weather
21°
Gerçek Haberci Gündem İzmir Barosu Başkanı Yılmaz: "Tutuklama fiili cezalandırma aracına dönüştü"

İzmir Barosu Başkanı Yılmaz: "Tutuklama fiili cezalandırma aracına dönüştü"

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, adliye önünde düzenlenen basın açıklamasında "Ailem Güvende" operasyonları kapsamında tutuklananlar ve siyasi tutuklamalara dikkat çekti. Yılmaz, baskılara karşı adalet ve eşit yurttaşlık mücadelesinde yan yana duracaklarını vurguladı.

3 Dakika
Okunma Süresi
Haberleri
İzmir Barosu Başkanı Yılmaz:  "Tutuklama fiili cezalandırma aracına dönüştü"

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, adliye önünde düzenlenen basın açıklamasında "Ailem Güvende" operasyonları kapsamında tutuklananlar ve siyasi tutuklamalara dikkat çekti. Yılmaz, baskılara karşı adalet ve eşit yurttaşlık mücadelesinde yan yana duracaklarını vurguladı.

İzmir Adliyesi önünde bir araya gelen Emek ve Demokrasi Güçleri, "Ailem Güvende" operasyonları kapsamında gerçekleşen tutuklamalar ve kentteki siyasi tutuklamalara karşı ortak basın açıklaması düzenledi. Açıklamada konuşan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, alanda hiçbir siyasi parti veya kurum bayrağının bulunmadığını hatırlatarak ortak mücadele mesajı verdi. Yılmaz, anayasal güvence altındaki hakların çiğnendiğini, "Ailem Güvende" operasyonları kapsamında tutuklananlar ile siyasi gerekçelerle cezaevinde tutulan yurttaşlar üzerinden tutuklamanın fiili bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü söyledi.

"İddianamesiz Tutukluluklar Hukuka Aykırıdır"

Yargı süreçlerindeki belirsizliklerin cezalandırma yöntemine dönüştüğünü vurgulayan İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İzmir'deki tutukluluk süreçlerine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye'de hukuk devleti ağır bir tahribat altındadır. Tutuklama fiili bir cezalandırma aracı haline gelmiştir. İzmir’de aylardır tutuklu bulunan Görkem Duman, İsmail Yetişkin ve Ümit Erkol hakkında henüz bir iddianame dahi hazırlanmamıştır. Şenol Aslanoğlu daha önce tahliye edilmesine rağmen yeniden tutuklanmış, Tunç Soyer ise bir yılı aşkın süredir cezaevindedir. Ortada makul bir şüphe ve somut delil yoksa bu tutukluluklar haksız ve hukuka aykırıdır. Delil varsa neden savunma makamına gösterilmemektedir? Soruşturmaların belirsizlik içinde yürütülmesi ve iddianamelerin aylarca yazılmaması kabul edilemez."

Aliağa Cezaevi'nde Kapasite ve Sağlık İhlalleri

Açıklamada tutukluların iletişim haklarının kısıtlandığı, ailelerin banka hesaplarına konulan hacizlerle ekonomik yıkıma sürüklendiği aktarıldı. Aliağa Cezaevi'ndeki koşulların insani sınırları aştığı belirtilerek cezaevindeki tablo şu ifadelerle paylaşıldı:

"Aliağa Cezaevi'nde 14 kişilik koğuşlarda kalan kişi sayısı bazı birimlerde 28'e ulaşmıştır. Özellikle kadın koğuşlarında masa, sandalye ve vantilatör dahi bulunmamaktadır; bunlar lüks değil asgari yaşam gereksinimidir. Cezaevinde lenfoma, diyaliz ihtiyacı, eklem romatizması ve psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan tutukluların sağlık kurulu rapor süreçleri aksamaktadır. Devletin gözetimi altındaki yurttaşların can güvenliği ve sağlığı kamunun doğrudan sorumluluğundadır."

"Kayyum ve Operasyonlar Hukuk Güvenliğini Yok Ediyor"

Seçilmiş yerel yöneticilerin yerine atanan kayyumların sandığı işlevsiz kıldığına değinilen açıklamada, son dönemde "Ailem Güvende" operasyonlarıyla LGBTİ+ derneklerinin ve hak savunucularının hedef alınmasının da kabul edilemez olduğu belirtildi:

"Hukuksuzluk bir yönetim biçimi haline getirilmiştir. Yargı, yurttaşın devlete karşı güvencesi olmaktan çıkarılıp toplumsal muhalefeti baskılama aracına dönüştürülmemelidir. Bugün sadece belediye başkanları ya da hak savunucuları değil; kadınlar, çocuklar, sokak hayvanları ve doğa da rant politikalarının saldırısı altındadır. Açlık, yoksulluk ve cezaevi baskısıyla dayatılan bu ortama karşı eşit yurttaşlık ve demokrasi mücadelemizi bir arada sürdüreceğiz."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız