HABER MERKEZİ - Küresel ısınmanın etkisiyle birlikte su krizi günden güne kendini hissettirmeye başladı. Su kaynaklarının geleceği, İzmir’de düzenlenen “Su Konferansı”nda ele alındı. Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası’nın katkılarıyla, İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Sağlıklı Kentler Birliği başkanı Dr. Cemil Tugay’ın da katılımlarıyla gerçekleştirildi. Programda açıklamalarda bulunan Başkan Tugay, Su, yalnızca çevresel bir mesele değil; kentlerin güvenliği, ekonominin sürekliliği, tarımın geleceği ve toplumsal refahın temelini belirleyen stratejik bir kaynaktır” diye konuştu.

TUGAY: 4 MİLYAR İNSANIN SU KITLIĞI YAŞAYACAĞI ÖNGÖRÜLÜYOR
Açıklamasında su ve iklim krizinin artık soyut bir gelecek senaryosu olmaktan çıktığını belirten Tugay, yaşanan gerçeklerin bugüne dair bir sorun olduğunu ifade etti. Dünyada suyun büyük bölümünün denizlerde bulunduğunu, insanın günlük yaşamında kullandığı tatlı suyun ise yalnızca yüzde 2,5 olduğunu hatırlatan Tugay, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Bu tablo, suyu sınırsız değil, dikkatle korunması gereken stratejik bir varlık olarak ele almamız gerektiğini gösteriyor. Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, yılın en az bir ayında ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya. Sıcaklık artışı 2 dereceye ulaştığında 800 milyon ile 3 milyar insanın, 4 derece senaryosunda ise yaklaşık 4 milyar insanın su kıtlığı yaşayacağı öngörülüyor. Yem bitkileri, tahıllar, endüstri bitkiler ve yağ bitkileri, suyu en fazla tüketen ürünler. Ancak bu ürünler aynı zamanda kamu destekleriyle en çok teşvik edilenler arasında yer alıyor. Dolayısıyla mesele, tarımı desteklememek değil; hangi ürünü, hangi havzada, hangi suyla desteklediğimizi yeniden düşünmektir. Lavabo ve duşlardan gelen gri suların geri kazanımıyla binalarda şebeke suyu tüketimini yüzde 30 ila 50 arasında azaltmak mümkün. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak Gri Su Koordinasyon Ekibi’ni kurduk ve bu deneyimi kent geneline yaymak için paydaşlarla işbirliği sürecini başlattık.”
ALTERNATİF SU KAYNAKLARI YARATMAYI HEDEFLİYORUZ
Konuşmasında yeni su kaynakları yaratma ve altyapı yatırımlarına da değinen Tugay, şu ifadeleri kullandı:
“Yeni kuyular açıyor, mevcut kuyularımızı yeniliyor, altyapımızı daha verimli hale getiriyoruz. DSİ tarafından barajların yapımı, su talebinin karşılanması ve maliyetlerin düşürülmesi açısından son derece kritik. Ayrıca deniz suyu arıtma sistemleriyle kurak dönemlerde alternatif su kaynağı yaratmayı hedefliyoruz. İzmir’de suya dair kararların ortak akılla ve bilime dayalı alınmasını sağlamak için İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Kurulu’nu kurduk. Kurulda üniversitelerden uzman bilim insanları da yer alıyor. Böylece su yönetimi şeffaf ve bilimsel bir zemine oturuyor. Evlerimizde harcadığımız her bir damla su, yarının güvenliğiyle doğrudan bağlantılı. Sanayide su verimliliği, geri kazanım ve yeniden kullanım ekonomik sürdürülebilirliğin temel şartıdır. Artık vahşi sulama ile toprağın geleceğini korumak mümkün değil. İzmir dünyanın en güzel şehri, insanları dünyanın en güzel insanları. İnanıyorum ki İzmir, başta su olmak üzere küresel iklim krizinin olumsuz etkilerini çok çalışarak ve dayanışmayla ortadan kaldıracaktır.”

ZORLU: SU YOKSA YAŞAM SON DERECE ZORDUR
ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu ise suyun sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyüme açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. ESİAD olarak 34 yıldır sürdürülebilir kalkınma ve rekabet gücü hedefiyle çalıştıklarını ifade eden Zorlu, açıklamasında şunları söyledi:
“Kamu ve özel sektörün, üniversitelerimizin ve sivil toplumun su gibi hayati bir başlık etrafında buluşması son derece anlamlı ve kıymetli. Suyu sadece bir kaynak olarak değil; her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak görmeliyiz. Su yoksa üretim yoktur, su yoksa sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir, su yoksa kentlerde yaşam son derece zordur. AB Türkiye Delegasyonu iş birliğiyle gençler için düzenlediğimiz Climathon’un 2025 yılı temasını Sürdürülebilir Su olarak belirledik. Kentimiz İzmir Derneği ile iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz ‘Suyun İzindeki Mucitler’ projesi kapsamında ortaöğretim öğrencilerinin suyun doğru kullanımına yönelik çözüm ve proje becerilerini geliştirmelerine destek olduk. Su, tek bir kurumun görev ve yetki alanına sığmayacak kadar büyük ve çok boyutlu. Bu nedenle merkezi ve yerel yönetimler, iş dünyası, akademi ve sivil toplumun ortak amaç doğrultusunda eşgüdümlü hareket etmesi kritik önemde. Raporda iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkilerini; tarımda, sanayide ve kentlerde verimli su yönetiminin yollarını ele alacağız. 2026 yılı içinde kamuoyuyla paylaşmayı hedefliyoruz.”
SUYUN KORUNMASI YASAL ÇERÇEVEYE KAVUŞACAK
Zorlu, uzun süredir beklenen Su Kanunu’nun bu yıl yasalaşacak olmasını da vurguladı. Söz konusu düzenlemeyle suyun korunmasının yasal çerçeveye oturacağını ifade eden Zorlu, “Bu düzenlemeyle suyun korunması, verimli kullanımı ve sürdürülebilir yönetimi yasal bir çerçeveye kavuşacak” dedi. Zorlu, su yönetimi tartışmasının yalnızca ulusal değil, küresel gündemin de parçası olduğunu belirterek, “Bu yıl Antalya’da yapılacak COP31 toplantısında suyun iklim kriziyle mücadeledeki rolünün küresel ölçekte ele alınmasını bekliyoruz. Aynı şekilde İzmir’in 2030 Misyon Kent hedefi doğrultusunda su yönetimi en kritik başlıklardan biridir” açıklamasında bulundu.

UÇAK: BU ASLA GÖZARDI EDİLMEMELİ
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak da sanayi, tarım ve kentler özelinde su kullanımının ele alınacağını ifade etti. Uçak, “Bugün yalnızca bir doğal kaynağı değil; yaşamın kendisini, üretimin sürekliliğini, gıda güvenliğini ve geleceğimizi konuşmak üzere toplandık. Su, artık sadece çevresel bir başlık olmaktan çıkarak stratejik, ekonomik ve toplumsal bir mesele haline geldi” diye konuştu. Uçak, küresel su kullanımının son yirmi yılda yüzde 25 oranında arttığı bilgisini paylaştığı konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu artışın önemli bir kısmı zaten su stresi yaşayan bölgelerde gerçekleşiyor ve bu asla göz ardı edilmemeli. Su kıtlığı, sadece bir çevre sorunu değil. Tarımsal üretimin azalması, gıda güvenliği ve ekosistem risklerini barındıran çok boyutlu bir etkidir. Bu nedenle risklere karşı hazır olmalı ve iyi planlama yapmalıyız. Küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini, ülkemiz tatlı su tüketiminin ise yüzde 77’sini tarım oluşturuyor. Bu durum, tarımı su yönetiminde en büyük paydaş ve sorumluluk sahibi sektör haline getiriyor. Üreticilerimizin vahşi sulamadan vazgeçerek modern ve akıllı sulama sistemlerine geçişini hızlandırmak için İzmir Tarım Teknoloji Merkezi bünyesinde pamuk yetiştiriciliğinde değişken oranlı sulama prensibini konu alan Dijital Sulama Yönetimi Projesini yürütüyoruz.”
SU TASARRUFU POTANSİYELİ YÜKSEK
Uçak, projeden elde edilen ön sonuçlara göre önemli miktarda su tasarrufu sağlandığını söyledi. Akıllı sulama yöntemlerinin ülke genelinde uygulanması halinde su tasarrufu potansiyelinin yüksek olduğunu vurgulayan Uçak, etkinlik kapsamında işlenecek “Sanayide Su” ve “Kentlerde Su” başlıklarının tarımla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Uçak, “Sanayide suyun geri kazanımı ve kentlerde altyapı kayıplarının önlenmesi, tarım için ihtiyaç duyulan su rezervlerini doğrudan etkiliyor. Sürdürülebilir su yönetimi; veri paylaşımı, teknolojik inovasyon ve kurumlar arası güçlü iş birliği ile mümkündür. İzmir Ticaret Borsası olarak olası iş birliklerinde üzerimize düşen sorumluluğu geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da yerine getirmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

ÜRÜN: ADIM ADIM BEKLENENE YAKLAŞIYORUZ DEMEKTİR
ESİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, açılış konuşmasında, şunları kaydetti:
“10 yıl içinde beklenen risklerin yarısı iklim kaynaklı. Eğer bugün burada biz de Su Konferansı düzenleme ihtiyacı hissettiysek ve çok değerli konuklarımız bu konferans için burada ise adım adım beklenene yaklaşıyoruz demektir. Su, geleceğin bitcoin’i, geleceğin altını olacak. Uluslararası arenada su için ‘mavi altın’, ‘mavi petrol’ ifadeleri kullanılıyor. Azalan su kaynaklarımızın tamamen kuruması, var olanlardaki kirliliğin artması ve ticaret savaşlarının bir benzerinin su savaşları için de olması bekleniyor. Yaşamın temel unsuru olan suyu verimli kullanmayı, yeni su kaynakları üretmeyi ve denizden arıtma gibi alternatif önerileri konuşuyor olmamız çok kıymetli. Yaklaşık 4 milyar insan, yani dünya nüfusunun yarısı, yılın en az bir bölümünde ciddi su kıtlığı yaşıyor. Bu nedenle bugünlerin yarınlarını da düşünmek zorundayız. Gelecek nesillerin su hakkını korumak bir tercih değil, ortak bir sorumluluktur. Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak üretimde suyu verimli kullanan, yağmur suyu hasadı yapan ve atık sularını geri kazanan üyelerimizi ödüllendiriyoruz. Suyu tüketen her kesim için yayımlanan Su Verimliliği Yönetmeliği ile sanayicilerimizin kendi bünyelerinde Su Verimliliği Yönetim Sistemi kurmaları artık yasal bir zorunluluk haline geldi. Organize sanayi bölgelerinde arıtılmış atık suların yeniden kullanımıyla yürütülen projeleri çok kıymetli buluyorum. Yeşil OSB Belgesi almaya hak kazanan Tire, Pancar ve Aliağa OSB’lerimizi tebrik ediyorum. 20. Dünya Su Kongresi’nin seneye İstanbul’da yapılacak olması, yol haritamızı şekillendirme ve toplumsal bilincin artırılması açısından oldukça faydalı olacak. Bugün suya sahip çıkmak, yarının sürdürülebilir yaşamını güvence altına almak ve olası su savaşlarına karşı stratejik bir adım atmaktır.”

Yorumlar
Kalan Karakter: