Mahkemenin verdiği karar, Hatay ve İskenderun’daki diğer yıkım davalarının mağdurları tarafından "ödül gibi ceza" olarak nitelendirildi. Acılarını paylaşan depremzedeler, adalet mücadelesini sürdüren Nurgül Göksu’ya destek vererek sorumluların yargılanana kadar susmayacaklarını belirtti.
Hatay Rana Apartmanı’nda anne ve babasını kaybeden avukat Eren Can, verilen hükmün hukuk sistemi için kabul edilemez olduğunu vurguladı. Can, 700 gün firari kalan ve kolon kesmekle suçlanan kişilerin serbest bırakılmasını eleştirerek şunları söyledi:
“Ezgi Apartmanı davasında sanıklara ödül gibi ceza verildi. 700 gün firari olan, kolon kesen, 35 insanın ölümünden sorumlu olan sanıklar tahliye edildi. Bu karar kabul edilemez. Nurgül ablanın feryadı hepimizi yakıyor. Aynı acıyı yaşayan bizleri yakıyor. Bu adalet değil, adalet enkaz altında. Nurgül ablanın yanındayız. 6 Şubat depremlerinin hesabı sorulacak, adalet mücadelemiz sürecek.”
Depremzedeler: Evlatlarımız ihmal sonucu öldürüldü
İskenderun MCG Tower’da anne ve babasını yitiren Selin Sümbültepe ise toplumun vicdanının sorgulanması gerektiğini ifade etti. Sümbültepe, cezaların hafifliğinin aileler üzerinde yarattığı travmaya dikkat çekerek tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“6 Şubat depreminde ailesini ve yakınlarını kaybetmiş biri olarak bugün Ezgi Apartmanı için konuşuyorum: 35 insan öldü, kolon kesildiği tespit edildi ve buna rağmen tahliye kararı veriliyor. Ailelerden bu kararları, bu cezasızlıkları sessizce kabul etmelerini mi bekliyorsunuz? Adalet duygumuzu da mı gömelim? Geride kalan insanların çığlıkları vicdanınızı hiç mi titretmiyor? 'Deprem öldürdü' deyip geçemezsiniz. Bu binaları bu hale getiren koşulları da, sorumluları da, verilen kararları da unutmayacağız. Ezgi Apartmanı aileleri yalnız değildir. 35 canın hesabı gerçekten sorulana kadar susmayacağız.”
Hatay Cemil Apartmanı’nda anne ve babasını kaybeden Yiğit Torun ise olayın bir kaza değil, ihmalkarlık sonucu işlenen cinayet olduğunu savundu. Torun, savcılığın "olası kast" talebine rağmen sanıkların tutuksuz yargılanmasına sert tepki gösterdi:
“Ezgi Apartmanı davasında kolon kesen sanıkları serbest bıraktılar. Savcı 'olası kast' istemesine rağmen sanıklar dava sonrasında tahliye edildi. Evlatlarını çöp poşetleriyle toplamak zorunda kaldı Nurgül abla, biraz vicdan ya. Biz 'olası kast' derken siz sanıkları tutuklamaktan bile acizsiniz. Yeter artık ya. Bir evlat nasıl büyütülüyor? Bir evladı toprağa gömmek, ihmaller yüzünden ölmesine şahit olmak... Bunlar ne demek? 6 Şubat'ta bu insanlar ölmedi, bizzat ihmallerden dolayı öldürüldüler. Benim annem Berna Torun da benim babam Kemal Torun da... Hiçbir sevdiğimiz 6 Şubat'ta ölmedi, tam tersi ihmalden öldürüldüler. Nurgül ablanın evlatları da ölmedi, öldürüldü. Buna rağmen o sanıklar tahliye edildi. Bırakın olası kastı, sanıklar tutuklu bile değil. Bizim gözümüzde bu ihmallerden sorumlu kim varsa bunların hepsi katil ve biz bunun hesabını sormaya devam edeceğiz. Yeter artık, bizim canlarımızın hiç mi önemi yok? Bundan sonra afetlerde zarar görecek insanların canının hiç mi önemi yok? Biz bugün bunlara ses çıkarmadıkça, burada cezalar verilmedikçe... Hadi bizim sevdiklerimiz öldü, bundan sonra insanlar ölmeye devam edecek ve o katiller pişkin pişkin dışarıda gezmeye devam edecek. Buna insanın vicdanı nasıl el verebilir? Bizim vicdanlarımız buna izin vermiyor.”
Dayanışma mesajı: Vazgeçmeyeceğiz
Hatay Rönesans Rezidans’ta anne, baba ve kız kardeşini kaybeden avukat Yeşim Toplu, Nurgül Göksu’ya yönelik dayanışma çağrısında bulundu. Toplu, mücadelenin sonuna kadar devam edeceğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunların cezalarının kanunda karşılığı var, uygulanırsa var. Ve hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Ben de sen de vazgeçmeyeceksin. Biliyorum, ben senin yanındayım. Buradan sana sesleniyorum: O öldürülen canlarımızın bacaklarıyız, gözleriyiz, kollarıyız. Hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Ben senin yanındayım, ben seni bugün çok iyi anlıyorum. Nasıl yorulduğunu, bunun karşısında ne yapacağını bilmediğinin çok iyi farkındayım. Ama asla vazgeçmeyeceğiz.”
Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’e "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 8’er yıl hapis cezası verilmişti. Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışına çıkış yasağı ve haftada iki gün karakola imza verme şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Sanık Ertan Danacı’nın beraatine karar veren mahkeme, Cumhuriyet savcısının "olası kast" gerekçesiyle yaptığı itirazı reddederek dosyayı üst mahkemeye göndermişti.