Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Özdağ, İçişleri ve Adalet bakanlıklarının değişmesine ilişkin, “Dün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uygun bir bakan ataması gerçekleşti" diye konuştu.
Ümit Özdağ, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın görevden alınmasında MHP'nin ısrarlı taleplerinin etkili olduğunu öne sürdü.
Atamaların hukuk devleti açısından olumsuz bir sürece işaret ettiğini savunan Özdağ, şunları söyledi:
"Bu değişiklikler bize düşman ceza hukuku uygulamalarının artarak devam edeceğini gösteriyor. Düşman ceza hukuku Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletine yapılan en büyük kötülüktür. Türk milletinin geniş kesimlerinin kendisini devletsiz yurttaş ya da ikinci sınıf yurttaş olarak algılamasına neden olan düşman ceza hukuku uygulamaları milli birliği tahrip etmektedir."
Türkiye’nin anayasa ve yasaların askıya alındığı bir dönemden geçtiğini ileri süren Özdağ, “Bu yönetimin inşasına katkı veren, destek olan veya susanlar, çocuklarına ve torunlarına övünebilecekleri bir miras bırakmayacaklardır.”
"DAĞ BAŞI MI BURASI?"
Özdağ, Ankara’da TÜVTÜRK istasyonunda darbedilerek hayatını kaybeden polis memuru Melih Okan Keskin olayına da değinerek, “Kamera kayıtlarına göre polis memurunu bir güruh üç farklı yerde acımasızca dövmüş. İlk olarak tesis içinde darp ediyorlar. İkincisinde bir TÜVTÜRK personeli rahmetlinin arabasına bilerek çarpıyor, araçtan inip ağır bir darbe indiriyor. Üçüncü saldırıda da 30 kadar TÜVTÜRK çalışanı bir kişiye saldırıyor. Dağ başı mı burası?” dedi.
Keskin’in silahını kullanmamasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Özdağ, İstanbul Esenyurt’ta yaşanan bir olayda ateş ettiği için gözaltına alınan polis örneğini hatırlatarak, "Polis başkalarının hayatını korurken silah kullanmak konusunda korkutulursa, tutuklanırsa o zaman yarın başka masum vatandaşları korumak gerektiği zaman silahını çekmez. Hatta kendi canını korumak için bile silahını çekmez" diye konuştu.
"HATAY’IN YARALARININ YETERİNCE SARILMADIĞINI GÖRDÜK"
6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı kapsamında Hatay’da dört gün boyunca bulunduklarını, 8 ilçeyi ziyaret ettiklerini anlatan Özdağ, "Ne yazık ki Hatay’ın yaralarının yeterince sarılmadığını gördük. Rezerv alan yasasıyla vatandaşın arazisinin elinden alındığını gördük. Riskli bölge denilerek kendi arazisi üzerinde inşaat izni verilmiyor, 20-30 kilometre ilerideki TOKİ evlerine yönlendiriliyorlar. On binlerce yurttaşımız hala konteyner kentlerde perişan durumda yaşıyor. Sadece Samandağ’da yedi binden fazla yurttaş konteyner kentte yaşamaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Hatay'da, altyapı sorunlarının devam ettiğini belirten Özdağ, “Uzun elektrik kesintileri devam ediyor. Şantiye elektrikleriyle şehir elektrikleri ayrılmamış. İnternet çekmiyor" diye konuştu.
TOKİ konutlarına ilişkin de konuşan Özdağ, "Anahtarı teslim etmek, evi teslim etmek anlamına gelmiyor. Anahtarı teslim ettikleri zaman kira yardımını durduruyorlar ama ev bitmemiş oluyor" dedi.
"DEPREME YÖNELİK ÇALIŞMA YAPMAYAN İKTİDAR, ONUN YERİNE BELEDİYELERİ SİLKELEMEYE DEVAM EDİYOR"
Özdağ, bazı belediye başkanlarının seçim sonrası partisinden istifa ederek AKP’ye katılmasına da tepki göstererek, şunları kaydetti:
"Depreme yönelik çalışma yapmayan iktidar ne yapıyor? Onun yerine belediyeleri silkelemeye devam ediyor. En son Keçiören Belediye Başkanı partisinden istifa etti ve 67 Belediye Başkanı partilerinden istifa ederek seçimlerden sonra AK Parti'ye katılmışlar. Halk onları seçmemiş. Halk, seçmen iradesini muhalefet lehine kullanmış. Bu kişilerin, bu Belediye Başkanlarının bugün Belediye Başkanlığında oturmalarının nedeni halkın iktidara olan öfkesini ifade etmesidir. Bu öfkeyi oya çevirip, bu oyla bu makama geldikten sonra bu oyları istismar ederek partisinden ayrılıp iktidar partisine gitmek, hiçbir belediye başkanına onur kazandırmaz. Evet, bir taraftan siyasette ahde vefa, seçmene karşı sorumluluk, etik davranış, güven kaybı süreçleri devam ederken, bir taraftan da hukuk devleti anlayışının nasıl ağır darbeler aldığını da görüyoruz. İşte Aydın Belediye Başkanı. Arkadaşlar, hakkında birçok yolsuzluk iddiası vardı Aydın Belediye Başkanı'nın. Şimdi iktidar partisinin bir üyesi ve hakkında hiçbir soruşturma yok. ‘Ya Silivri'ye gidersin ya istifa edersin’ denklemi önüne konuluyor ve bu da sonuç olarak siyasette büyük bir kirlenme yaratıyor. Hukuk katlediliyor, demokrasi yok ediliyor, Türkiye kan kaybediyor, Türkiye zaman kaybediyor, Türkiye geriye gidiyor, Türk milleti ayrışıyor, cepheleşiyor, kutuplaşıyor, öfke birikimi her geçen gün yükseliyor ve kamu düzeni bozulma eksenine giriyor. Bu zemin üzerinde giderken hukuk devletinin nasıl katledildiğini tekrar tekrar yaşıyoruz ve yapılan yeni atamalar, bakanlık atamaları hukuk devletinin önümüzdeki süreçte daha ağır darbeler alacağı işaretlerini veriyor."
"2 VERİ ARASINDA 367 BİN 546 FARK VAR, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN MEVCUDU KADAR"
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TÜİK ve Göç İdaresi'nin, Türkiye'de yaşayan yabanı nüfusa ilişkin verileri arasındaki farklara dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"TÜİK diyor ki Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus adrese dayalı verilere göre 1 milyon 519 bin 515’miş. Göç idaresi başkanlığı ise ikamet izinli yabancı sayısını 1 milyon 151 bin 969 olarak veriyor. 2 veri arasında 367 bin 546 fark var. Arkadaşlar, bu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcudu kadar. Türkiye’de bir ordu kaybolmuş haberimiz yok. İki devlet kurumunun vermiş olduğu rakamlara baksanıza. Yine çelişki bununla da sınırlı değil. Göç İdaresi Başkanlığı 2025 sonu itibarıyla geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısının 2 milyon 347 bin 756 olduğunu açıklamış. Peki bu veri doğruysa 1 milyon 195 bin 787 sığınmacı nerede ikamet ediyor? Hiç bilgi yok. Bunlar kayıt dışı mı? Kaçak mı? Afrikalı mı? Afgan mı? Özetle 15 yıldır bu ülke kontrolsüz bir demografik işgalle karşı karşıya ve bu Türkiye'ye zaman kaybettiriyor, para kaybettiriyor, güvenlik kaybettiriyor."
“MAHKEME MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E CEZA VERMİŞTİR"
Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi’nin, Özdağ'ın, Şeyh Said hakkındaki ifadeleri nedeniyle verdiği para cezasına ilişkin Özdağ, “Mahkeme Mustafa Kemal Atatürk'e ceza vermiştir. Mahkeme İsmet İnönü'ye ceza vermiştir. Mahkeme Mareşal Çakmak’a, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne ceza vermiştir” dedi.
"AK PARTİ İKTİDARI, CUMHUR İTTİFAKI, DEM İTTİFAKI SANDIĞA KESİN BİR ŞEKİLDE GÖMÜLECEK"
Ümit Özdağ, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Kabine değişikliğinin erken seçimin habercisi olup olmadığı yönündeki soruya Özdağ, şu yanıtı verdi:
“7 Kasım 2027'den önce seçim beklemiyoruz. İktidar ekonomik bir çöküş yaşandığı dönemde seçime gitmeyecek ama o tarihe kadar baskıları arttıracak ve enflasyonu düşürmek için emeklinin, dulun, yetimin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin gırtlağına basmaya devam edecek 2026 boyunca. 2027 başında ise büyük bir yüzde 200'lük zam gerçekleştirecek, kredi musluklarını açacak. Bunun için ihtiyaç duydukları parayı bir bölümünü köprüleri, yolları, otoyolları satarak, bir bölümünü para basarak oluşturacaklar. Umutları son 7-8 ayda oluşacak bu para dolaşımıyla piyasanın rahatlaması ve vatandaşın kendilerine kanarak oy vermesi üzerine kurulu olacak. Ancak vatandaş 9 yıldan beri fakirleşiyor, açlıkla mücadele ediyor. Bu son birkaç ayda yapılacak makyaj düzenlemelerinden dolayı oyunu değiştirmeyecek ve AK Parti iktidarı, Cumhur İttifakı, DEM İttifakı sandığa kesin bir şekilde gömülecek."
"SİYASİ BİRLİKTELİK OLARAK ORTAYA KOYMAK SİYASİ AHLAKLA İFADE EDİLEBİLECEK BİR ŞEY DEĞİL"
Özdağ, Hatay'daki anma programında Hüseyin Yayman’la beraber olan görüntüleri hakkında gelen soruyu ise şöyle yanıtladı:
"Bütün protokol, devlet protokolü kol kola girdi yası anmak için. Benim bir kolumda CHP Milletvekili vardı, diğer kolumda Hüseyin Yayman vardı. Bu kareyi çekip bunu bir siyasi birliktelik olarak göstermeye çalışmak, zavallılığın ötesinde bir şeydir. İnsanlar devlet protokolünde yas için bir araya geldiklerinde bunu bir siyasi birliktelik olarak ortaya koymak siyasi ahlakla ifade edilebilecek bir şey değil. Hüseyin Yayman'la da AK Parti iktidarının temsil ettiği, Cumhur İttifakı'nın temsil ettiği açılımla, Öcalan'la pazarlıklarla en sert mücadele eden parti Zafer Partisi ve o partinin genel başkanı da Ümit Özdağ’dır. Hayatında bir gün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanında, Türk polisinin, jandarmasının yanında, Güneydoğu Anadolu'da terörün en şiddetli olduğu ortamlarda, Batman'ın dış sokaklarında, Eruh'un köylerinde dolaşmayan, klavyeden vatanseverlik yapanların, Öcalan'la yapılan pazarlıklardan dolayı 5 ay hapiste yatan Ümit Özdağ'a, vatanseverlik öğretmeye, PKK ile mücadele öğretmeye hakları ve hadleri yoktur. Zafer Partisi, Türk milletine karşı yapılan emperyalist taarruz karşısında Türk milletinin son kalesi ve son siperidir, öyle olmaya da devam edecektir. Tekrar ediyorum, muhalif gibi görünüp, gerçek milli muhalefeti her fırsatta arkadan bıçaklamayı alışkanlık haline getirmiş olanların gerçek karakterlerini ve yapılarını da biliyoruz.”
Yorumlar
Kalan Karakter: