Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Destici, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Terörün sona ermesinin en büyük arzuları olduğunu vurgulayan Destici, bunun yolunun örgüte hukuki imtiyaz tanımaktan değil, örgütü hukukun karşısında tamamen çaresiz bırakmaktan geçtiğini söyledi.
Destici, partisinin terörle mücadelede değişmeyen altı temel ilkesini sıralayarak başladığı konuşmasında, "Devletin ceza politikası, bir terör örgütünün fiili tercihine göre şekillendirilemez" ifadelerini kullandı. Anayasa'nın ilk dört maddesinin, üniter devlet yapısının, tek bayrak, tek dil, tek vatan ve tek millet anlayışının partileri açısından müzakereye kapalı olduğunu vurguladı.
Teklifin hukuki sakıncaları
Ceza hukukunun temel ilkelerine aykırılık taşıdığını savunduğu teklifle ilgili Destici, bireyin hukuki durumunun örgütün kolektif davranışına bağlandığını öne sürdü. Kişi pişmanlık göstermemiş olsa dahi, MGK kararı yayımlandığında düzenlemelerden yararlanabileceğini belirten Destici, şunları kaydetti:
"Teklif, meri hukukumuzdaki etkin pişmanlık kurumundan tam olarak bu noktada ayrılmaktadır. TCK madde 221, örgütten ayrılma iradesinin ortaya konulmasını, teslim olmayı, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermeyi, yani bireysel ve doğrulanabilir bir davranışı şart koşarken teklifteki çerçeve, hukuki sonucu bütünüyle örgütün kolektif tercihine bağlamaktadır."
Düzenlemenin genel af veya özel af kavramlarını kullanmadığını ancak sonuçlarının fiilen affa eşdeğer olduğunu ifade eden Destici, soruşturma ve kovuşturmanın ertelenmesi, süre sonunda düşme kararı verilmesi, tutukluluk ve adli kontrolün kaldırılması gibi mekanizmalara dikkat çekti. "Bir düzenlemenin adı değil, doğurduğu sonuç belirleyicidir" diyen Destici, Anayasa'nın 87. maddesindeki nitelikli çoğunluk şartının af sonucunun adı değiştirilerek aşılıp aşılamayacağına ilişkin anayasal bir soru doğduğunu dile getirdi.
İktidara yöneltilen sorular
Destici, teklifin sahadaki gerçekler görmezden gelinerek kurgulandığını savunarak, örgütün uyuşturucu ticareti ve haraç gibi finans kaynaklarından vazgeçip vazgeçmediğinden, Avrupa'daki propaganda faaliyetlerine, Kandil'deki militan eğitiminden yabancı devletlerin silah ve istihbarat desteğine kadar bir dizi soruyu iktidara yöneltti.
"Örgütün tamamen dağıldığı yönündeki soyut beyanlar tek başına hukuki güvence sayılamaz" diyen Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:
"BBP olarak dibini görmediğimiz suya girmeyiz. Bu süreci nihai bir tasfiye değil; kadrolarına hukuki güvence kazandırıp mücadeleyi meşru ve siyasi zemine taşıyacağı aşamalı bir esneklik stratejisinin başlangıcı olarak değerlendirdiğine dair emareler mevcuttur. 40 yıldır silah sıkmış birisi ne Meclis'e girebilir ne de devlet kadrosunda yer alabilir."
Mağdur vurgusu ve uluslararası karşılaştırma
Teklifin en büyük eksiğinin mağdurun metinde neredeyse hiç yer almaması olduğunu belirten Destici, kırk yılı aşkın mücadelede on binlerce şehit, gazi ve terör mağduru bulunduğunu hatırlattı. Mağdurların süreçte hiçbir usuli imkana sahip olmadığını, görüşünün alınmadığını ve tazmin mekanizmasının öngörülmediğini söyledi.
Karşılaştırmalı hukuktaki bütün ciddi örneklerde mağdur haklarının sürecin merkezinde yer aldığını dile getiren Destici, "Partimiz açısından bu, teklifin en ağır siyasi kusurudur. Şehit ailelerimizin adalet beklentisini göz ardı eden hiçbir düzenleme, adı ne olursa olsun, toplumsal mutabakata hizmet etmez ve tarafımızca kabul görmeyecektir" ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle mücadelede PKK'yı ezdiğini ve yok ettiğini kaydeden Destici, kanun teklifinin gerekçesinde bu üstünlüğün zımnen kabul edildiğini ancak metnin kurgusunun hukuki sonuçları itibariyle aynı sonuçları vermediğini söyledi. BBP'nin bu meseledeki duruşunun konjonktürel değil ilkesel olduğunu ve kuruluşundan bu yana değişmediğini vurgulayan Destici, "Şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve terör mağdurlarımızın hukuku her türlü siyasi hesabın üzerindedir" diyerek sözlerini tamamladı.