Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu üyeleri, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İzmir Bölge Müdürlüğü binası önünde bir araya gelerek açıklanan yıllık enflasyon verilerini protesto etti. Platform adına basın açıklamasını okuyan Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin, kurum tarafından paylaşılan rakamların sahadaki hayat pahalılığı ile örtüşmediğini kaydetti.
KESK İzmir Şubeleri adına yapılan basın açıklamasını BES İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin okudu.
Basın açıklamasında, TÜİK verilerinin gerçek hayatla örtüşmediği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
"TÜİK’e göre aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89, yıllık enflasyon yüzde 30,89, son altı aylık enflasyon yüzde 12,2, kira artışlarında esas alınan 12 aylık ortalama enflasyon ise yüzde 34,88 olmuştur. Bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki bu verilerin yaşadığımız gerçek enflasyonla hiçbir alakası yoktur. Nitekim İstanbul Ticaret Odası 4 gün önce yıllık enflasyon yüzde 37,68 olduğunu açıklamıştır. Bugün açıklanan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre ise enflasyon aylık yüzde 2,11 yıllık ise yüzde 56,14 artmıştır. Şimdi buradan işçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna soruyoruz: TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? Hükümet sözcüleri 'enflasyon düştü' diyor. Peki, sizin enflasyonunuz düştü mü?
"Asgari ücret ve maaşlar enflasyonun gerisinde kaldı"
TÜİK verilerine göre asgari ücret artışı TÜİK enflasyonun bile altında kalmıştır. Bilindiği üzere 2024 yılında resmi enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmıştı. Buna rağmen 2025 yılı asgari ücretini bunun yaklaşık 15 puan altında, yüzde 30 artırdılar. TÜİK bugün 2025 yılı enflasyonunun yüzde 30,89 olduğunu açıkladı. Ama asgari ücreti 10 gün önce yüzde 27 artırarak, açlık sınırının altında tuttular. TÜİK’in gerçekleşen enflasyon verileri dahi temel alınmış olsaydı bugün asgari ücretin 32 bin 165 lira olması gerekiyordu. Dolayısıyla TÜİK’in sahte enflasyon verilerine göre bile her asgari ücretlinin aylık 4 bin 100 lirasına, yıllık ise 49 bin 200 lirasına, yani yaklaşık 2 aylık ücretine el konulmuştur."
“Kamu emekçileri ve emeklileri 2026 yılına ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyor"
Açıklamada, bu düzende herkesin kayıplarının arttığı belirtilerek, TÜİK verilerine göre SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıklarının sadece yüzde 12,2 artacağı, kamu emekçileri ve emeklileri için ise yüzde 6,85 enflasyon farkı doğduğu belirtildi ve şunlar kaydedildi:
"Bu farka Hakem Kurulu dayatması ile biten son ‘toplu sözleşmeye’ göre yapılacak artışı da yani yüzde 11 artış ve taban maaşlarda bin lira artışı eklediğimizde maaşlarımız ocaktan itibaren ortalama sadece yüzde 20 artacaktır. Öte yandan ‘enflasyon farkı’ adı geçtiğimiz altı ay yaşanan enflasyondan doğan farktır. Dolayısıyla kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026 yılına aslında ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyoruz. Buna karşın kira, ulaşım, gıda başta olmak üzere temel giderlerimizdeki artışlar maaş artışımızı katlamakta, dolayısıyla reel gelirimiz hızla buharlaşmaktadır."
Temel harcamalardaki artışların maaş zamlarını katladığına dikkat çekilen açıklamada, 1 Ocak’tan itibaren toplu taşıma ücretlerine yüzde 35, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerine yüzde 30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama yüzde 22, MTV ve damga vergisine yüzde 19 zam yapıldığı anımsatıldı. Kontrat süresi dolanların kirasının bu aydan itibaren yüzde 34,88 artacağına dikkat çekilen açıklamada, "Bugün 55 bin lira maaş alıp bunun 25 bin lirasını kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı ocak ayında 65 bin TL olacak. Ama kirası 33 bin 720 TL’ye çıkacak. Yani cebine giren maaş zammının neredeyse tamamı kiraya gidecek. Bırakalım eti, süt ürünlerini, yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile azalmıştır. Bundan bir yıl önce en düşük memur maaşı ile tanesi 10 liradan 4 bin 370 adet ekmek alınıyordu. Ekmek fiyatı 1 Ağustos’tan itibaren 15 liraya çıktı. Bugün açıklanan TÜİK enflasyon verilerine göre en düşük memur maaşı ile 4 bin adet ekmek alınacak. Bu durumda en düşük maaş alan memurun sofrasından aylık 370 adet, günlük 12 adet ekmek kesilecek. Üstelik ekmeğe zam kapıdadır.
"2026'yı yıkım yılına çevirmek istiyorlar"
2024 yılını ‘emekli yılı’ ilan etmişlerdi. Ama emeklileri kuru ekmeğe muhtaç hale getirdiler. On binlerce emekliyi ucuz otel köşelerinde, otogarlarda yaşamaya sürüklediler. 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan ettiler. Ama milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. Çağdaş dünya ülkelerinde asgari ücret hesabında, işçinin ailesinin giderleri de temel alınıyor. Ama 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan edenler asgari ücreti belirlerken işçinin tek başına temel giderlerini dahi yok saymıştır. Her iki işçiden birinin aldığı asgari ücret tarihimizde ilk defa kasım ayı açlık sınırının dahi altında kalmıştır. 2026 yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek istiyorlar. ‘Sefalete, köleliğe alışın’ diyorlar. Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. ‘Kaynak yok’ dediler. Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil, bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor.
14 Ocak’ta iş bırakma çağrısı
Bizler KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak buradan haykırıyoruz. Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık. Alışmayacağız. Çünkü bizler biliyoruz ki alışmak kanıksamaktır, kabullenmektir. Bugün açıklanan TÜİK verileri ile ortaya çıkmıştır ki Hakem Kurulu dayatması ile biten toplu sözleşme hükümsüz hale gelmiştir. Toplu sözleşmenin gerçek bir toplu sözleşme olacak şekilde yenilenmesi ve bu dönem içerisinde hak kayıplarımızın daha da büyümemesi için maaşlarımızda ek zam yapılmalıdır. Aksi durum kamu emekçilerini açlık sınırına yaklaşması anlamına gelir. Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik dayatan bu düzeni kabul etmiyoruz. Bunun bir adımı olarak 14 Ocak Çarşamba tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız. Bunun için tüm konfederasyonları, sendikaları, kamu emekçilerini; en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli istihdam, güvenli gelecek; demokratik adil bir çalışma yaşamı, halktan yana bir kamu hizmeti, grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı gerçek bir toplu pazarlık sistemi için birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye, 14 Ocak’ta hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya çağırıyoruz."
Yorumlar
Kalan Karakter: