerlendiren Özel, dün yaşanan haysiyetsizliğin tekrarlanmayacağını umduğunu belirtti.

Özel, son olarak şunları söyledi:

“Öyle bir şey yok. Ümit ediyoruz ki dün yaşanan haysiyetsizliği tekrar eden bir başkası olmaz. İzmir’e böyle büyük bir haksızlığı kimse yapmaz”

İLGİLİ HABERLER