weather
21°
Gerçek Haberci Gündem YENİ Parti, CHP kurultay iptal kararını AİHM'e taşıyor

YENİ Parti, CHP kurultay iptal kararını AİHM'e taşıyor

Parti yönetimi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin "mutlak butlan" gerekçesiyle aldığı kararı siyasi hak ihlali olarak nitelendirerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmayı planlıyor.

4 Dakika
Okunma Süresi
YENİ Parti, CHP kurultay iptal kararını AİHM'e taşıyor

YENİ Parti, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 2023 Kurultayı'nı iptal etmesine yönelik hukuki süreci uluslararası boyuta taşımaya hazırlanıyor. Konu, partinin Salı günü gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında ele alındı ve hukuki süreçlerle ilgili bilgilendirme yapıldı. Hafta başında konuya özel bir hazırlık ekibi kuran parti, Yargıtay'dan gelecek sonucu beklemeden doğrudan Strasbourg'a gitme kararı aldı.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 21 Mayıs tarihinde verdiği kararla CHP'nin 2023 Kurultayı'nı mutlak butlan gerekçesiyle geçersiz saymış ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığını tescil etmişti. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından 26 Temmuz'da ön incelemeye alınmıştı. Ancak YENİ Parti kurmayları, iç hukuk yollarının tüketilmesi konusunda farklı görüşler bulunsa da beklemenin parti açısından risk oluşturduğunu belirterek aceleci davranma gereği duyduklarını ifade etti.

Parti yetkilileri, mahkemenin yetki aşımı yaptığını ve bu durumun sadece CHP'yi değil tüm siyasi partileri etkileyen bir hak ihlali olduğunu savunuyor. Kurmaylar, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Mutlak butlan diye olmayacak bir kararla aslında sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) tanınmış, bir siyasi partinin iç işleyişini düzenleyen, bir çeşit kapatma kararına imza attılar. Bu kararın hem siyaseten hem hukuken farklı okumaları var. 47 yıl sonra birinci parti olmuş CHP’nin yönetimini değiştirdiniz ve 13 yıl bir başarıya imza atmamış yönetimi geri getirdiniz. Delilsiz bir başvuru yaptınız ve bir yandan muhalefet partisini yüzde 2’lere indirdiniz. Bu aşamada yeni bir parti kuruluyor ve ana muhalefet partisi oluyor. Ama bu ana muhalefet partisi örneğin sandık görevlisi veremeyecek. Dolayısıyla AİHM'e gidilmesinin aslında temel sebeplerinden bir tanesi hukuki değil siyasidir. Burada hak ihlali var. Hak ihlali dediğimiz şey sadece kişinin özgürlüğünden alıkonulması değil, bu da bir hak ihlali. Hem de Anayasa ile tanımlanmış siyasi partilere yönelik bir hak ihlali. Dolayısıyla en temel sebeplerden bir tanesi bu.”

İç hukuk yolları tartışması ve seçim yeterliliği riski

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuru öncesinde iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmemesi gerektiği konusu parti içinde iki farklı görüşün oluşmasına neden oldu. YENİ Parti kurmayları, AİHM'in geçmiş kararlarında her iki yönde de emsal bulunduğunu ancak mevcut durumda beklemenin siyasi maliyetinin yüksek olacağını vurguladı. Özellikle yaklaşan olası erken seçimlerde partinin seçime girememe riski, acil başvuru kararının ana gerekçelerinden biri olarak gösterildi.

Kurmaylar, iç hukuk yolları konusundaki ikilemi ve AİHM sürecinin kapsamını şöyle açıkladı:

“Neticede AİHM'in vereceği karar, sonucu etkilemeyecek. Biz şimdi YENİ Parti’nin kurultay başvurusunu yapacağız. 14-15 Kasım'da kurultayı yaptıktan sonra, altı ay geçmesini bekleyeceğiz seçim yeterliliği için. Bu süreçte bir erken seçim olması durumunda YENİ Parti seçime giremeyecek. Bu da bir hak ihlali baktığınızda. Yani dolayısıyla CHP'ye verilmiş mutlak butlan kararı, aslında Türkiye'de sadece CHP değil, siyasi partilerin hepsini etkileyecek bir hak ihlali. Bizim AİHM başvurumuz tam anlamıyla bu kapsamda olacağından iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini düşünmüyoruz. Tabii AİHM'in de düşündüğü kıymetli. Geçmiş kararları araştırdığımızda iki farklı görüş var: İç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini düşünen ekip de var, düşünmeyen de var.”

"Mahkemelerin böyle bir yetkisi yok"

YENİ Parti'nin bu hamlesi, bazı çevrelerce "mutlak butlan kararını gündemde tutmak" veya "CHP liderliğini geri almak" olarak yorumlanabiliyor. Parti yönetimi ise bu eleştirileri reddederek, meselenin kişisel hesaplaşmalardan ziyade anayasal bir hak arama mücadelesi olduğunu savunuyor. Yetkililer, mahkemelerin siyasi parti yönetimine müdahale yetkisinin bulunmadığını, bu yetkinin sadece Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait olduğunu hatırlattı.

Eleştirilere yanıt veren kurmaylar, demokrasinin işleyişi ve seçmenin iradesi açısından süreci şu sözlerle özetledi:

“Bu karar, Türkiye demokrasisine vurulan bir darbe. Geçmişte parti kapatılıyordu. Onu da böyle nitelendiriyorduk. Kapatmakla partinin yönetimini değiştirmek arasında nasıl bir fark var? Teknik olarak da yok, siyasi olarak da fark yok. Anketlerde Türkiye'nin birinci partisi olarak devam eden CHP’yi, mutlak butlan kararıyla yüzde 2’lere düşürdüler. Ne farkı var kapatmaktan? Dolayısıyla bu CHP’yi geri bırakamamak değil, Türkiye demokrasisi için hak aramaktır. Bugün CHP’ye, yarın başka bir partiye yapılır bu. Mahkemelerin böyle bir yetkisi yok. Bu yetki Anayasa ile sadece AYM ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tanınmış. Dolayısıyla ‘CHP’yi geri alalım’ gibi bir motivasyonla değil, Türkiye demokrasisi için hak aramak amacıyla hareket ediyoruz. Bu hakkı elbette biz arayacağız. Çünkü seçmen, ‘Bizim hakkımızı siz koruyun’ diyor. Hala birinci parti yapıyor. Mesele partinin isimlerinden daha ziyade seçmenin kimi yetkilendirmeye niyet ettiği meselesidir. Seçmen şu anda bizi yetkilendirmeye niyetli, biz de o seçmen için hak arıyoruz. Bu CHP değil, Türkiye demokrasisi için bir başvuru olacak.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız