Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş akdi feshedilen çalışanların kullanmadıkları yıllık izinlerden kaynaklanan ücret alacaklarında uygulanacak zamanaşımı süresine ilişkin emsal niteliğinde bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, bu tür alacaklarda zamanaşımı süresinin 10 yıl değil, 5 yıl olduğunu ve bu sürenin işten ayrılma tarihinden itibaren işlemeye başladığını hükme bağladı.
Karar, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından oluşan yargı içtihadındaki belirsizlikleri gidermeyi amaçlıyor. Daire, Türk Borçlar Kanunu ile İş Mahkemeleri Kanunu arasındaki geçiş döneminde de aynı uygulamanın esas alınması gerektiğini vurguladı.
Dava süreci ve Yargıtay'ın gerekçesi
Karara konu olan davada, yurt dışındaki şantiyelerde 11 yıl demir ustası olarak çalışan D.K.'nın mirasçıları, işverenden kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte kullanılmayan izin ücretlerini talep etmişti. İş Mahkemesi, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını inceleyerek çalışanın 110 günlük izin hakkı bulunduğunu tespit etmiş ve işverenin bu izinleri kullandırdığını ispatlayamaması nedeniyle talebi kabul etmişti. Ancak fazla çalışma ve tatil ücreti gibi diğer talepler zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmişti.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin onamasının ardından dosya Yargıtay'a taşındı. İnceleme yapan 9. Hukuk Dairesi, iş sözleşmesinin 4 Aralık 2013'te sona erdiğini, davanın ise 24 Ekim 2019'da açıldığını belirterek aradan 5 yıldan fazla süre geçtiğine dikkat çekti.
Yargıtay, oy birliğiyle alınan kararda şu ifadeleri kullandı:
“Yıllık ücretli izin alacağında zamanaşımı süresi beş yıl olup bu süre fesih tarihinden itibaren başlar.”
Mahkeme, davalı işverenin süresinde zamanaşımı itirazında bulunması nedeniyle yıllık izin ücreti talebinin reddedilmesi gerektiğine karar vererek yerel mahkemenin hükmünü bozdu.
Çalışanlar için kritik uyarı
Verilen karar, işten ayrılan çalışanlar için hukuki süreçlerin takibinde zamanlamanın önemini ortaya koyuyor. Kullanılmayan izinlerin ücrete dönüşmesi iş ilişkisinin bitimiyle gerçekleştiğinden, zamanaşımı sayacı da o tarihte işlemeye başlıyor.
Uzmanlar, 5 yıllık sürenin dolmasının davayı kendiliğinden düşürmediğini, ancak işverenin bu itirazı mahkemede ileri sürmesi durumunda hak kaybına yol açabileceğini belirtiyor. Zamanaşımını durduran veya kesen özel hukuki sebeplerin varlığı ise her somut olayda ayrı değerlendiriliyor.