Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararnameyle Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'yı görevden aldı.
Ali Yerlikaya'nın yerine Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Yılmaz Tunç'un yerine ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek atandı.
'DAVUT GÜL BEKLENİYORDU'
T24 yazarı Tolga Şardan’ın aktardığına göre kabine değişikliği öncesinde kulislerde, Ali Yerlikaya'nın yerine İstanbul Valisi Davut Gül'ün getirileceği kesin gözüyle bakılıyordu.
Gül'ün, Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'a yakınlığı ve Gaziantep'teki destekçileri nedeniyle avantajlı olduğu konuşuluyordu. Ancak Erdoğan, beklenenin aksine Mustafa Çiftçi'yi tercih etti.
GECE GELEN TELEFONLA ÖĞRENDİ
1996'da Refahyol Hükümeti döneminde kaymakamlık kursunu bitiren Mustafa Çiftçi, Aksaray, Bitlis, Nevşehir ve Kırşehir'de kaymakamlık, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nde daire başkanlığı, dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın özel kalem müdürlüğü, ardından Çorum ve Erzurum valilikleri yaptı.
İddiaya göre Çiftçi; atama haberini, görevi devralacağı gece saat 22.00 sıralarında Ankara'dan gelen telefonla öğrendi.
‘DEVREYE KAHRAMAN VE KURTULUŞ GİRDİ’
Tolga Şardan’ın aktardığına göre Mustafa Çiftçi'nin bakanlığı için eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve mevcut TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Erdoğan nezdinde girişimde bulundu.
Milli Görüş çizgisine yakınlığı bilinen Çiftçi'nin, MHP Genel Merkezi ile de diyalog halinde olduğu belirtiliyor. Bu atamayla, Yerlikaya döneminde Cumhur İttifakı'nda yaşanan sıkıntıların giderilmesinin hedeflendiği ifade ediliyor.
"ALİ YERLİKAYA O AKŞAM ÖĞRENMİŞ" İDDİASI
Görevden alınacağı uzun süredir konuşulan Ali Yerlikaya'nın, kararnamenin çıkacağı akşama kadar süreçten haberdar olmadığı da ileri sürüldü.
Salı günü Emniyet Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen KOM şube müdürleri toplantısına katılan Yerlikaya, ertesi gün Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in ziyaretine ilişkin çalışma yaptı.
Makamından saat 20.30'da ayrılan Yerlikaya'ya görevden alındığı bilgisi saat 21.30'da ulaştı. Özel kalem müdürü gece saatlerinde bakanlığa gelerek odasındaki eşyaları topladı.
İşte Tolda Şardan’ın ‘Çiftçi’nin atanması İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'teki dengeleri nasıl değiştirir?’ başlıklı o yazısı:
“Kabinede, “ha bugün, ha yarın” denilen ve geçen mayıstan bu yana beklenen bakan değişikliği nihayet gerçekleşti.
Çarşamba gününün ilk saatlerinde yayımlanan Resmi Gazete’yi takip edenler, ülkenin siyasi tarihinin son 25 yılının en ilginç kabine değişikliği ile karşılaştılar.
Zira AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel seçimlerden sonra kurduğu kabineler dışında, sadece Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’nı aynı anda, ilk kez görevden aldı.
Resmi Gazete’deki kararnameyle Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Erdoğan tarafından “şimdilik” kaydıyla dinlenmeye alındılar.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olması sürpriz sayılmaz. Büyüteç’in takipçileri bu gelişmeyi yaklaşık sekiz ay önce “İstanbul kaynamaya devam ediyor” başlıklı yazıda öğrenmişti. Yargı bürokrasisi tüm yazı ve sonbaharı Gürlek’le ilgili yaşanması olası gelişmeyi izlemekle geçirdi. Yılın ikinci ayının ikinci haftasında Gürlek nihayet muradına erdi.
Adalet Bakan Yardımcılığı’ndan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atandıktan sonra Ankara’daki lojmanı boşaltmayan Gürlek, 16 ay sonra yeniden başkente döndü. Dolayısıyla Ankara – İstanbul hattında yargı sistemini yakından izleyenler için atama çok sürpriz olmadı.
İstanbul’daki çalışma yöntemi Tunç’u rahatsız etse de Gürlek bu mesai modelinden geri adım atmadı. Ayrıca Gürlek’in MHP’ye uzak bir bürokrat olmadığını da söylemek yanlış olmaz. Zaten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, TBMM Grubu’ndaki konuşmasında “yeni bakanlarımızın arkasındayız” cümlesi, durumun göstergesi. Bu çerçevede, yargıda halen görevli MHP’ye yakın üst düzey isimlerin konumu da netleşecek doğal olarak."
SÜRPRİZ İSİM: ÇİFTÇİ
"Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin göreve gelmesi, Gürlek’in tersine çoğunluk için sürpriz oldu. Uzunca zamandır devam eden kabine kulislerinde, Yerlikaya’nın görevden alınması halinde yerine gelecek ismin İstanbul Valisi Davut Gül olacağına kesin gözle bakılıyordu. Araya başka isimler girse de bu isimler arasında Çiftçi hiç gündeme gelmedi.
Kararnameyle, “Resmi Gazete’de yayımlanmadan hiçbir atamanın kesin olmadığı” gerçeği bir kez daha kanıtlandı. İstanbul Valisi Gül’ün adının ön planda olmasının sebebi Bilal Erdoğan’a yakın olmasıydı. Ayrıca yine Gül’ün önceki görev yeri Gaziantep’ten bazı önde gelen isimlerin Gül’ü destekledikleri kulislerde konuşuldu. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, beklenti içinde olanları deyim yerindeyse “ters köşe” yaptı.
Erzurum Valisi olarak tamamladığı bir günün son saatlerinde, vali konağında dinlenmeye çekildiği saatlerde gelen bir telefonla yeni güne İçişleri Bakanı olarak uyanan Mustafa Çiftçi’nin mesleki kariyeri dikkat çekici."
REFAHYOL DÖNEMİNİN KAYMAKAMI
"Bakan atandıktan sonra kısa sürede yakın geçmişiyle ilgili sosyal medya üzerinden pek çok bilgi paylaşılan Çiftçi, Refahyol Hükümeti’nin ilk kaymakamlarından. 1996’da yani Refahyol hükümeti döneminde açılan kaymakamlık kursunu bitirip mülki idareye adım attı. Kaymakamlık sürecinde beş farklı ilçede kaymakamlık yaptı. Görev yerleri görece daha küçük ilçelerdi.
Kariyerindeki tek büyük kent Erzurum olan Çiftçi, Aksaray, Bitlis, Nevşehir ve Kırşehir’de kaymakamlık yaptı. Kısa süreyle İçişleri Bakanlığı’nın kritik birimlerinden Personel Genel Müdürlüğü bünyesinde daire başkanıydı. Vali yardımcılığı yapmadı.
Kariyerinde İstanbul, Tekirdağ ve Gaziantep’te valilik yapan selefi Ali Yerlikaya gibi benzeri büyük kentlerde görev almadı."
GECE GELEN TELEFON
"Kaymakam iken dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın özel kalem müdürlüğünü yürüten Çiftçi, sonrasında görevini tamamlayan Kahraman’ın desteği ile Çorum valisi oldu. Ardından Erzurum valisi olarak görev yaparken -hakkındaki gelişmeden sadece birkaç gün önce bilgi sahibi olmasına rağmen- çarşamba gecesi saat 22.00 sıralarında Ankara’dan gelen telefonla İçişleri Bakanı olduğunu öğrendi.
Çiftçi, AKP’nin atadığı İçişleri bakanları arasında belki de en radikal olanı. Kararnamesi çıktıktan sonra hakkında yazılanlara bakıldığında bu kanaat uyanıyor maalesef.
Doğrusunu söylemek gerekirse İskilipli Atıf’ın anmasına katılması, Erzurum Kongre Binası’nın yıkılacağı iddiaları, resmi bayramları kutlamaması, oğlunun polislere yönelik sosyal medya paylaşımı benzeri olaylar olmasa kamuoyunun yakından tanıdığı bir mülki idare amiri olmayacaktı yeni İçişleri Bakanı.
Yeni görevine biraz da hakkındaki olumsuz yaklaşımlar gölgesinde başlayacak Çiftçi."
KAHRAMAN VE KURTULMUŞ’UN TAVSİYESİ
"Edindiğim bilgiye göre, Çiftçi’nin İçişleri bakanı olması için eski TBMM Başkanı Kahraman ile mevcut TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde girişimde bulundular.
Kaynaklar, Ali Yerlikaya’nın bakanlıktan alınmasının belli olmasından sonra Erdoğan’ın diğer adaylara oranla şansı daha düşük görülen Çiftçi’yi bakan olarak atadığını ifade ettiler. Çiftçi, her ne kadar muhafazakâr camianın önde gelen oluşumlarından Milli Görüş çizgisinde bilinse de milliyetçi camiaya da çok uzak olmayan bürokratlardan.
Çiftçi’nin zaman zaman MHP Genel Merkezi ile diyalog halinde olduğu biliniyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın Çiftçi’yi tercih etmesindeki nedenlerden birinin de Ali Yerlikaya’nın göreve gelmesinden itibaren bizzat MHP lideri Devlet Bahçeli başta olmak üzere MHP yönetimiyle yıldızının barışmaması, bu nedenle Cumhur İttifakı’nda yaşanan sıkıntıyı kökten çözmek istemesi olduğu belirtiliyor. Çiftçi’nin atanmasıyla birlikte MHP’nin de “gönlünün alındığı”nı söylemek yanlış olmaz."
YERLİKAYA’NIN AŞAMADIĞI SIKINTILAR
"Görevden alınan Ali Yerlikaya’ya gelince, son dönemde epeyce sıkıntı içinde buldu kendisini. Sıkıntının kaynakları arasında AKP’lilerin sonu gelmeyen talepleri de vardı kuşkusuz. Kaldı ki bu taleplerin bazıları, yerine getirilmesi halinde AKP’ye zarar verecek konulardı. Ancak süreç makul şekilde aşılamadı.
Yeri gelmişken Yerlikaya’ya yönelik MHP’nin “milliyetçi kadroları tasfiye ediyor” eleştirisinin gerçeği yansıttığını söylemek zor. Yerlikaya, önceki bakan Soylu’nun “milliyetçi” görünümündeki “sorunlu” ekibini tasfiye etti. Tam tersine altında imzası bulunan emniyet müdürleri atamalarında göreve getirilen polis müdürleri arasında milliyetçi camia içinde olanların oranı yüzde 70’lerdeydi."
MİÇOTAKİS TOPLANTISINA ÇALIŞTI
"Bakanlıktan alınacağı uzun süredir AKP camiası başta olmak üzere hemen herkesçe konuşulan Yerlikaya’nın kararnamenin salı gecesi çıkmasından bilgisi olmadığı anlaşılıyor.
Hafta başında kabine toplantısına katılan Yerlikaya, bu yönde bilgisi olmadığı gibi salı günü Emniyet Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen ve ülke genelindeki KOM şube müdürlerinin katıldığı değerlendirme toplantısında aktif yaklaşım sergiledi. Yerlikaya, söz konusu toplantıda özellikle organize suç örgütleriyle ilgili olarak illerden gelen polis müdürlerini dinledi. Yapılmasını istedikleri anlattı, illere hedefler koydu.
Hatta ertesi gün Ankara’da çalışma ziyaretinde bulunacak Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in heyetiyle görüşülecek konularla ilgili ekibiyle çalışma yaptı. Akşam saat 20.30 gibi makamından ayrıldı.
Akşam saatlerinde makamından ayrılan Yerlikaya’nın görevden alındığı bilgisi 21.30 gibi kendisine ulaştı. Özel Kalem Müdürü Mustafa Uygar, gece saatlerinde bakanlığa gelerek Yerlikaya’nın odasındaki eşyaları topladı."
EMNİYET’TE YAŞANMASI OLASI GELİŞMELER
"Yerlikaya’nın yanlış yönetim tarzına geçmeden önce birkaç not vermek gerekecek.
Bilindiği üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Başsavcı Akın Gürlek yönetiminde son altı aydır oldukça önemli operasyonlara imza attı. Finans, kara para aklama ve narkotik maddeler üzerine yoğunlaşan adli soruşturmaların neredeyse tamamının aynı zamanda siyasi sonuçları yaşanmaya başlandı.
Savcılık, söz konusu soruşturmalarda son zamanlarda adli kolluk olarak jandarma birimleriyle çalışırken, İstanbul Emniyeti özelinde yaşanan sorunların zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aktarıldığı biliniyor. Bilhassa İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Gürlek’in doğrudan hedefindeki isim.
Kaldı ki savcılığın İBB’de yürüttüğü adli soruşturmalarda beraber çalıştığı İstanbul Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Hakan Dulkadir’in, Gürlek’in şikâyeti sonrasında görevden alınıp İstanbul dışına tayin edildiğini hatırlatayım.
Son olarak Ankara Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Gökhan Yücel de yürüttüğü “özel bir faaliyet”in Gürlek tarafından tespit edilmesi sonrasında bizzat Bakan Yerlikaya’nın talimatıyla görevden alındı ve Polis Akademisi kadrosuna atandı.
Sürecin diğer yanında ise bizzat Başsavcı Akın Gürlek ile Adalet Bakanlığı arasında yaşandığı öne sürülen gerilim vardı. Kulislerde görevden alınan Adalet Bakanı Tunç’un Gürlek’in çalışma yaklaşımını eleştirdiği, kimi zaman bu eleştirileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a taşıdığı bugüne kadar anlatılageldi."
ÜÇLÜ ARASINDAKİ “SOĞUKLUKLAR”
"Bu tabloyla bağlantılı olarak, Yerlikaya’nın hem Gürlek hem de Tunç’la, Tunç’un da Gürlek’le “limonilik” yaşadığı bilgisinin kulislere yansıdığını belirteyim.
Bu nedenle edindiğim bilgiye göre, Erdoğan’ın asıl düşüncesi Gürlek’i Adalet Bakanı yapmaktı. Ancak, Gürlek’in Yerlikaya’ya bakışındaki olumsuz yaklaşım nedeniyle Gürlek’le “uyumlu” çalışacak bir İçişleri Bakanı ataması yapılması düşünüldü. Böylelikle Yerlikaya görevden alındı, Vali Çiftçi yeni İçişleri bakanı oldu. Kabul etmek gerekir ki Çiftçi, Gürlek’e göre görece daha az tanınan, kendi halinde bir bürokrattı.
Sonuçta, kazanan Akın Gürlek oldu. Sevinenler, Yerlikaya’dan memnun olmayan MHP Genel Merkezi ve Yerlikaya’dan kurtulduklarına sevinen önceki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve ekibi oldu.
Ya kaybedenler; Ali Yerlikaya, Davut Gül, Yerlikaya’nın ekibi, Davut Gül’ün bakanlığa getirilmesi konusunda beklentisi olanlar. Bir de daha önce aktarmıştım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olmasıyla Gürlek’le aralarında soğuk rüzgarlar esen İstanbul’daki Gaziantepli avukatlar.
Görevden affını isteyen ve affı kabul edilen Yerlikaya’nın yaşadığı dezavantajlar, başta MHP Genel Merkezi’yle yaşadığı krizin atlatılamaması, yardımcısı Bülent Turan’la başlattığı yönetimsel kriz, bakanlığı son dönemde diğer yardımcısı Mehmet Sağlam’la yönetme girişimi kanımca.
Bunların yanı sıra, kamu güvenliğinin sağlanması sırasında jandarma yönetimi ile emniyet yönetimi arasında eş güdüm yerine farklı diyalog ve iletişim kurması, kamuoyu ile temasını kuran iletişim ekibinin başarısızlığı, trafik yasası ile polis meslek kanunu çalışmalarında emniyet teşkilatını karşısına almasıydı.
Uzun yıllardır İçişleri Bakanlığı’nı takip eden bir gazeteci olarak gördüğüm -ki çoğunlukla Yerlikaya’yı eleştirmiş olmama rağmen zor bir süreçte görev yaptığı dikkate alınmalı. AKP içinden yapıldığı ifade edilen “başarısız İçişleri Bakanı” sıfatını hak ettiğini söylemek çok da doğru olmaz.
Son dönemdeki iletişim ve yanlış bilgilendirme hataları dışında yurt dışından onlarca firarinin getirilmesi, uyuşturucu çetelerine yönelik operasyonlar Yerlikaya’nın artıları denilebilir.
Bu arada Gürlek’in “güçlü” konumda Adalet Bakanı olması sadece yargı teşkilatında değil, emniyet teşkilatında da taşları yerinden oynatacak yakın süreçte. Mesela, Tunç’un yakın çalışma ekibinden tasfiyeler yaşanacağı bilgisi mevcut.
Az önce belirttiğim gibi Gürlek’in, bazı emniyet kadrolarıyla sıkıntı yaşadığı biliniyor. İBB soruşturmaları sırasında yeterli desteği görmediği kanaatinde olduğu yakın çevresince seslendirilen konulardan.
Gürlek’in, daha önce İstanbul Emniyet Müdürü olarak halen Antalya’da görev yapan Sabit Akın Zaimoğlu’nun getirilmesi istediği gündeme geldi. Gürlek bu iddia konusunda herhangi bir açıklama yapmadı. Hâlâ şansının olup olmadığı tayinlerde görülecek.
Yakın zamanda epey ilginç işler olacak gibi.
Son olarak Yerlikaya’nın sağ kolu Mehmet Sağlam’ın danışmanı Kaymakam Murat Uz’un halen boş olan Çankaya Kaymakamlığı’na vekaleten atandığını belirteyim. Yerlikaya’nın koruma amiri ise Mersin’e görevlendirildi.”
Yorumlar
Kalan Karakter: