weather
32°
Gerçek Haberci Ekonomi Tarladan sofraya zehir: Domateste 15 yıllık ihmal zinciri

Tarladan sofraya zehir: Domateste 15 yıllık ihmal zinciri

Greenpeace’in market domateslerinde 15 yıldır yasaklı kimyasal ve çoklu pestisit saptaması gıda güvenliğini tartışmaya açtı. Gıda ve ziraat mühendisleri, tarladan market rafına uzanan denetim krizini 4 temel başlıkta özetledi.

5 Dakika
Okunma Süresi
Haberleri
Tarladan sofraya zehir:  Domateste 15 yıllık ihmal zinciri

Fevzi Efe SEKİTMEZ-GERÇEK HABERCİ-ÖZEL / Çevre örgütü Greenpeace, gıda güvenliği ve tarım zehirleri kullanımına ilişkin dikkat çeken bir araştırma yayımladı. İstanbul’un dört ayrı ilçesinde faaliyet gösteren beş zincir marketten rastgele seçilen domates örnekleri üzerinde laboratuvar analizleri gerçekleştirildi. İncelenen 20 domates örneğinden 3’ünde mevzuata tamamen aykırı pestisit (tarım zehiri) kullanımı belirlenirken, 7 üründe ise aynı anda 3’ten fazla farklı kimyasal etken maddeye rastlandı. Yasal sınırları aşan ürünlerden birinde ise Türkiye'de 15 yıl önce kullanımı resmen yasaklanmış bir etken maddenin bulunması denetim yetersizliğini gözler önüne serdi. Gıda ve ziraat mühendisleri, GERÇEK HABERCİ’ye denetim zincirindeki kopuklukları ve halk sağlığı risklerini anlattı.

"Yasaklı Madde Rafa Kadar Nasıl Gelebiliyor?"

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, araştırmanın 20 ürünlük örneklemle ulusal bir genelleme yapmaya yetmeyeceğini ancak çok ciddi bir denetim açığını kanıtladığını belirterek şu açıklamalarda bulundu:

"Greenpeace Türkiye’nin İstanbul’daki beş büyük market zincirinden aldığı 20 domates örneğinin üçünde mevzuata aykırılık, yedisinde ise üçten fazla pestisit kalıntısı tespit edilmesi başlı başına üzerinde durulması gereken bir halk sağlığı sorunudur. Daha vahimi, örneklerden birinde Türkiye’de 31 Aralık 2010 itibarıyla kullanımı sonlandırılmış chlorfenapyr etken maddesine rastlanmış olmasıdır. Üstelik mevzuata aykırılık tespit edilen ürünlerden ikisinin Hal Kayıt Sistemi bilgilerinde 'iyi tarım' logolu olduğu belirtiliyor.

Yirmi domateslik bu örneklemden hareketle 'Türkiye’deki domateslerin yüzde 15’i mevzuata aykırıdır' diyemeyiz. Ama şu soruyu sormamız için fazlasıyla yeterli: On beş yıldır yasak olan bir pestisit, üretim alanından hale, oradan tedarikçiye ve Türkiye’nin en büyük market zincirlerinden birinin rafına kadar bütün kontrol noktalarını nasıl geçebiliyor? Asıl skandal tek başına pestisit kalıntısı bulunması değil; yasaklanmış bir etken maddenin bütün izlenebilirlik ve denetim zincirini aşarak tüketiciye ulaşabilmesidir.

Bir gıdada üç, dört ya da beş farklı pestisit bulunması, bu maddelerin her birinin maksimum kalıntı limitinin altında olması halinde mevcut mevzuat açısından otomatik olarak 'uygunsuzluk' anlamına gelmeyebilir. Ancak halk sağlığı açısından değerlendirme burada bitmez. Çünkü maksimum kalıntı limitleri ağırlıklı olarak maddeleri tek tek ele alır. Gerçek yaşamda ise insanlar bir öğünde bir pestisite, ertesi gün başka bir pestisite maruz kalmıyor. Dolayısıyla 'Her bir pestisit sınırın altında, o halde sorun yok' demek bilimsel açıdan eksik bir yaklaşım olur. Gıda güvenilirliği, sorun ortaya çıktıktan sonra ürün toplatmak değildir. Yasaklı bir kimyasalın gıdada bulunmasını tüketicinin mutfakta alacağı önlemlerle çözmeye çalışmak devletin sorumluluğunu yurttaşa devretmektir. On beş yıldır yasak olan bir tarım zehri hâlâ soframıza kadar gelebiliyorsa, biz gerçekten neyi denetliyoruz?"

Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Dr. Hakan Çakıcı

"İlaçlar Tankta Karıştırılıyor, Bekleme Süreleri Çiğneniyor"

Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, yasaklı kimyasalların sahada bulunmasının tek başına üretici hatasıyla açıklanamayacağını, tedarik zincirinde kaçak girişler ve stok imhası gibi yapısal açıklar olduğunu ifade etti. Çoklu ilaçlama ve bekleme süreleri konusunda ise şu bilgileri verdi:

"Tek bir üründe 3'ten fazla etken maddenin çıkması, doğrudan hatalı ve plansız mücadele stratejilerinin sonucudur. Üreticiler işçilik maliyetinden ve zamandan tasarruf etmek amacıyla insektisit, fungisit ve yaprak gübrelerini aynı tankta karıştırarak atabilmektedir. Bu durum hem kimyasalların çapraz etkileşimini artırmakta hem de parçalanma sürelerini uzatmaktadır.

Pazar fiyatlarının dalgalı seyri de üreticiyi 'ürün para ediyorken hemen toplama' refleksine itmektedir. İlaçlama ile hasat arasında geçmesi zorunlu olan bekleme süresi, ekonomik kaygıların gerisinde kalmaktadır. Entegre mücadele ise sabır, sürekli saha takibi ve teknik bilgi gerektirir. Kimyasal ilaç ise anlık ve görünür sonuç verir. Biyolojik preparatların maliyeti yüksekken, bağımsız kamusal danışmanlık ağı yetersiz kaldığında üretici en hızlı ve ucuz gördüğü kimyasal yönteme yönelmektedir. Çözüm olarak üreticinin eğitimi ve denetlenmesi açısından ziraat mühendisleri tarafından yürütülen tarım danışmanlığı sistemi yeniden aktif hale getirilmelidir."

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak

"İç Pazarda Çifte Standart Algısı Giderilmeli"

İhracattan kalıntı gerekçesiyle dönen ürünlerin iç pazara verildiği yönündeki iddialara değinen Dr. Hakan Çakıcı, takip sistemindeki şeffaflık eksikliğinin altını çizdi:

"İhracat kontrollerinde tespit edilen kalıntılar nedeniyle geri çevrilen partilerin iç piyasaya sunulduğu şüphesi, tüketici güvenini en çok sarsan konulardan biridir. Resmi prosedür gereği sınır kapısından veya analiz laboratuvarından kalıntı gerekçesiyle reddedilen ürünlerin karantinaya alınması, masrafları ihracatçıya ait olmak üzere imha edilmesi veya yem/biyoenerji gibi gıda dışı alanlara yönlendirilmesi gerekir. Ancak süreç bağımsız meslek örgütleri ve kamuoyu denetimine açık, şeffaf bir takip mekanizmasıyla doğrulanmadığı sürece 'iç piyasaya kaydırılma' riski ve şüphesi ortadan kalkmayacaktır.

İhracata giden ürünler parti bazında sıkı kimyasal analizlerden geçerken, iç pazara sunulan ürünlerde yapılan rutin analiz sıklığı ve hacmi ihracat standartlarının çok gerisindedir. Market rafındaki barkoddan hangi tarlaya hangi kimyasalın atıldığını görmek mümkün değildir. Ürün tarladan toptancıya, oradan komisyoncuya geçerken partiler birbirine karışmakta, kalıntılı ürünün kaynağına ulaşıp yaptırım uygulamak zorlaşmaktadır. Türkiye’de pestisit kullanım miktarı değil; yanlış ilaç seçimi ve yanlış kullanım sorunu bulunmaktadır.”

GreenPeace araştırmasının sonuçları
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız