weather
39°
Gerçek Haberci Gündem "Artık Türkiye'de siyaset bir ideoloji etrafında örgütlenmek yerine bir kişi etrafında örgütlenmeye başladı"

"Artık Türkiye'de siyaset bir ideoloji etrafında örgütlenmek yerine bir kişi etrafında örgütlenmeye başladı"

Gazeteciler Serdar Öztürk ve Ahmet Nesin, YouTube kanalında yaptıkları değerlendirmede siyasetin güncel atmosferini, toplumsal kutuplaşmayı ve siyasi partilerdeki ideolojik kırılmaları ele aldı.

8 Dakika
Okunma Süresi
"Artık Türkiye'de siyaset bir ideoloji etrafında örgütlenmek yerine bir kişi etrafında örgütlenmeye başladı"

Gazeteciler Serdar Öztürk ve Ahmet Nesin, YouTube kanalında yaptıkları değerlendirmede siyasetin güncel atmosferini, toplumsal kutuplaşmayı ve siyasi partilerdeki ideolojik kırılmaları ele aldı. Ahmet Nesin, güncel siyasi tartışmalarda tarafların kendi sorunlarından sıyrılmak için sıklıkla başvurduğu karşılıklı suçlama kültürüne dikkat çekerek sözlerine şu şekilde başladı:

“Çözebiliyor musun yaşananları kimin demokrat kimin antidemokrat bu tırnak içinde FETÖ olayına bayılıyorum ben büyük bir olasılıktan her davada artık hakimler bunu bir şekilde yaşıyorlar ve yaşayacaklar kaç yıl sürer bilemiyorum ama sürecek gibi gözüküyor. Çok mu kolay yani kendi tartışmalarından insanların sıyırması için karşı tarafı bu şekilde suçlamak,”

Sosyal Medya ve Algoritmik Kabileleşme

Nesin'in değerlendirmesine katılan Serdar Öztürk, özellikle muhalefet cephesinde yaşanan kırılmaların ve sosyal medyanın nefret söylemini körükleyen yapısının altını çizerek şu tespitlerde bulundu:

“yani geldiğimiz noktayı değerlendirmek için sanırım doğru kelime o karşı tarafı suçlamak evet bu son 5-6 gündür yaşadığımız siyasi atmosferi özetleyen bence en doğru deyim. Sadece ve sadece karşı tarafı suçlayarak bir şey yaratmaya çalışıyor toplum ve bu çoğunlukla sosyal medya üzerinden gidiyor. Bunun sonucun nereye varacağını ben gerçekten kestiremiyorum. Çünkü ilk defa aynı partinin içinde daha düne kadar aynı sloganı atan aynı bayrağın altında toplanan ya da aynı görüşü paylaşan insanlar şu anda kanlı bıçaklı düşman olmuş gibiler. O yüzden ikisinin de davranış biçimini okumakta güçlük çekiyorum yakın çevremde de bunu görüyorum o yüzden gerçekten zor bir analiz gerçekten zor bir sonuç tahmini. Ama şunu söyleyebilirim ki bu keskinlikte bu sivrilikte devam ederse bu hem muhalefet için hem de muhalefetin ana parçası CHP için çok iyi sonuç doğurmayacak gibi görünüyor. Ben bunu sizinle de paylaşmıştım bir deyim üzerinden bunu anlatabiliriz belki diye bu siyasetin geldiği nokta ve sosyal medyanın bunu körüklemesi bu düşmanlığı bu benden ve onlardan deyimini körüklemesi bana şöyle bir deyimi hatırlattı. Algoritmik kabileleşme artık bir kabile mantığıyla davranıyoruz. Temelinde ideolojik bir çelişki barındırmayan sadece ve sadece bizden ve onlardan diye karşı tarafı sürekli ötekileştiren bir yapı haline dönüştü. Beni korkutan üzen endişelendiren de bu bir aklı selim de çıkıp ne yapıyorsunuz siz kardeşsiniz demiyor? Sosyal medya hele bunu hiç demiyor tam aksine sosyal medya nefret söylemlerini çok ciddi bir biçimde öne çıkarmaya başladı bunun sonucunu hakikaten ilk defa yaşıyoruz biz Türkiye'de bilmiyorum başka ülkelerde bu bunun örnekleri yaşandı mı ya da yaşandıysa nasıl sonuçlandı. Ama bizde dediğim gibi özellikle muhalefet içinde ve muhalefetin en büyük parçası CHP içindeki bu ayrışma şu anda beni bir bölünmeye doğru gidiyor duygusuyla başa bırakıyor.”

Eski Siyaset Anlayışı ve İdeolojik Yıkım

Tartışmanın devamında Ahmet Nesin, CHP'nin köklü geçmişi ile bugünkü parti yapısını kıyaslayarak mevcut siyasi figürlerin ideolojik temellerini sorguladı:

“Aynı parti içinde iyi kabul ediyorum ama aynı görüş aynı çizgide vermeyi bu çok ciddi tartışılacak bir şey diye düşünüyorum. Dört tane önemli isim üzerinden konuşuyoruz iki belediye başkanı iki de genel başkan sence hangisi bizim bildiğimiz 70'lerin 80'lerin 60'ların CHP'si CHP'lisi”

Siyasi partilerin kimlik değiştirdiğini ve ideolojik aidiyetlerin zayıfladığını vurgulayan Öztürk, partiler arası geçişkenliğe dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Zaten son 30 yıldır belki 40 yıldır artık siyasi partilerin öyle bildiğimiz eski ideolojik yapılanmaları yok yani bir parti kendisine liberal diyor bir parti kendisine sosyal demokrat diyor ama politik zeminlerine baktığınız zaman tam anlamıyla onları karşılıyor mu maalesef karşılamıyor. Bu belki de Turgut Özal'ın o dört eğilimi birleştirmesi oradan kaynaklanıyor belki de yani siyasetin politik zemini kaydı şimdi eskiden politikalar üzerine siyasi partiler oluşurdu. Şimdi siyasi partiler var ama içinde her düşünceden her siyasi ideolojiden insanlar oluşmaya başladı zaten işte hem milletvekili hem belediye başkanı ve bu tür siyasetçilerin bir partiden bir başka partiye geçişinde bunu çok net bir biçimde görebiliyoruz birbiriyle hiç bir araya gelmesi politik anlamda yani oturdukları siyasi zemin anlamında mümkün olmayan siyasi partilerden birbirlerine geçiş var yani biz CHP'den AKP'ye geçişi çok siyaset anlamında bir ideolojik zemine oturtamıyoruz MHP'den AKP'ye geçiş olabilir ya da İyi Parti'den MHP'ye ya da MHP'den İyi Parti'ye belki Demokrat Partiden falan böyle hani bildiğimiz o klasik sağ ve sol çizgisini çizersek o ikisinin arasındaki geçişkenlik çok azdı bundan 30-40 yıl önce. Ama şimdi bu çizgi kalmamış gibi e bir de bunun üzerine dediğim gibi sosyal medya eklenince ve sosyal medyada maalesef nefret dilini öfkeyi körükleyince ve sadece bizden ve onlardan gibi çok basit iki tanımın altında hiçbir ideoloji olmayan iki tanımın üzerine yerleştirince bu çekişmeyi bence yaşadıklarımızın nedeni bu bir noktada sizin söylediğiniz de aslında bunu açıklıyor”

Lider Odaklı Siyaset ve Tüzük Değişimleri

Son bölümde Nesin, CHP tabanının partinin dönüşümü karşısındaki sessizliğini ve kökten gelmeyen yöneticilere karşı tepkisizliği şu sözlerle gündeme getirdi:

“CHP'de olanları çok tartıştık kongrenin yapıldığı gün yaptığımız pazar günkü programda bile bunların yaşandığını ve ileride de çok ciddi bir şekilde yaşanacağını söyledik fakat ilginç bir nokta var. CHP'li olmayan Kemal Kılıçdaroğlu’yla yani şöyle söyleyeyim CHP'li olmayan derken başka partiden geldi de Özgür Özel'den Kemal Kılıçdaroğlu CHP'li oldu demiiyorum. Bizim o anladığımız kökten delegasyonla gelmeyen iki başkan olduğu için o şekilde gelen bir ekip CHP içerisinde bir dakika ya siz ne yapıyorsunuz ya CHP biziz deyip de bir hareket etmiyor bu da sana garip gelmiyor mu? bu da sanki o ya onun yanındalar ya bunun yanındalar ama ciddi bir yani benim bildiğim CHP'si bu değildi”

Türkiye'de siyasetin merkezine ideoloji yerine lider figürlerinin yerleştiğini savunan Öztürk, bu yapısal değişimin CHP içindeki tarihsel sürecini anlatarak değerlendirmesini noktaladı:

“Aslında bunun da işte söylediğim o siyasetteki son 30-40 yıldır kırılma yani yıllık kırılmayla ilgisi var artık Türkiye'de siyaset bir ideoloji etrafında örgütlenmek yerine bir kişi etrafında örgütlenmeye başladı bu Turgut Özal yine üstüne basa basa söyleyeceğim başlayan bir şey mesela Turgut Özal'dan sonra Anavatan Partisi bir lider bulamadığı için kendisine zaten ideolojik de bir zemini olmadığı için süreç içinde eridi gitti aynı şey Doğru Yol Partisi için de geçerli Süleyman Demirel'den sonra ideolojik zeminini kaybettiği ve lider üzerinden kendisini tanımladığı için yani Tansu Çillilerin iki anahtarı vardı o onunla özdeşleştirilirdi. İşte bir sürede o götürdü sonra gitti buradaki köklü olan sizin de söylediğiniz gibi Cumhuriyet Halk Partisi bir de kalan ben her zaman için onu savunuyorum yani iki partinin seçmeni asla yok olmaz bunlardan birisi Cumhuriyet Halk Partisi birisi Milliyetçi Hareket Partisi işte ona bir de Erbakan'la başlayan sonra Erdoğan'ın liderliğinde başka bir siyasi parti kimliğine dönüşen işte AKP ortaya çıktı ama Erbakan'ın Milli Görüş çizgisi yine Saadet Partisi'nde örneğin devam ediyor. Şimdi baktığınız zaman hep bunlar lider partisi yani Milliyetçi Hareket Partisi'nde Devlet Bahçeli'nin hemen Türkeş'ten sonra lider olarak yeni lider olarak tercih edilmesi işte Milli Görüşte Erbakan'dan sonra bir nevi sanki partinin yeni kimliğini Erdoğan Recep Tayyip Erdoğan üzerinden oluşturması e Cumhuriyet Halk Partisi'nde de sonuçta Deniz Baykal'la la başlayan sonra Kılıçdaroğlu’yla sonra da Özgür Özel'le devam eden yine lider partisi haline dönüştü bunların aslında sizin de söylediğiniz gibi o bildiğimiz klasik ideolojik temelleri çok fazla önemsenmiyor önemsenmedi yani bundan 30 yıl önceki işte Cumhuriyet Halk Partisi'ni oluşturan bileşenler yani sendikalar sivil toplum örgütleri parti içi muhalefet bunların hepsi bir biçimde dışlanarak bir lider partisi haline maalesef CHP'de dönüştü aslında sizin verdiğiniz örnekler de onları destekliyor bu ne zaman başladı Cumhuriyet Halk Partisi'nde işte SHP ile birleşmesinden sonra Deniz Baykal'ın genel başkanı olması ve Deniz Baykal'ın son genel başkanlık döneminde parti tüzüğünü değiştirmesiyle aslında başladı. Daha doğrusu bir düzleme girdi neydi o Cumhuriyet Halk Partisi'nde daha önce parti meclisi kurultay delegeleri tarafından seçilirdi ama merkez yönetim kurulu dedikleri o en tepedeki 5-10 kişi parti meclisi içinden aday olup seçilerek gelirlerdi. Onu ilk değiştiren Deniz Baykal'dır deniz Baykal tüzükte yaptığı değişiklikle parti meclisi oluştuktan sonra kendi belirlediği isimleri seçimle değil tercih yoluyla genel başkan yardımcısı ya da MYK'yı oluşturdu bu başlangıçtı sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun 14 yıllık o genel başkanlık döneminde bu artarak devam etti. Bu devam ediş sonucunda da tıpkı sizin söylediğiniz gibi işte Özgür Özel de partinin o tabanından ve ideolojik yapısından gelmeyen ama genel başkanın tercihleriyle belirlenen bir noktaya geldi. Önce milletvekili yani ilk bildiğimiz kadarıyla ya da benim bildiğim kadarıyla belediye başkan adaylığından başlayıp sonra milletvekilliği sonra grup başkan vekilliği sonra Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sırasında grup başkanı sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı oluş sürecine baktığınız zaman aslında bu lider odaklı yeni siyaset anlayışının etkin olduğunu görürüz.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız