Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 19 yıl 6 aya kadar hapsi istenen gazeteci Alican Uludağ için yaklaşık üç aylık tutukluluk süreci sona erdi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada, savcının tutukluluğun devamı yönündeki talebine karşın mahkeme heyeti tahliye kararı verdi.
Silivri Cezaevi'nde tutulan Uludağ, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Uludağ'a destek olmak isteyen yakınları ve meslektaşları ise Ankara Adliyesi'ndeki duruşma salonunda hazır bulundu.
"Ben terörist miyim?"
Savunmasına yargılama sürecindeki usulsüzlüklere dikkat çekerek başlayan Uludağ, iddianameyi hazırlayan makama tepki gösterdi. Uludağ, "Tam 90 gündür Ankara'dan ailemden gazetecilikten uzakta Silivri'de sürgündeyim. Çağlayan'da nasıl herkesten saklanarak tutuklandıysam, bugün de herkesten uzakta gizlenerek yargılanıyorum. Dosyamı basın savcısı değil terör savcısı hazırladı. Ben terörist miyim?" ifadelerini kullandı.
"Bugün gazeteciler susarsa toplum da susar"
Türkiye'de bir korku iklimi yaratıldığını belirten Uludağ, basına yönelik baskıların anayasal düzeni tehdit ettiğini savundu. Uludağ, savunmasını şu sözlerle sürdürdü: "Yargı ve devlet aygıtı muhalefete karşı giyotin olarak kullanılıyor. Demokratik ve anayasal düzen tehdit altında. Ya demokrasi olacağız ya da ABD Ankara Büyükelçisi'nin dediği gibi monarşik bir yapı olacağız. Bugün gazeteciler susarsa toplum da susar."
Uludağ hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu tarafından hazırlanan iddianame, 1 Nisan'da İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti. Mahkeme, yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara'ya yollamış, avukatların duruşma yapılmadan tahliye talepleri ise reddedilmişti.
Tahliye kararı sevinçle karşılanırken, Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarından yargılanmasına önümüzdeki günlerde devam edileceği öğrenildi.