weather
26°
Gerçek Haberci Siyaset Dem Parti'den fon krizi çıkışı: Bu durum zamanın Susurluk'u

Dem Parti'den fon krizi çıkışı: Bu durum zamanın Susurluk'u

Dem Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, sermaye piyasalarındaki gelişmeler için Meclis araştırma komisyonu kurulmasını isterken Ak Parti grubunun buna karşı çıktığını savundu.

5 Dakika
Okunma Süresi
Dem Parti'den fon krizi çıkışı: Bu durum zamanın Susurluk'u

Tbmm Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bilgilendirmesinin ardından söz alan Dem Parti Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, portföy yönetim şirketlerinin mali büyümesindeki sıçramaya ve yetkili makamların süreçteki uyarılarına dikkati çekti.

Koçyiğit, fonlardaki artışın ani olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu şirketler birdenbire mi ortaya çıktılar? Hayır, bu şirketlerin hiçbirisi birdenbire ortaya çıkmadı. Bakın, bu şirketlerin büyüklüğü Kasım 2025'te 297 milyar lira civarındaymış. Eylül 2026'da 200 milyar lirayı geçmiş. Yani tam 3 katı, 10 ayda 3 katına çıkmış. Peki bu arada uyarılar da yapılmış ama uyarılara rağmen yaklaşık 525 milyar daha sisteme girmiş. Yani 525 milyarlık daha kişi girmiş demiş bunlar yükseliyor. Şimdi bakın, 4 Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanı demiş ki: 'Bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını, mevduatta eksik olduğunu' söylemiş. Yine Spk başkanı: 'Hepsini tespit ediyoruz' demiş. Kriz ne zaman başlamış 2026'da başlamış. Aradaki sürede ne yapmış? Maliye Bakanı ne yapmış? Spk ne yapmış? Bddk ne yapmış? Hiçbir şey yapmamışlar.”

Eski bakanın işlemi ve denetleme kurulu eleştirisi

Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın fondaki işlemlerine tepki gösteren Koçyiğit, mağduriyete yol açan süreci ve Devlet Denetleme Kurulu'nun (Ddk) konumunu sorguladı.

“Bugün ifadesi alındı: Fatma Betül Sayan Kaya. Kendisi herhalde gerçekten piyasadan çok iyi anlayan biri. Çünkü 163 milyon lirasını krizin patlamasından hemen önce yatırıyor ve 2 milyon 173 bin liraya çıkınca da daha sistem kriz vermeden pat bir vahiy geliyor, diyor ki: 'Çek paranı, burada fonlar patlayacak' ve hemen parayı çekiyor, alıyor, cebine koyuyor. Sonuç, işte bu 500 bin insanın mağduriyetine yol açıyor. Günler sonra muhalefetin bu konudaki direnişi ve tutumu nedeniyle bu sabah lütfetmişler, ifadesine başvurmuşlar.”

Koçyiğit, Ddk başkanının İstanbul Borsası Yönetim Kurulu üyeliğine de değinerek şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı'na sormak istiyorum: Devlet Denetleme Kurulu'nu yetkilendirdiniz bu süreçte. Peki Devlet Denetleme Kurulu'nun başkanının aynı zamanda İstanbul Borsası'nın yönetim kurulu üyesi olduğunu biliyor muydunuz? Ne yaptı? İstanbul Borsası Yönetim Kurulu'ndan istifa etti. Oysa ki, Devlet Denetleme Kurulu'ndan istifa etmesi gerekiyordu. Dünden beri burada grubu bulunan bütün muhalefet partileri diyoruz ki, 'Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulsun ve Meclis sürece el koysun'. Dün burada karar yeter sayısıyla Ak Parti grubu Meclisi kapattı. Niye Meclis araştırma komisyonu açılmasını istemiyorsunuz? İşte bu fon krizi zamanın Susurluk'u gibidir.”

Ödeme planındaki belirsizlik ve yolsuzluk endeksi

Mağduriyetlerin giderilmesi adına sunulan ödeme takvimindeki belirsizliklere işaret eden Koçyiğit, zarar tespiti yöntemlerinin şeffaflığını istedi.

“1 milyon olanları ödeyeceğiz diyorsunuz ama yatırımı 1 milyonun üstünde olanların da 1 milyonunu ödeyeceğiz, geri kalanı da 5-6 ay içerisinde vereceğiz. Şimdi hem diyorsunuz ki, 'ekim ayı içerisinde paralarını vereceğiz', 'toplam tasfiye süreci 5-6 ay bulur'. Bunun kendisinin bir açmaz ve sorun alanı olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu manipülasyon nedeniyle elde edilen zarar ile piyasa yapıcıların ya da piyasa nedeniyle oluşan zararı nasıl tespit edeceksiniz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım? Net yatırım tutarının hangi yöntemle hesaplandığını da kamuoyuna açık ve şeffaf bir şekilde söylemeniz gerekiyor. Zamanında da bilirsiniz, banka vurgunları oldu, bankaları hortumladılar, zararı kamulaştırdılar. Bugün de aynı riskle karşı karşıyayız. O nedenle, birilerinin cebine giren parayı biz işçinin, çiftçinin, yoksulun ödemesini istemiyoruz.”

Dem Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise yolsuzluğun boyutlarına ve Türkiye'nin uluslararası endekslerdeki konumuna değindi.

“Ya 20 milyar dolar ekonomik yansımalarını hesaba kattığımızda olay çok daha vahim bir yerde. 3 Y ile geldiniz. Dediniz ki: 'Biz yasaklarla, yoksullukla ve yolsuzlukla mücadele edeceğiz'. Yoksulluğa gelince ülkenin yüzde 80'i yoksul. Sizin o çok maharetli Tüik'iniz bile bunu saklayamıyor. 'Yolsuzlukla mücadele' diye geldiniz. 2013 yılında yolsuzluk algı endeksinde 63. sıradaymışız. Masayı devirdiniz, 2026 yılına geldiniz, yolsuzluk algı endeksinde 124. sıraya yükseldik. Bu yükselme gurur duyacağınız bir yükselme değil. Bu ne denli yolsuzluk batağına battığımızı bize gösteren bir endeks”

Kayıt dışı ekonomi ve yürütülen soruşturmalarla ilgili değerlendirmede bulunan Temelli, “Bir kere dünyada en fazla kayıt dışılığın yaşandığı bir ülke burası. Türkiye ekonomisinin ne kadarı kayıt dışı? Vallahi bazı hesaplamalara göre yüzde 25'i. Bu yüzde 25'in de nereden baksanız yüzde 10'u kara ekonomi. Yani yaklaşık yılda 160 milyar liralık bir para dönüyor bu piyasada. Bu kadar dev fonla nasıl baş edersiniz?” dedi.

Servet adaletsizliği ve borsa yatırımcısı sayısı

Servet dağılımındaki dengesizliğe ve borsa yatırımcısı sayılarına dikkati çeken Temelli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dünyada en büyük servet adaletsizliğinin yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz. Servet katsayısı yüzde 80 olmuş. Servetin neredeyse büyük bir kısmını nüfusun yüzde 10'u yutuyor. Nüfusun yüzde 50'si yoksullar, servetin sadece yüzde 4'ünü alıyor. Nüfusun en yüksek yüzde 10'luk kesimi servetin neredeyse yüzde 60-70'ini alıyor. Devasa bir adaletsizlik. Faize parasını yatırsa bu servet sahipleri, o parasını değerleyemeyeceğini bildiği için ne yapıyor? İşte fonlara gidiyor. Borsada 6.5 milyon insan var. İstanbul Borsası'nda 6.5 milyon insan olur mu? Kim bu insanlar? Bu kadar yatırımcısı olan bir ülke olabilir mi? Hayır. İnsanlar borsayı adeta bir kumarhaneye çevirmiş.

Sizin bütçelerinize baktık, geride bıraktığımız 24 bütçenin 24'ünde de sermayeyi korudunuz. 24 bütçenin 24'ünde de faiz yoluyla kaynak aktardınız, fonladınız. Sürekli bu fon mekanizmasının içinde kaldığımız için de zaten bu sorunları çözmemiz mümkün değil. Bugünden sonra eğer bu vaka, bu yaşananlar gerçekten artık bu konuda bir şey yapmak gerekliliğine dair bir atmosfer yaratmışsa o zaman yapılması gereken gerçekten ciddiyetle bir komisyon kurulmasıdır. Meseleyi ele alacak, değerlendirecek. Hem bu kurulları, hem bu kurumları, hem bu sistemi nasıl düzeltebiliriz diye gerçekten ciddi bir çalışma yapacak. Dem Parti olarak biz biliyoruz ki, bizim demokrasi mücadelemiz aynı zamanda demokratik bir ekonomi için, aynı zamanda işte bu yolsuzluklara, bu talana, bu rant anlayışına karşı bir mücadeledir.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız