Türk ihracatçısı, Avrupa Birliği’nin kamu ihalelerinde uyguladığı Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması (GPA) şartı nedeniyle 1,7 trilyon dolarlık dev pazarda oyun dışı kalma riskiyle karşı karşıya. Sektör temsilcileri, Türkiye’nin anlaşmaya tam üyelik için acil diplomatik adım atması gerektiğini, aksi takdirde Türkiye’nin Avrupa için stratejik üretim üssü olma konumunun ciddi şekilde zayıflayacağını belirtiyor.
Avrupa Birliği, kamu ihalelerinde sadece GPA üyesi ülkelerin şirketlerine teklif verme hakkı tanıyarak küresel ticarette yeni bir bariyer oluşturuyor. Türkiye’nin 1996 yılından bu yana gözlemci statüsünde kaldığı bu anlaşma, hazır giyimden tıbbi cihazlara kadar pek çok sektörde Türk firmalarının Avrupa’daki belediye, hastane ve kamu projelerine girişini engelliyor.
"GPA duvarı üretim üssü olma fırsatını engelliyor"
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Müşterek Başkanı Toygar Narbay, teknik tekstil ve katma değerli üretim hedefleyen Türk firmalarının bu engel nedeniyle büyük bir açmaza girdiğini ifade ediyor. Narbay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Teknik tekstil yapın diyoruz, yapıyoruz. Ama bunu satacağınız yer kamu. Avrupa, GPA üyesi değilsen ihaleye giremezsin diyor. Hatta ihaleyi bir Avrupalı kazansa bile, üretimi GPA üyesi olmayan bir ülkede yaptıramıyor. Bu durum, Türkiye’nin üretim üssü olma fırsatını elinden alıyor. Teknik tekstili satamayacaksak üretmenin, buraya yatırım yapmanın ne anlamı var?"
İhracatçılar, Türkiye’nin GPA’ya dahil olmasının sadece ticari bir tercih değil, Türk sanayisinin küresel tedarik zincirinde kalıcı olması için kritik bir anahtar olduğunu vurguluyor. Anlaşmaya taraf olunması durumunda, Çin gibi rakiplerin dışlandığı bir ortamda Türk firmalarının kalite odaklı rekabet avantajı elde edeceği öngörülüyor.

"Acil diplomatik ve teknik hazırlıklar yapılmalı"
Sektör raporlarında, Türkiye’nin kendi mevzuatındaki yerli istekliler lehine uygulanan fiyat avantajlarının, GPA üyeliğiyle birlikte yeni bir dengeye oturtulması gerektiği belirtiliyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği tarafından hazırlanan çalışmada konuyla ilgili şu ifadelere yer veriliyor: "Türkiye’nin GPA’ya katılım sürecinin başlatılması için gerekli diplomatik ve teknik hazırlıkların ivedilikle yapılması ve Türkiye’nin hassas sektörlerini koruyacak geçiş süreçlerinin etkin bir şekilde kullanılması gerekiyor."
Uzmanlar, AB ülkelerinin kamu ihalelerine erişimin zorlaşmasının, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 40 ila 45’ini oluşturan AB pazarındaki payını doğrudan etkileyeceğini ifade ediyor. 2026 yılının ilk dört ayında AB’ye yapılan ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 artışla 35 milyar doları aştı.