"Bu yaşananlar artık ortaokul müsameresine ya da sınıf başkanlığına falan dönüştü"
Ahmet Nesin, CHP içerisindeki gelişmeleri eleştirerek durumun ciddiyetten uzaklaştığını savundu:
“Bu yaşananlar artık ortaokul müsameresine ya da sınıf başkanlığına falan dönüştü diye bir his var bende yanılıyor muyum bilmiyorum ama çok komik gelmeye başladı artık. Yani salı günü Özgür Özel dün de Muğla demişim özür dilerim izleyicilerden Manisa belediye başkanının eski belediye başkanı yani yaşamını yitiren başkan için oraya gidip orada taziyede bulunacaktı falan filan. Ama Kemal Kılıçdaroğlu söylenene göre fırsat bu fırsat mecliste ben konuşma yapayım deyince gerçekten öyle tartışılıyor çünkü yani genel başkan değilmiş de yani yasa gereği genel başkan ayrı mesele o ayrı bir tartışma ama sonuçta genel başkan konuşma yapacak diye onu ileri saate gitmeye karar verip ben de gideceğim meclise diyen bir noktaya geldi. Burada Özgür Özel mi çok çocuk yoksa Ekrem İmamoğlu mu gerçekten bu kavga çıksın da bir an önce bizi attılar gibi ayrılığım diye bir çocukluk yapıyor çözmekte zorlanıyorum. Ama bu ayrılış bize bir sürü benzetmeyi de beraberinde getiriyor ki onları sen anlatacaksın ben de ek yapacağım ne diyorsun bu işe ve aynı çocuklukta bir sürü kanalda tartışmalar var değil mi”
"İşte ya Ekrem İmamoğlu ya da Özgür Özel'den yana olacaksın ya da Kemal Kılıçdaroğlu'ndan yana olacaksın"
Nesin’in sözleri üzerine Serdar Öztürk, toplumda yaratılan suni kutuplaşmaya ve tarafgirliğe dikkat çekti:
“Maalesef bir defa şunu söylemek lazım bu bir iş mi hakikaten yoksa bir yarışmaya mı dönüştü kısa yoldan tartışma yaratmanın son hali bu mu bir sürü soru sorabilirsiniz ama korktuğum ve başıma gelmez diye düşündüğüm her şeyin de başıma geldiğini gördüğüm zamanlardan geçiyoruz şöyle bir şey oluştu görüş oluştu. İşte ya Ekrem İmamoğlu ya da Özgür Özel'den yana olacaksın ya da Kemal Kılıçdaroğlu'ndan yana olacaksın. İkisini birden eleştirmeni kabul etmiyor. Toplumda böyle bir ayrışma oluştu o yüzden ben çok suçlanıyorum bu konuda çok suçlanıyorum umurumda mı derseniz umurumda da değil. Çünkü şunu anlatmak gerek sık sık anlatmak gerek ya Özgür Özel'den ya da Kemal Kılıçdaroğlu'dan yana olmak zorunda değilim. Bana dayatılan bu iki uç noktayı ikisini de eleştirme hakkına sahibim. Benim de kendime göre bir fikrim var. Beğenirsiniz beğenmezsiniz ben de bu fikri savunuyorum açıkçası; bu kimsenin fikrine de saygısızlık etmek istemiyorum. Kemal Kılıçdaroğlu'nu da sevenler var Özgür Özel'i ya da Ekrem İmamoğlu'n sevenler var ama bunu bir fanatizm noktasına bir siyasi taraftarlık noktasına getirip de benimkisi iyidir hani o çok eleştirdiğim sözdür benim hırsızım iyidir sözü o noktaya getirilmesi zaman üzüyor ama bu fikrimden de çok vazgeçmeyi düşünmüyorum.”
Nesin'in araya girerek yönelttiği bu ihtimal sorusuna Öztürk, Özgür Özel'in siyasete giriş sürecini ve Manisa'nın siyasi dinamiklerini anlatarak yanıt verdi:
“Yani tabii bu varsayım aslında mantığa aykırı bir varsayım çünkü Özgür Özel'in siyasete girmesi konuştuk daha önce bunu Deniz Baykal'ın genel başkanlığı döneminde yine Manisa'da bir belediye başkanı Kadri Bey o zaman Manisa'nın sevilen bir doktoru un sağlık sorunlarını gerekçe göstererek belediye başkan adaylığından çekilmesi ve adaylık açıklanmasına çok kısa bir doğru bir çekilme mi? Bunu çok sorguladım o dönem partide yöneticilik yapmış ilçede ve ilde çok tanıdığıma sordum net bir yanıt alamadım. Herkes bu sağlık sorununun ciddi olduğunu söylüyor yani kalp krizi diyorlar çünkü e yani kalbiyle ilgili bir sorun olduğunu çünkü Kadri Bey de kendisi doktor tıp doktoru kendi sağlığını kendisi iyi biliyordur yani kardeşiyle konuşanlar onların o dönem beraber siyaset yaptığı isimler falan dediğim gibi yani o dönem sevilen biriydi yani Manisa'da çok insana faydası olmuş doktor olarak biriydi ama sağlık sorunlarını gerekçe göstererek çekiliyor başkan adaylığından tabii bir süreç var kısa bir süreç o dönemde yani bu yansıdı artık onun için söylemekte bir sakınca yok manisa milletvekili olan Şahin Mengün'ün ısrarı demeyelim de onun keşfettiği bir kişi olarak o zaman Manisa Eczacılar Odası'a yönetici ya da başkan siyasete sokmak istiyor. İşte ikna ediyorlar bir biçimde Özgür Özel öyle başlıyor sonra da o seçimi kaybediyor. Ama sonra Kemal Bey onu CHP genel başkanı olarak Manisa'dan listeye koyuyor sonra Manisa milletvekili oluyor sonra grup başkan vekili oluyor ve en sona şey genel başkan oldu. Hani o söylediğiniz olasılıklar böyle olur muydu şöyle olur muydu artık tarih olmuş geçmiş Kadri Bey çekilmemiş olsaydı ya da sağlık sorunu yaşamamış olsaydı belediye başkan adaylığından çekilmemiş olsaydı bugün Özgür Özel diye bir lider var mı yok mu onu bile ya da öyle bir siyasetçi var olacak mıydı olmayacak mıydı o bile tartışılır. O yüzden bu böyle olsaydı şu şöyle olur muydu tartışmaları bana göre çok ayakları yere basmayan bir tartışma bunu niçin söyledim son birkaç gündür geçen hafta o Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek bir takım yeni itiraflarda bulundu."
"Eğer bu bir suikast girişimi planlanmış bir suikast ise çok uzun zaman önce yani Ferdi Zeyri'in daha aday olmadan yıllar öncesinden başlaması lazım."
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in açıklamaları ve eski Manisa Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in şüpheli görülen ölümü hakkında yaptığı araştırmayı paylaşan Öztürk, komplo teorilerine noktayı koydu:
"İşte onların içinde bu Manisa'nın rahmetli olan belediye başkanı Ferdi Zeyrek'in de ona da bir para dolu çanta götürdüğünü iddia etti. Falan bu konuda da sordum yani soruşturdum oradan tanıdıkların üzerinden ya bu bir komple teorisi ve buna inanan sayısı gerçekten az niye şunun için gerçekten olayı çok iyi irdelemiş hem, partili hem de bu işleri teknik olarak iyi bilen birkaç kişiyle konuştum. Ya bu kadar rastlantının hani bir suikast olma olasılığının Ferdi Zeyrek'in hayatını kaybetmesinin bir kaza değil de bir suikast olma olasılığının çok düşük bir ihtimal olduğuna ben de kanaat getirdim. Zaten öyle düşünüyordum ama sordum yine de bilenlere şunu söylemek lazım eğer bu bir suikast girişimi planlanmış bir suikast ise çok uzun zaman önce yani Ferdi Zeyri'in daha aday olmadan yıllar öncesinden başlaması lazım. Neden çünkü evi yani kaza geçirip hayatını kaybettiği evi aslında mimari projesinde havuz yok. Havuz kaçak olarak yapılmış sonradan imar affına girmiş onun için ta zamandan hesaplamanız lazım yani biz bu eve havuz yaptıralım da havuz da işte sonradan eklendiği için birtakım yasal gereklilikleri yerine getirmesin de onu da elektrik kaçağı meydana getirelim de falan da falan böyle birbirinin peşi sırayla çok uzun vadeli bir komple teorisi olur. Bir 10 yıllık 15 yıllık süreci kapsaması lazım o yüzden Evet ona bir açıklık getirmek istedim"
"Özgür Özel'in politik hayatında Ferdi Zeyrek'in önemli bir yeri var."
Salı günkü anma programı ile CHP grup toplantısının çakışması üzerinden yaratılan spekülasyonlara da açıklık getiren Öztürk, iptal iddialarını reddetti:
"bir de salı günü ile ilgili ben Manisa'da ne organize edildiğini hani salı günü hem grup toplantısı var hem de işte bu hayatını kaybeden eski belediye başkanı Ferdi Zeyrek'in ölüm yıldönümü. Onu sordum dediler ki zaten gündüz için bir planlanmış etkinlik yoktu. O gün anma yapılması için anma akşam namazından sonra başlıyor herhalde bildiğim kadarıyla bir mevlit okutulacak. Yani benim edinebildiğim bilgi bu mevlit okutulduktan sonra da sanıyorum Hatuniye Camii'nde sonra da bir yemek hayır yemeği ismini verdikleri bir yemek yapılacakmış. Onun için yani Özgür Özel'in normalde Cumhuriyet Halk Partisi'nin her hafta yaptığı grup toplantısını yapıp sonra öğleden sonra Manisa'ya gitme olasılığı var o bilerek mi çıkarılıyor bu tartışma salı günü programı vardı onu iptal etti falan sözü bir programı iptal etmesi gereksiz. Çünkü öğleden sonra gayet rahatlıkla saat 2'de falan normal uçağa binse Manisa'daki etkinliklere katılır ki bence katılacaktır. Çünkü Özgür Özel'in politik hayatında Ferdi Zeyrek'in önemli bir yeri var. Kardeşim der zaten konuşmalarında da o yüzden ben bunun da bir politik söylenti olduğunu ya da ortalığı biraz kızıştırmak için söylendiğini düşünüyorum."
"Bu krizin bitmesi Erdoğan'ın işine gelmez."
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un açıklamalarını değerlendiren Öztürk, CHP içerisindeki çatışmaların asıl kazananının Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirtti:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Norman Kurtuluş'un son açıklaması da bu CHP'nin iç sorunudur meclisin tüzüğünde ve yönetmeliğinde bizim yapabileceğimiz herhangi bir şey yok demiş olması zaten olayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında bir siyasi çatışmaya tekrar taşımak gibi bir şey. Bu bana normal geliyor yani neden normal geliyor. Çünkü bu bir hukuksal krizdi bu kriz en çok Erdoğan'a yarıyordu. AKP genel başkanı olarak yarıyordu. Şimdi bu krizin bitmesi Erdoğan'ın işine gelmez. Daha önce de söyledim Erdoğan bu krizin artarak zaman zaman büyüyerek zaman zaman düşerek ama hep devam etmesini ister. Politik olarak ister bunu yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin iki ya da ikiden fazla hale bölünmüşlüğü Erdoğan'ın işine gelir o yüzden ben krizin çok bitebileceğini düşünmüyorum."
"Bir değil iki tane yedek partileri olduğunu açık açık söyledi."
Yeni parti hazırlıklarına dair kulis bilgilerini paylaşan Öztürk, CHP'nin bölünme riskine dikkat çekti:
"Yeni Parti konusunda doğruyu söylemek gerekirse henüz net değilim. Ben çünkü daha çok meclisin kapalı olacağı işte Haziran'dan sonra Ekim ayına kadar meclisin kapalı olduğu dönemde bu yeni parti girişiminin biraz daha aktifleşeceğini düşünüyordum. Ama e şöyle şeyler de duyduk yani işte Çarşambadan sonra yeni parti çalışmaları hızlanacak hatta geçen hafta Özgür Özel'in mecliste meclisteki gazetecilerle yaptığı basın toplantısında bir değil iki tane yedekte partileri olduğunu bunu CHP'den ayrılmadan bu mücadeleyi sürdüreceklerini ama son kertede olağanüstü bir durum yaşandığında bir değil iki tane yedek partileri olduğunu açık açık söyledi. Bu süreç hızlandırılır mı iki ya da ikiden fazla parçaya bölünmesi mümkün olabilir mi olur? Dediğim gibi bunu en çok isteyen Erdoğan olur CHP'nin ikiye bölünmesi demek Erdoğan'ın adaylığı artık tartışılmıyor seçilme olasılığını artıracak bir şeydir o yüzden muhalefetin sadece CHP için de söylemiyorum bunu muhalefetin bölük pörçük olması çok parçalı halde olması Erdoğan'ın adaylıkla seçilme şansını artıracaktır diye düşünüyorum."
"Cumhuriyet Halk Partisi'nde bugün yeni parti tartışmaları aslında 81 yıl önce bugün başlamıştı."
Öztürk, güncel siyasi tartışmaların köklerini tarihi bir rastlantı üzerinden okudu:
"Dün sizle konuştuk sizle konuştuktan sonra biraz ders çalışayım dedim ve bir rastlantıya denk geldim. Bugün tarih olarak 7 Haziran. Tam 81 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi 7 Haziran 1945'te yine böyle bir tartışma yaşıyor o zaman tek parti dönemi var. 2 dünya savaşı bitmiş işte dünyada demokrasi üzerine birtakım yeni gelişmeler oluyor toplumlar biraz daha demokratikleşme talebinde bulunuyorlar. Bu Türkiye'de doğal olarak yansıyor bu yansımanın sonucu Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde bundan tam 81 yıl önce yine bugün bir dörtlü takrir veriliyor. Cumhuriyet Halk Partisi grubunda peki bu takri yani Türkçesiyle önergeyi verenler kimler Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü bu dört isim dörtlü takrir diye siyasi tarihimizde bilinen CHP grubuna bir önerge veriyorlar. Bu önerge daha çok demokratikleşme taleplerini dünyayla birlikte Türkiye'de de siyasi hayatta demokratikleşme taleplerini içeriyor. Zaten başlıklarına baktığınız zaman izleyenler isterse internette bulabilir dörtlü takrir yazdığınız zaman bütün detaylarıyla çıkıyor. Buradaki bu talepleri işte Türkiye'de çok partili hayata geçiş falan bunların başlangıcı diye sayılıyor. Zaten Demokrat Parti'nin de hani bugün tartışılıyor ya CHP'nin içinde Yeni Parti o zaman da bu dörtlü takrirden sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde bir siyasi tartışma başlıyor. Çünkü reddediliyor o önerge; reddedilmesinin üzerine ve tabii bu dörtlü takdiri veren ve onları destekleyenler de işte aşağı yukarı 8-9 ay sonra tam tarihini şöyle söyleyeyim 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi kuruyorlar yani Cumhuriyet Halk Partisi'nde bugün yeni parti tartışmaları aslında 81 yıl önce bugün başlamıştı."
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu: "Bunun iki tane maddesi çok önemlidir. Birisi 17 maddesi birisi 26 maddesidir"
Sürecin altında yatan asıl sebebin rant ve sermaye odaklı itirazlar olduğunu belirten Öztürk, tarihi Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nu hatırlattı:
"Tabii şimdi bu dörtlü takririn ya da önergenin verilmesi Adnan Menderes Celal Bayar ve arkadaşlarının diğer iki arkadaşının verdiği önerge demokratikleşmeyi talep etse de aslında altında yatan başka bir gerekçe vardı ki siyasi tarihimizde önemli bir kırılma noktasıdır. Türkiye için. Nedir o dönemde meclise verilmiş olan çiftçiyi topraklandırma kanunu. Türkiye'de cumhuriyetin kurulmasından sonra ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin tek parti olarak iktidarda olmasından sonra gelen en önemli yasalardan biridir bu çiftçiyi topraklandırma kanunu aslında 66 maddeden oluşur. Bunun iki tane maddesi çok önemlidir. Birisi 17 maddesi birisi 26 maddesidir, 17 madde şu detayı içerir belli büyüklükteki toprakların sahiplerinde bırakılmasının ardından kalan bölümünün topraksız köylüye dağıtılması o miktarı belirler o miktarda o zaman için 500 dönümle sınırlandırılmıştı. Yani sizin 500'ü bırakılıyor gerisi mi veriliyor evet yani sizin diyelim ki 1500 dönüm toprağınız var 500'ü size bırakılıyor diğer 1000 dönümünü 1000ini sana veriyorum topraksız köylüye dağıtıyor. 17 madde bu sınırlamayı getiren bir madde 26 madde de aslında karşı çıkılan çok karşı çıkılan bir madde o da o dönemlerde işte bu emlak vergisi beyanları Türkiye'de çok alışa geldiğimiz bugün bile yapılan çok düşük gösterildiği için yani toprağın değerinden çok düşük gösterildiği için hükümete o zamanki CHP iktidarına gösterilen emlak vergisi değeri üzerinden kamulaştırma hakkı veriyor. Tabii zaten toprakların sınırlandırılacak 500 dönümle bir de kalan kısmının sizin gösterdiğiniz emlak değeri ki dediğim gibi çok düşük o değerler onun üzerinden kamulaştırılacak olması büyük toprak ağlarını müthiş rahatsız ediyor tabii. Menderes ve ailesi Aydın'da çok ciddi zarar görecek duruma düşüyor o yüzden aslında bir bölüm siyaset bilimci de bu dörtlü takririn yani Cumhuriyet Halk Partisi grubu içindeki bu dört kişiden başlayan ve Demokrat Parti'nin oluşmasına kadar giden sürecin temel nedeninin demokrasi talebi değil bu yasa olduğunu çok net biçimde söylerler."
Toprak Reformundan Büyükşehir Yasasına Rantın Anatomisi
Öztürk, toprak reformunun tarihi seyri üzerinden güncel ekonomi-politik değerlendirmelerde bulundu:
"Sonra bu yasa tabii Demokrat Parti kuruluyor ayrılıyor ama Cumhuriyet Halk Partisi tabii bunu yasallaştırıyor ve bu yasa uygulamaya başlıyor sonra ne oluyor işte çok partili hayat Demokrat Parti seçimi kazanıyor Adnan Menderes başbakan olunca ve de iktidar çoğunluğunu ele geçirince yaptığı ilk işlerden biri bu topraksız köylüleri topraklandırma kanununu sınırlandırmak oluyor. Örneğin şöyle bir değişiklik yapıyorlar bu söylediğim 17 maddede ilk halinde 500 dönüm olan sınır 5.000'e çıkarılıyor ve yine söylediğim o 26 maddedeki emlak vergisi değeri bir komisyon kurulan bir komisyon takdir komisyonu dedikleri komisyon tarafından belirleyen fiyat olarak değişiyor. Tabii kanun aslında resmen Demokrat Parti döneminde işlevsiz hale getiriliyor. Türkiye'de uzun yıllar problem olarak devam ediyor ne zamana kadar Ecevit'in 1977'de iktidarı Cumhuriyet Halk Partisi'ne kazandırmasıyla Ecevit iktidarıyla geliyor 1973'te Ecevit döneminde bu sefer de toprak ve tarım reformu kanunu çıkarılıyor. Su kullananın toprak işliğinin Evet seçimi kazandıran slogan aslında işte bu 1946'da çıkarılan ama sonra Demokrat Parti iktidarında neredeyse kadük hale gelen yasanın bu kez daha organize işte o yılların teknolojisiyle biraz daha ölçeklendirilen bir daha çağdaş bir yasa haline geliyor o da geçiyor ama maalesef 80 ihtilalinin ardından Anavatan Partisi iktidara geliyor ve Anayasa Mahkemesi önce Ecevit'in 73'te çıkardığı bu yasanın bir bölümünü iptal ediyor ardında da 1984'te Turgut Özal tarafından çıkarılan bir kanunla bu kanun ortadan kalkıyor"
"Ekrem İmamoğlu'nun aslında bir CHP'li bir sosyal demokrat olmadığını, onun bir merkez sağcı siyasetçi olduğunu zaten söyledik... bu tescil edilmiş oldu."
Tarihsel süreci İmamoğlu'nun siyasi çizgisiyle bağdaştıran Öztürk, 21. yüzyılın ANAP'ı projesini ifşa etti:
"bunu niye anlattım bunu şunun için anlattım geçtiğimiz hafta yine gazetelere yansıdığı için ve yalanlanmadığı için söylüyorum Ekrem İmamoğlu'nun cezaevinden kendi avukatları aracılığıyla yaptığı çeşitli açıklamalarda yeni parti kurulmasına taraftar olduğunu ve bu partinin 21 yüzyılın Anavatan Partisi ideolojisinde olması gerektiğini söyleyen açıklamalar vardı bunlar karambolde kaynadı bu Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel tartışması arasında bu kaynadı yeni partinin politik çizgisinin 21 yüzyılın Anavatan Partisi bundan ne anlıyoruz dört eğilimi birleştiren bir merkez sağ biz zaten sizinle yaptığınız programların çoğunda Ekrem İmamoğlu'nun aslında bir CHP'li bir sosyal demokrat olmadığını onun bir merkez sağcı siyasetçi olduğunu zaten söyledik savunuyorduk bunu aslında bu tescil edilmiş oldu. Peki bunun neyle ilgisi var işte bu şuyla ilgili iki şeyden yana olmak zorundayız emekten ya da sermayeden evet ben ben kendimi emekten yana olanlar kategorisine koyuyorum şimdi Anavatan Partisi'nin iptal ettiği bu toprak kanunundan sonra Türkiye'de çok önemli bir değişiklik daha oldu."
Kamucu Bakış Açısı ve Rantın Halka Dönüşü
Büyükşehir yasalarıyla oluşturulan rant ekonomisine karşı emek ve kamu odaklı tavrını vurgulayan Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü:
"Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın ardından 2002 yılında AKP ile birlikte iktidara gelmesiyle büyük şehirler diye bir şey oluşmaya başladı ve her 5 yılda bir 10 yılda bir birtakım eklentilerle bu büyük şehirler büyüdü. Örnek olarak Aydın yani Adnan Menderes'in memleketi olması açısından söylüyorum ve Manisa'da büyükşehir yapıldı o da Özgü Özel'in memleketi şimdi Büyükşehir yasasıyla birlikte bir şey değişti Türkiye'de köy tüzel kişilikleri kalktı mahalleye dönüştü mahalle oldu. Bu aslında şu demek eskiden tarım yapılan ya da tırnak içinde söylüyorum kullanılmaz durumda olan arsalar çok ucuz fiyatla el değiştiren çok ortaklı arsalar artık Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde birer mahalle olduğu için yeni imar planlarıyla konut ve ticaret alanlarına dönüştürülmeye başlandı. Sanayi alanına dönüştürülmeye başlandı yani müthiş bir rant kapısı açıldı."
"Geri dönelim 1946'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin toprak reformu diye başlattığı sonra Demokrat Parti'nin büyük oranda durdurduğu sonra Ecevit'in yeniden gündeme taşıdığı sonra Anavatan Partisi'nin kanunu tamamen kaldırdığı bu toprak reformu aslında AKP iktidarı tarafından büyükşehir yasasının içindeki maddelerle büyük bir rant alanı yarattı burada bütün tartışma çıkıyor yani 21 yüzyılın ANAP'ı ile 21 yüzyılın CHP'si ya da şöyle diyelim daha doğru olur belki bir fikir şu biz 21 yüzyılın ANAP'ını kuracağız oluşturacağız buradaki fikir bu şimdi bu ranta dayalı bir şey şimdi. 1946'da Cumhuriyet Halk Partisiin toprak reformu Demokrat Parti iktidarı tarafından kadük hale getirildi sonra Ecevit tarafından yeniden Türkiye'nin gündemine taşındı sonra 80 darbesinden sonra ANAP iktidarı tarafından tamamen kaldırıldı ve AKP iktidarı tarafından belediye büyükşehir belediye yasasının içine yerleştirilen maddelerle müthiş bir rant alanı oluşturuldu."
"Bu liberalizmin hoşuna gider çok doğru çok doğal çünkü liberalizmin fikir babası da böyledir. Yani rant üzerinden hayat şekillenir emek üzerinden şekillenmez. Ama Cumhuriyet Halk Partisi gibi sosyal demokrat ya da kendini sol gören siyasi partilerin buna karşı çıkış nedeni de şu benim de doğal olarak karşı çıkış nedenim bu tamam siz buraları 5 liralık arazileri yeni imar planıyla 50 liralara 60 liralara çıkardınız ama aradaki bu rant iktidar sahipleri tarafından kendi yandaşlarına dağıtılıyor. Ben ise aksini savunuyorum diyorum ki siz yeni imar planlarıyla yaratılan bu rantın o arazilerin yolunu suyunu elektriğini bütün altyapısını bu halktan topladığınız vergiyle yapıyorsunuz. Öyleyse burada bir rant varsa bu rant devletin olmalı yani kamucu bakış açısı bunu zorunlu kılıyor. 50 sene 80 sene önce dedesinin aldığı bilmem neredeki tarla şimdi villaların içinde villaların olduğu lüks konutların olduğu siteler haline dönüşüyor ki bu site meselesini yüksek duvarlı site meselesi sizle de konuştuk nasıl gettolar oluşuyor şehirlerin içinde."
"Şimdi 80 sene önce dedenizin ya da 50 sene önce babanızın aldığı tarla şimdi bir anda lüks konut için e arazi haline geliyor ya da sanayi bölgesi haline geliyor ya da ticarethane haline geliyor e siz buraların bütün altyapı hizmetlerini yolunu suyunu elektriğini halktan topladığınız vergilerle yapacaksınız karşılayacaksınız ama oradan elde edilen rant halka geri dönmeyecek. Hayır orada elde edilen rantın halka dönmesi gerekir ne olarak dönmesi gerekir. Eğitim olarak dönmesi gerekir sağlık olarak dönmesi gerekir diğer halkı ilgilendiren sosyal donatılar olarak geri dönmesi gerekir şurada burada anlatmaya çalıştığım şu..."
"...eğer siz bugün 2026 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinden 21 yüzyılın Anavatan Partisini kuracağız diye yola çıkarsanız ya da onun zihniyetiyle yola çıkarsanız bu CHP'lilik değildir bu CHP'yi kapatmaktır aslında burada amacım sadece CHP'yi değil CHP'nin üzerine oturduğu ideolojiyle beraber tarih sahnesinden silinmesi amaçlanmıştır üzere"