25 Temmuz 2026 tarihinde Sarıyer Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Üye Katılım Töreni'ne para karşılığında insan taşındığına dair belgelerin ortaya çıkmasının ardından yaşanan skandal yeni boyut kazandı. BirGün gazetesi muhabiri Ebru Çelik'in boş salonun doldurulması amacıyla kişilerin parayla getirildiğini belgelemesinin ardından CHP yönetimi önce iddiaları reddetmiş, ardından girişimin kendileri tarafından yapılmadığını öne sürmüştü.
Olayın en çok tartışıldığı dönemde CNN Türk canlı yayınına katılarak figüranları gönüllü olarak getirdiğini savunan MERS Ajans sahibi Ömer İne, aradan geçen sürede ödeme alamadığını belirterek iddialar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. İne, Samet Özkaş ile yaptığı görüşmeleri ve mesajlaşmaları kamuoyuyla paylaşarak sürecin perde arkasını anlattı.
İne, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Etkinlik öncesinde Samet Özkaş benimle iletişime geçti. Kalabalık yardımcı oyuncu/figüran talebinde bulundu. Sorum üzerine talebin CHP’den geldiği yanıtını verdi. Bu doğrultuda önce en az 100 kişi temin etmeye çalıştım. Daha sonra talep edilen figüran sayısı artırıldı. Hatta o gün bir dizi çekim iptal edildi, o sette çalışacak kişiler de CHP etkinliğine yönlendirildi. Kültür merkezinde en az 250 figüran vardı.”
CNN Türk yayınındaki yalan beyan itirafı
Skandalın üzerinden yaklaşık bir ay geçtikten sonra konuşan İne, daha önce televizyon ekranlarında yaptığı açıklamaların baskı sonucu yapıldığını ve bunun karşılığında vaat edilen ödemenin gerçekleşmediğini dile getirdi. Ajans sahibi, figüranlara yapılan ödemeleri kendi cebinden karşılamak zorunda kaldığını ve bu nedenle borçlandığını belirtti.
İne, yaşadığı mağduriyeti şöyle aktardı:
“Figüran götüren 3 ajans olarak CHP’den ödemelerimizi alamadık. O dönem Samet Özkaş, “CNN programına çıkın ve “Gönülle olarak figüran getirdim” deyin ardından ödemeler yapılacak” denildi. Bu nedenle kamuoyuna ‘gönüllü olarak figüran getirdim’ açıklaması yaptım. Ancak aradan bir ay geçmesine rağmen ödemeler gelmedi. Organizasyona getirdiğimiz figüranlara kendi cebimizden para verdik, hatta bankalara borçlandık. Bazı figüran arkadaşların da maalesef ödemesini yapamadık.”
Paylaşılan mesajlaşmalarda, etkinlik sırasında katılımcılara simit ve poğaça dahi alınmadığı, yemek taleplerinin karşılanmadığı görülüyor. İne'nin "Millet yemek soruyor" şeklindeki uyarısına rağmen organizasyon tarafından yeterli destek verilmediği, ödeme eksiklikleri nedeniyle gerilimin arttığı yazışmalardan anlaşılıyor. Samet Özkaş'ın "İbana atılacak" ve "Bekle" gibi yanıtları, ödemelerin zamanında yapılmadığını gösteriyor.
İne, mesajlarında Samet Özkaş'a yönelik tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“Samet beni ilgilendirmez, bana atma. Bu adam benim adamım değil. Her kanala, halka yalan ifade verdim sizin yüzünüzden. Ben paramı istiyorum. Bana CHP’den paramı alacağımın garantisini getirmezsen beni ne ara ne de bu muhabbetlere sok./ Benden hem faturasız olmasını istedin hem de nakit dedin. CHP bu işi istiyor dedin. Ben paramı istiyorum.”
Skandala ilişkin bir diğer detay ise imzalanan gizlilik sözleşmesinde ortaya çıktı. Sözleşmenin "Gönüllülük ve Rıza Beyanı" başlıklı bölümünde, katılımcıların organizasyona tamamen kendi hür iradeleriyle katıldıkları belirtilirken, etkinlik sırasında edinilen stratejik ve lojistik bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmaması şartı koşuldu.