weather
26°
Gerçek Haberci Gündem Tuncer Bakırhan: Barışın zemini korku değil güvendir

Tuncer Bakırhan: Barışın zemini korku değil güvendir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ve çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını eleştirerek bu uygulamaların barış sürecine zarar verdiğini belirtti.

2 Dakika
Okunma Süresi
Tuncer Bakırhan: Barışın zemini korku değil güvendir

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ile çeşitli siyasi parti üyelerine yönelik gerçekleştirilen operasyonlara, sosyal medya kısıtlamalarına ve gözaltı kararlarına sert tepki gösterdi. Bakırhan, konuya ilişkin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda son dönemde artan baskı mekanizmalarını kınadı.

Bakırhan, yürütülen operasyonlar ve gözaltı işlemlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye'de son günlerde giderek artan gözaltı ve tutuklama uygulamaları kabul edilemez. Siyasetçilerin, hak savunucularının gözaltına alınması, insanların farklı yaşam biçimleri ve cinsiyet kimliği nedeniyle hedef haline getirilmesi; basın ve muhalif sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi ifade, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü yok saymaktadır. Bu uygulamalar toplumsal gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmuyor. Bu sabah da bileşen partimiz SYKP'nin Eş Başkanı Mertcan Titiz başta olmak üzere, bileşen partili arkadaşlarımızın da içinde olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Türkiye, her sabah muhalif bir kesime yönelik yeni gözaltı ve tutuklama haberleriyle uyanıyor.”

Sürecin karşısında duranların eli güçleniyor

Açıklamasının devamında sürecin toplumsallaşması gerektiğine vurgu yapan Bakırhan, değerlendirmelerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Bu uygulamalar, iki yıldır büyük bir emek ve özveriyle yürüttüğümüz Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne de zarar veriyor. Sürecin toplumsallaşmasını güçlendirmek yerine, sürecin karşısında duranların elini güçlendiriyor. Barışın zemini korku değil güvendir. Bir taraftan toplumsal çözümden söz edip diğer taraftan siyaset, basın, örgütlenme ve ifade alanını daraltamazsınız. İnsanların susturulduğu bir ortamda barışı nasıl toplumsallaştıracağız? Türkiye'nin ikinci yüzyılını farklı kimlikleri, görüşleri ve siyaset alanlarını daraltarak, yok sayarak inşa edemeyiz. Buradan iktidara ve yetkililere açıkça çağrı yapıyoruz: Sürece zarar veren, toplumsal güveni zedeleyen ve süreç karşıtlarının elini güçleştiren bu uygulamalardan vazgeçilmelidir. Siyasetin, ifade özgürlüğünün ve demokratik örgütlenmenin önü açılmalıdır. Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla baskı değil; daha fazla demokrasi, diyalog ve toplumsal güvendir. Yüz yıldır bu ülke insanları çok yoruldu. Artık Türkiye'nin huzura, barışa ve demokrasiye kavuşma zamanıdır.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız