İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun “basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşmasının birinci günü bugün, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'ndeki 1 no’lu duruşma salonunda görüldü.
Duruşmayı, 30 baro temsilcisi ve 17 uluslararası hukuk birliği, gözlemci olarak takip etti.
Duruşmayı, 83 farklı ülkenin hukukçularını temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin, aralarında çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu temsilcileri bizzat gözlemci olarak takip etti.
Mahkeme salonunda bulunan uluslararası barolar şu şekilde:
Almanya Federal Barosu, Almanya Barolar Birliği, Berlin Barosu (Almanya), Karlsruhe Barosu (Almanya), Brüksel Barosu (Belçika), Charleroi Barosu (Belçika), Liége-Huy Barosu (Belçika), Bulgaristan Yüksek Baro Konseyi, Sofya Barosu (Bulgaristan), Haskovo Barosu (Bulgaristan), Paris Barosu (Fransa), Marsilya Barosu (Fransa), Lyon Barosu (Fransa), Bordeaux Barosu (Fransa), Lille Barosu (Fransa), Toulouse Barosu (Fransa), Montpellier Barosu (Fransa), Rennes Barosu (Fransa), Grenoble Barosu (Fransa), Hauts-de-Seine Barosu (Fransa), Saine-Saint-Denis Barosu (Fransa), Amsterdam Barosu (Hollanda), Rotterdam Barosu (Hollanda), İspanya Ulusal Barolar Konseyi, Cenevre Barosu (İsviçre), Bologna Barosu (İtalya), Brescia Barosu (İtalya), Torino Barosu (İtalya), Norveç Barolar Birliği ve Polonya Baro Konseyi.
Ayrıca duruşmada yer alan hukuk birlikleri ve dernekler de şu şekildeydi:
Berlin/Hamburg Ceza Savunma Dernekleri Organizasyon Ofisi, Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Derneği (RAV), Fransa Baro Başkanları Konferansı, Fransa Ulusal Barolar Birliği (CNB), Avukatlar İçin Avukatlar (L4L), Sınır Tanımayan Savunma – Dayanışma içinde Avukatlar (DSF-AS), Uluslararası Avukatlar Birliği – Hukukun Üstünlüğü Enstitüsü (UIA-IROL), Tehlike Altındaki Avukatlar İçin Uluslararası Gözlemevi (OIAD), Avrupalı Demokrat Avukatlar (AED/EDL), Hollanda Sosyal Avukatlar Birliği (VSAN), Ortak Hukuk Geleneğine Sahip Uluslararası Barolar Konferansı (CIB), Avrupa Barolar Federasyonu (FBE), Belçika Fransızca ve Almanca Konuşan Barolar Birliği (OBFG), İsviçre Demokratik Hukukçular Birliği (DJS), Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları İçin Avukatlar Birliği (ELDH), Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) ve İtalyan Ceza Avukatları Odaları Birliği Tehdit Altındaki Avukatlar Gözlemevi (UCPI).
11:00 başlayan duruşmada İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, Başkan Yardımcısı Av. Rukiye Leyla Süren, Genel Sekreteri Av. Hürrem Sönmez, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ahmet Ergin, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Metin İriz, Av. Mehmedali Barış Beşli, Av. Yelde Kocak Urfa, Av. Fırat Epözdemir, Av. Ezgi Şahin Yalvarıcı, Av. Ekim Bilen Selimoğlu ve Av. Bengisu Kadı Çavdar ile müdafileri hazır bulundu.
“SANIKLAR HAKKINDA DAHA AĞIR CEZAYI GEREKTİREN ‘PROPAGANDA’ SUÇUNDAN” CEZA İSTENDİ
Duruşma savcısı, celse arasında verdiği esas hakkında mütalaasını tekrar ederek, Kaboğlu ve yönetim kurulu için sadece “basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” suçundan hapis cezası istedi.

Savcılık mütalaasında, “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçunun da işlendiğini belirterek “suçların birlikte işlenmesi suretiyle birden fazla kanun maddesinin ihlal edilmesine rağmen, sanıkların eyleminin tek olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü gereğince, sanıklar hakkında daha ağır cezayı gerektiren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği değerlendirilmiştir” ifadelerini kullandı.
Mütalaada yer alan ifadelerin tamamı ise şu şekilde:
“Eylemlerinde Terörle Mücadele kapsamında güvenlik güçleri tarafından etkisiz hâle getirilen terör örgütü üyelerine yönelik faaliyeti savaş suçu olarak değerlendirdikleri, PKK/KCK/YPG/YDG-H silahlı terör örgütünün nihai amacı olan bölücülük faaliyetini bilinçli olarak hem meşru gösterme hem de yayma amacı taşıdıkları, öldürülen terör örgütü mensuplarından çatışma bölgesinde katledilen gazeteci olarak bahsedilmesinin örgüt üyeliğini özendirici mahiyette olduğu, bu suretle terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstererek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde basın ve yayın yoluyla propaganda yaptıkları, bu nedenle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 (1. ve 2. cümle) maddelerinde düzenlenen Basın ve Yayın Yoluyla Terör Örgütü Propagandası Yapma suçunu işledikleri;
ayrıca toplumun genelini ilgilendiren ve kamuoyu tarafından yakından takip edilen terörle mücadele faaliyetleriyle ilgili olarak, devletin kurum ve organları tarafından terör örgütü mensubu olmalarına rağmen gazeteci olarak tanıtılan Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledildiği yönünde, ülkenin iç ve dış güvenliği ile kamu düzenine ilişkin gerçeğe aykırı bilgilerle halkı yanıltarak algı oluşturmaya, devletin kurum ve organlarına duyulan güveni zedelemeye ve halk arasında endişe yaratmaya yönelik saikle hareket ettikleri, bu itibarla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 217/A ve 218. maddelerinde düzenlenen Basın ve Yayın Yoluyla Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma suçunu da işledikleri anlaşılmıştır.
Belirtilen suçların birlikte işlenmesi suretiyle birden fazla kanun maddesinin ihlal edilmesine rağmen, sanıkların eyleminin tek olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü gereğince, sanıklar hakkında daha ağır cezayı gerektiren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle sanıklar İbrahim Özden Kaboğlu, Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekim Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar’ın iştirak hâlinde gerçekleştirdikleri eylemlerine uyan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 (1. ve 2. cümle) maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiği...”
Duruşma, İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulunun mütalaaya karşı savunmalarıyla devam ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: