weather
31°
Gerçek Haberci Gündem Ümit Özdağ: Soru Mansur Yavaş neden görüştü değil, Erdoğan neden görüştü

Ümit Özdağ: Soru Mansur Yavaş neden görüştü değil, Erdoğan neden görüştü

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini değerlendirerek iktidarın seçim ekonomisine geçtiğini ve dış politikada başarısız olduğunu öne sürdü.

9 Dakika
Okunma Süresi
Ümit Özdağ: Soru Mansur Yavaş neden görüştü değil, Erdoğan neden görüştü

Zafer Partisi Genel Merkezi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ümit Özdağ, orman yangınları, ekonomik yönetim, terörle mücadele süreci ve Suriye politikalarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özdağ, özellikle iktidarın mali sıkıntılar nedeniyle devlet varlıklarını satışa çıkardığını iddia ederken, Mansur Yavaş’ın Erdoğan ziyareti üzerine yaptığı yorumla dikkat çekti.

Mansur Yavaş'ın Erdoğan görüşmesine ilişkin değerlendirmeler

Bir gazetecinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabulüne ilişkin sorusunu yanıtlayan Özdağ, bu gelişmenin normal olması gerektiğini ancak Türkiye’nin siyasi atmosferinin anormalleştiğini belirtti. Özdağ, görüşmeden CHP’nin iki farklı isminin haberinin olmasını da eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

“Mansur Bey'in Cumhurbaşkanı ile görüşmüş olması aslında çok normal bir gelişme olmalıydı. Sizin bana bu soruyu sormamanız gerekirdi. Ama Türkiye öyle anormal bir siyasal atmosfere bürünmüş durumda ki siz bana bu soruyu haklı olarak soruyorsunuz. Tabii benim görüşmeden haberim yoktu. Benim görüşmeden haberimin olmaması ne kadar normalse görüşmeden hem Özgür Özel'in hem de Kemal Kılıçdaroğlu'nun haberinin olması da o kadar anormal. Çünkü bir belediye başkanının bir tane genel başkanı olur. Neden iki genel başkana birden haber verilsin? Bunu anlamış değilim. Ama Mansur Bey dediği gibi bir denge politikası izliyor. Çok dengeli bir politika izliyor. Yani sadece iki dengeli değil, çok dengeli bir politika izliyor. Ama bu Mansur Bey'in zaten siyaset tarzıdır, her zaman yaptığı tarzıdır ve Türkiye'deki düşman ceza hukuku uygulamaları da bu tarzı Mansur Bey için bir zorunluluk haline getiriyor. Onun da bütün kamuoyu farkında. Öte yandan Ankara'nın halledilmemiş birçok sorunu var. Bu sorunlar için finansal çözümler gerekiyor ve bu noktada da Cumhurbaşkanı ile görüşmesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı için bir ihtiyaç. Soru şu; 'Mansur Bey neden Erdoğan'la görüştü' değil, 'Erdoğan neden Mansur Bey'le görüştü?' Onu önümüzdeki günlerde anlayacağız.”

İktidarın ekonomi yönetimi ve Şimşek eleştirisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine ilişkin karara değinen Özdağ, iktidarın borç çevirme stratejisi içinde olduğunu savundu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in enflasyon tahminlerini sert bir dille eleştiren Zafer Partisi lideri, şunları kaydetti:

“İktidar paraya sıkışmış durumda. Dışarıdan bekledikleri borçlar gelmiyor. Gelirse olağanüstü yüksek tefeci faizlerini dayatıyorlar. Artık borcu borçla çevirebiliyoruz. Onun için iktidar da miras yediler gibi memlekette ne bulursa, devletin elinde ne kaldıysa artık onları boşaltıyor, batan geminin malları mantığıyla 'kelepir köprü, kelepir otoyol' diyerek satışa sunuyor. Ve görüyoruz, seçim ekonomisine geçiyorlar. Seçime hazırlanıyorlar. Ve iktidar için seçimlere giderken fon oluşturma çabası içindeler.”

Özdağ, Orta Vadeli Program’daki enflasyon hedeflerinin gerçeklikten uzak olduğunu belirterek Bakan Şimşek’e yönelik tepkisini şöyle dile getirdi:

“Oysa iki yıl önce 2026 yılı için gösterdikleri enflasyon hedefi 8,5'tu. Şimdi 28,4'ten bahsediyorlar. Bu ekonominin ne kadar kötü yönetildiğinin ve kontrol edilemediğinin en somut göstergesidir. Başka hiçbir şeye gerek yok. Şimdi yeni Orta Vadeli Plan'da '2029'da enflasyonu yüzde 9'a düşüreceğiz' diyorlar. Yüzde 39 olur, eğer AK Parti iktidarda kalırsa ki inşallah kalmayacaki, önümüzdeki ilk seçimde Türk milleti sandıkta kendisini sefalete mahkum edenlerle, devletine PKK’yı ortak edenlerle, paralel devlet kurduranlarla, Abdullah Öcalan’ı adasında serbest bırakanlarla gereken hesaplaşmayı yapacak. Evet, inanırsanız üç vakte kadar enflasyon inecek. Ya Sayın Mehmet Şimşek, siz falcılarla mı çalışıyorsunuz? Tarot mu açtırıyorsunuz ekonomiyi yönetmek için? Vermiş olduğunuz bu rakamların hiçbir ciddiyetinin olmadığını vatandaşın gördüğünü anlamıyor musunuz?”

Terörle mücadele ve çerçeve yasaya tepki

“Terörsüz Türkiye” sürecini ve yasalaşan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u eleştiren Özdağ, PKK’nın silah bırakmadığını ve Suriye’de paralel bir yapı oluştuğunu ileri sürdü. Özdağ, bu süreçte şehit ailelerinin ve gazilerin vicdanının sızlatıldığını ifade etti:

“Terörle müzakereler sonuçlandı. Artık mesele anayasanın nasıl değiştirileceği, ne zaman değiştirileceği konusuna geldi. Çerçeve yasanın terör örgütü mensuplarına af uygulamasına ilave olarak siyasete katılma yolunun da açılması ve narko-terörist bebek katilinin silahsızlanma komisyon başkanı olması, PKK'nın devlete, siyasete ortak edilme girişimlerinden başka hiçbir şey değildir. Bölücü bu çabanın devamı ile paralel bir terör yapılanmasının oluşmakta olduğunu görüyoruz. Bir tarafta terör örgütü üyeleri için taziye toplantıları adı altında düzenlendiğinde bölücü faaliyetlere izin verilmesi, başta şehit aileleri ve kahraman gazilerimiz olmak üzere bütün milletin vicdanını sızlatmaktadır.”

Özdağ, çerçeve yasanın fiilen uygulanmasının mümkün olmadığını savunarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelinen aşamada terörsüz Türkiye sürecinde PKK terör örgütünün silah bıraktığına dair henüz hiçbir bilgi bulunmamaktadır. PKK'nın Suriye, Irak ve İran kolları zaten silah bırakmayacaklarını açıklamışlardır. Bu bakımdan çerçeve yasanın fiilen işleme alınması da mümkün değildir.”

Suriye politikası ve Türkmenlerin durumu

Suriye’deki gelişmeleri ve Türkiye’nin izlediği dış politikayı sert bir dille eleştiren Özdağ, YPG’nin bölgede özerk bir yapı kurduğunu ve Suriye Türkmenlerinin sahipsiz bırakıldığını belirtti. Özdağ, eğitim müfredatındaki değişikliklere de tepki göstererek şunları söyledi:

“Nitekim PKK'nın Suriye kolu PYD, bölgede bütüncül yapıda dört terör tugayı şeklinde tertiplenmiş, silah bırakma bir yana, Haseke merkezli siyasi bir yapının alenen şekillenmekte olduğunu açıklamaktadır. Hani bize 'SDG çözüldü, Suriye'de üniter devlet sağlandı' diye masallar anlatıyorlar ya, bunlar tamamen masal. YPG'nin yetkilileri televizyonlara çıkıyorlar, anlatıyorlar; 'Bu bölge bizim, bu bölgeyi biz yönetiriz' diyorlar. Yani Suriye'de özerk bir paralel yapı oluşmuştur bile. Nitekim PKK'lılar bu özerk bölgede kamu kurumlarında istihdam ediliyorlar.”

Özdağ, iktidarın Suriye politikasını “milli politika” olmaktan uzak bulduğunu vurgulayarak eleştirilerini şöyle özetledi:

“Suriye'de Kürtlerin dört katı nüfusa sahip olan Suriye Türkmenleri tamamen sahipsiz bırakıldılar. Bu hafta müfredata iki saat Kürtçe dersi ilave edilirken okullarda Türkçe seçmeli ders müfredattan kaldırıldı ve yerine Fransızca konuldu. Şimdi Davutoğlu, Suriye politikasının başarısını anlatmak için muhalefetteyken bile, artık muhalefette bile değil, 'Suriye'deki vali Türkçe konuşuyor, bu bakan Türkçe konuşuyor' diyordu. Sayın Davutoğlu, marifet onların Türkçe konuşması değil. Marifet, Suriye'deki milyonlarca Türkmen'in Türkçeyi seçmeli ders olarak okuyabilmesidir. Bunu bile sağlayamıyorsunuz. Ve konuya Türk Dışişleri'nin tamamen Fransız kaldığını da görüyoruz. Türkiye hâlâ Suriye'de altyapı yatırımlarını finanse etmeye devam ediyor. Hâlâ milyarlarca dolar aktarmaya devam ediyoruz. Bu nasıl bir karşılıksız sevgi ki iki saat Türkçe dersi Suriye'de kaldırılıyor, yerine Fransızca konuluyor. Lanet olsun böyle dış politikaya. Hani Suriye'yi fethetmiştiniz. Lazkiye Limanı Fransızlara veriliyor. Seçmeli dersler Fransızca oluyor. Fransızlar para kazanıyor. Türk milleti de gırtlağından kesip Suriye'deki yatırımları finanse etmeye devam ediyor. Bu mu milli politika?”

Diyarbakır Belediyesi'ndeki tabela iddiası

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin esnafa yönelik vergi indirimi vaadiyle ilgili iddiaları gündeme taşıyan Özdağ, Diyarbakır Valiliği’ne çağrıda bulundu. Özdağ, DEM Parti’li belediyelerin dil politikalarını Anayasa’ya aykırı bulduğunu belirterek şu soruları yöneltti:

“DEM'li belediyeler her yeri Kürtçe trafik işaretleri ve levhalarla dolduruluyorlar. Türkçe de ikinci dil olarak yazılıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi bünyesinde Dil Koruma ve Geliştirme Şubesi kurulmuş. Bu trafik levhaları işini bu şubeye yaptırıyorlarmış. Şimdi duyuyoruz. Ve soruyorum Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne ve Diyarbakır Valiliği'ne: Diyarbakır Belediyesi esnafa, Türkçe levhanı indir, Kürtçe levha asarsan senden aldığımız vergiyi azaltacağız yarı yarıya diyormuş. Sayın Diyarbakır Valisi, bu doğru mu? Anayasa'ya aykırı bu talebin yerine getirilmesine siz Türkiye Cumhuriyeti devletinin Diyarbakır Valisi olarak izin verecek misiniz? Türk milletine haber vermeden özerk bölgeleri kabul ettiniz de milletin mi haberi yok, yoksa? Kime ve neye hizmet ediliyor? Eğer milleti umursamıyorsanız emin olun, büyük Türk milleti sandıkta kendisini umursamayanlara gereğini yapmak için sabırsızlıkla bekliyor.”

Suriyelilerin statüsü ve geri dönüş planı

Lazkiye, Halep ve Şam’a turistik otobüs seferleri düzenleneceği haberlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özdağ, Suriyelilerin Türkiye’de turist statüsünde görülmesi gerektiğini savundu. Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi halinde izleyeceği politikayı açıklayan Özdağ, şunları belirtti:

“Öncelikle güvenliğin sağlandığı her yere Türkler turist olarak gidebilirler. Biz de Suriyelileri Türkiye'de Türk vatandaşı olarak değil, turist olarak görmek istiyoruz. Vatanlarına dönmelerinin zamanı gelmiştir, geçmiştir. Artık vatanlarına dönmeleri bir sorumluluktur. Vatandaşlık verilenlere vatandaşlığın haksız verildiğini, yasalara aykırı verildiğini biliyoruz. Onun için biz ilk günden söz verdiğimiz gibi, iktidara geldiğimiz zaman yapacağımız ilk şeylerden bir tanesi vatandaşlık verilenlerin de vatandaşlıklarını iptal ederek bütün Suriyelilerin, geçici Suriyeli sığınmacı ve kaçak olarak gelmişlerin tamamının vatanlarına dönmesini sağlamak olacak. Zaten Suriye'nin toprak bütünlüğünü de ancak böyle bir politika sağlayabilir. Yoksa boş bir Suriye, İsrail karşısında çok zayıf ve yıkılacak bir ülke olur. Eğer Türkiye'yi yöneten bugün kadro birazcık jeopolitik, birazcık strateji bilgisine sahip olsaydı, Suriye'deki nüfusu tahkim etmenin, yani Suriyelileri Suriye'ye döndürmenin, Suriye'yi İsrail'e karşı güçlendirecek önemli bir hamle olduğunu da anlardı.”

Üsküdar Belediye Başkanlığı seçimi eleştirisi

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması sonrası belediye başkanvekilliği seçiminde görevin AK Parti’ye geçmesini değerlendiren Özdağ, bu süreci demokrasi ve adalet ilkelerine aykırı buldu. Özdağ, yargının siyasi sonuçlar doğurmasına tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Yargının müdahalesinin nasıl, 'atı alan Üsküdar’ı geçti' mantığıyla Üsküdar Belediye Başkanının değişmesine neden olduğunu gördük. Bu demokrasi değil. Bu adalet değil.”

Özdağ, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin bir bildiriyi imzaya açacaklarını duyurarak, halkın fikrinin sokak sokak alınacağını açıkladı. Zafer Partisi lideri, “Biz pazarlıkları İmralı'da yapmayacağız. Biz bütün Türkiye'de sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan milletle yazılı olarak bu sürece nasıl karşı çıktığımızı ortaya koyacağız” dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız