Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve sansür uygulamaları toplumu tamamen susturma aracı olarak derinleşiyor. İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Yönetim Kurulu, basına yönelik ekonomik ve yargısal kıskacın geldiği son noktayı değerlendirdi. Cemiyet, "3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü ne yazık ki, bu yıl da ağırlaşan sorunların gölgesinde karşılıyoruz" diyerek gazetecilerin susturulma girişimlerine dikkat çekti.
Türkiye basın özgürlüğünde 163'üncü sıraya geriledi
Basın emekçilerine yönelen baskıların tüm toplumu hedef aldığını belirten İGC, tehlikenin boyutunu şu sözlerle ortaya koydu: "Kamu adına denetleme görevini yerine getiren basın emekçilerine yönelen gözaltılar, tutuklamalar, davalar ve hedef göstermeler; yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamını susturmaya yöneliktir. Çünkü özgür basının olmadığı bir yerde, gerçeklerin yerini karanlık alır, herkes esir olur." Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yayınladığı 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin dört basamak gerileyerek 163’üncü sıraya düşmesi, yapısal sorunların derinleştiğinin kanıtı olarak sunuldu.
Medya tekelleşmesi gazeteciliğin kamusal niteliğini zayıflatıyor
Medya sahipliğinin tekelleşmesi, ekonomik baskılar ve oto-sansür mekanizmalarının sektörü zorladığına dikkat çeken cemiyet, umut mesajını şu ifadelerle verdi: "Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, hakikatin peşinden gitmekten vazgeçmeyen gazeteciler var oldukça, umut da var olmaya devam edecektir."
Gazeteciler dayanışma ile mücadele edecek
Basın ve ifade özgürlüğünün evrensel değerler çerçevesinde güvence altına alındığı bir ülke için mücadele edeceklerini duyuran İGC, meslektaşlarının yalnız olmadığını ve dayanışmanın gücüne inandıklarını bildirdi. Açıklama, "Basın özgürlüğü; yalnızca gazetecilerin değil, halkın özgürlüğüdür" sözleriyle sona erdi.
