weather
31°
Gerçek Haberci Gündem 143 suç isnadına 3 dakika savunma süresi: Ekrem İmamoğlu'ndan yargı sistemine ağır eleştiriler

143 suç isnadına 3 dakika savunma süresi: Ekrem İmamoğlu'ndan yargı sistemine ağır eleştiriler

Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasında kendisine tanınan savunma süresinin yetersizliğine dikkat çekerek yargıdaki çöküşe sert sözlerle yüklendi.

5 Dakika
Okunma Süresi
143 suç isnadına 3 dakika savunma süresi: Ekrem İmamoğlu'ndan yargı sistemine ağır eleştiriler

Tutukluluk halinin üzerinden bir yılı aşkın süre geçen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden yayımladığı yeni bir video mesajla hem gençlere seslendi hem de karşı karşıya kaldığı hukuki süreci masaya yatırdı. Yapay zeka yardımıyla seslendirilen metinde İmamoğlu, "Türkiye çok yönlü bir yargı çöküşü tehdidi ile karşı karşıyadır" ifadesini kullanarak, iktidarın adalet sistemini araçsallaştırdığı görüşünü yineledi.

"143 suç isnadıyla, 4000 sayfalık saçmalığa bu kadar sürede savunma yap"

İBB davasındaki savunma sürecine odaklanan İmamoğlu, mahkeme heyetinin ve iddia makamının kendisine soracak sorusunun dahi bulunmadığını belirtti. "Elde var bir buçuk gün, sekiz saat" diyerek toplam sürenin sınırlılığını vurgulayan İmamoğlu, bu zaman diliminin avukatlarıyla birlikte paylaştırılacağını hatırlattı.

Hesaplamayı detaylandıran İmamoğlu, her bir suç isnadına yaklaşık üç dakikalık bir savunma süresinin denk geldiğini anlattı. Söz konusu orantısızlığı "4000 sayfalık saçmalığa bu kadar sürede savunma yap" sözleriyle tanımlayan İmamoğlu, yaklaşımın altında yatan asıl amacın "Ekrem'i kimse duymasın" düşüncesi olduğunu savundu.

"Adalet Bakanlığı 'Çöküş Bakanlığı' haline getirilmiştir"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin daha önce olumlu çağrıda bulunduğu duruşmaların canlı yayınlanması talebinin, AK Parti ve MHP'li vekillerin oylarıyla reddedilmesine de değinen İmamoğlu, bu durumu "naklen yayından ve rakibinden korkma" şeklinde yorumladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve Adalet Bakanı'nı hedef alan İmamoğlu, ikiliyi "hukuksuzluğun zirvesinin ve her adli süreçte işlenen hukuk cinayetlerinin faili" olmakla itham etti.

Mevcut tabloyu bir "yargı çöküşü tehdidi" olarak niteleyen İmamoğlu, bu tehdidin toplumun hiçbir kesimini ayırt etmediğini savundu. "İş insanı, sanatçı, gazeteci, muhalif, öğrenci, siyasetçi, belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayı dinlemez" diyen İmamoğlu, Adalet Bakanlığını "Çöküş Bakanlığı" sözleriyle tanımladı. Erdoğan'ın geçmişte kullandığı "turpun büyüğü ahtapotun kolları gibi" ifadesine de atıfta bulunan İmamoğlu, Erdoğan'ın "yine aldatılmış" olabileceğini öne sürdü.

NATO zirvesi ve Trump'ın sözlerine dikkat çekti

Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen İmamoğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Erdoğan hakkındaki açıklamalarını gündeme taşıdı. Trump'ın "Erdoğan Netanyahu ile dost diyemem ama İsrail'i rahat bıraktı, harika bir müttefik" ve "savaşmaya hazır en büyük kara kuvvetlerine sahipler" sözlerini alıntılayan İmamoğlu, bu bağlamda gündeme gelen F-35 ve KAAN motorları konusuna işaret etti.

İmamoğlu, yıllar önce "Türkiye S-400 noktasında baskılara boyun eğmek durumunda değildir" diyen Erdoğan'ın bugün S-400'leri verecek ülke arayacak konuma geldiğini söyledi. CAATSA yaptırımları kaynaklı 10 yıllık ambargoyu ve S-400'lere harcanan milyarlarca doları hatırlatan İmamoğlu, bu tablonun "davulla zurnayla kutlanacak hale geldiğini" belirtti. Erdoğan'ı "zigzak yapmaktan başı dönmüş bir cumhurbaşkanı" olarak tanımlayan İmamoğlu, başkentte 1150 odalı sarayda misafir ağırlayan ancak halkının arasına karışamayan bir lider portresi çizdi.

İmamoğlu, NATO zirvesi öncesinde Adalet Bakanının Türkiye'deki adaletsizlikleri rapor edenlere "had bildirme hevesine" girdiğini, ardından Trump'ın Erdoğan'a telefon açıp "Rahip Brunson'ı saldılar" diyerek adalet sistemiyle adeta dalga geçtiğini anımsattı. Yaşananları Türkiye adına "çok acı" olarak değerlendirdi.

"Erdoğan, iradesiz siyasetin esiri haline gelmiştir"

Sözleşmelerle sabit olan F-35, KAAN motorları ve yaptırımların kaldırılması gibi konuların ülkenin hakkı olduğunu kaydeden İmamoğlu, "yaptım oldu" zihniyetiyle devleti oyuncağı gibi kullanan bir iktidar eleştirisi getirdi. Zigzak diplomasinin bir stratejik mucize değil, apaçık bir rezalet olduğunu savunan İmamoğlu, bu durumun sonucunun "okyanus ötesine adeta yalvaracak hale gelen, oradan meşruiyet bekleyen, bu meşruiyet için sağdan soldan gelişigüzel insan tutuklatmaktan çekinmeyen" bir siyaset olduğunu ileri sürdü.

İmamoğlu, Erdoğan'ın "butlan kararıyla" atadığı kayyumla bir ittifak oluşturduğunu ve bu iş birliğinin belediyelere, CHP il binasına yönelik operasyonlarla, TOMA'lı ve biber gazlı müdahalelerle sürdüğünü anlattı. Atanamayan öğretmenlerden zeytinliğini savunanlara, emekçilerden NATO'yu protesto edenlere kadar uzanan bu baskının, "Türkiye'nin bütün kılcal damarlarına bir korku imparatorluğuyla hâkim olma" çabası olduğunu söyledi.

"Erdoğan sonrası" çekişmelerine şimdiden tanık olunduğunu belirten İmamoğlu, bir avuç muhterisin kendi hanedanlarının devamı uğruna milletin ve devletin sorumluluklarını terk ettiğini ifade etti.

"Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek; biz daha yolun başındayız"

Videonun son bölümünde gençlere umut aşılayan bir tona geçen İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in liderliğinde kararlılıkla geleceğe hazırlanan bir Türkiye yolculuğuna çıkacaklarını duyurdu. Gençlere olan sevgisinin kendisine güç verdiğini, bu sayede her gün daha büyük bir kararlılıkla mücadeleye bağlandığını söyledi.

Hırstan gözü dönmüş kişilerin yaptıklarına karşı gençlerin tahammülünün kalmadığını bildiğini ancak onların nefesinin bir avuç insandan daha kuvvetli olduğunu vurgulayan İmamoğlu, iktidarın kendi çelişkileriyle yorulup tükeneceği ve zulmün kendisini vuracağı günü işaret etti. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Vatan sevgisi ruhları kurtaran en kuvvetli rüzgardır" sözüne yer veren İmamoğlu, 86 milyonu koruyacak olanın bu büyük vatan sevgisi olduğunu belirtti. Yıllar önce söylediği "Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek" sözlerini hatırlatarak sözlerini "Biz hep birlikte daha yolun başındayız. Hepinizi çok seviyor, sizlere kavuşacağım günü hasretle bekliyorum" diyerek noktaladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız