weather
30°
Gerçek Haberci Gündem DSÖ: 1 milyar insan ruhsal bozuklukla yaşıyor, tedaviye erişim yüzde 27'de

DSÖ: 1 milyar insan ruhsal bozuklukla yaşıyor, tedaviye erişim yüzde 27'de

Kaygı bozukluğu yaşayanların dörtte üçü psikolojik destek alamıyor; ülkelerin ruh sağlığı bütçesi ise ortalama yüzde 2 düzeyinde kalıyor.

2 Dakika
Okunma Süresi
DSÖ: 1 milyar insan ruhsal bozuklukla yaşıyor, tedaviye erişim yüzde 27'de

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) verileri, küresel ölçekte ruh sağlığı krizinin derinleştiğini ve kamusal hizmetlerin bu talebi karşılamaktan uzak olduğunu gösteriyor. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında paylaşılan güncel istatistikler, sorunun boyutunu sayısal olarak ortaya koyarken uzmanlar tanı süreçlerindeki hatalara ve ekonomik baskıların psikolojik yansımalarına dikkat çekiyor.

DSÖ'nün 2025 yılında yayımladığı rapora göre dünya genelinde 1 milyardan fazla kişi ruhsal bozukluklarla mücadele ediyor. Eylül 2026'da güncellenen veriler, kaygı bozuklukları ve depresyonun yüz milyonlarca insanın eğitim, çalışma ve günlük yaşamını aksattığını belirtiyor. Buna rağmen kaygı bozukluğu yaşayanların yalnızca yüzde 27,6'sı profesyonel psikolojik destek alabiliyor. DSÖ Ruh Sağlığı Atlası'na göre ülkelerin kamu sağlık bütçelerinden ruh sağlığına ayırdığı ortalama pay ise yüzde 2 seviyesinde seyrediyor.

Tanı süreçlerindeki yaş faktörü de önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Hekate Psikolojinin paylaştığı ve European Child & Adolescent Psychiatry dergisinde 2025 yılında yayımlanan, 32 araştırmayı kapsayan bilimsel incelemeye göre okullardaki en küçük çocukların dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı alma olasılığı, büyük akranlarına kıyasla yüzde 38 daha yüksek. Bu çocuklara DEHB ilacı reçetelenme ihtimali ise yüzde 28 oranında artıyor. Araştırma, tanı koyma aşamasında çocuğun gelişimsel farklılıklarının, aile ve okul koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Uzmanlardan acele tanı ve ekonomik baskılara uyarı

Hekate Psikoloji Kurucusu Klinik Psikolog Yener Yüksel, her mutsuzluğun depresyon veya her dikkat dağınıklığının DEHB olarak etiketlenmemesi gerektiğini vurgulayarak acele verilen tanıların gerçek sorunları maskeleyebileceğini belirtti. Yüksel, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ekonomik belirsizliklerin, gelecek kaygısının, sosyal izolasyonun ve çalışma koşullarının psikolojik iyilik halini doğrudan etkilediğini vurgulayan Yüksel, ruh sağlığının yalnızca bireysel dayanıklılıkla ele alınamayacağını ifade etti. Uzman, ailede, okulda ve çalışma hayatında destekleyici ortamların oluşturulması, doğru tanı süreçlerinin güçlendirilmesi ve profesyonel psikolojik desteğin herkes için erişilebilir hale getirilmesi çağrısında bulundu.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız