GÜLPERİ TİBİN/ GERÇEK HABERCİ - Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2025 yılına ilişkin yıl sonu değerlendirme toplantısı düzenledi. Ayrıca toplantıda, birliklerin 2026 yılına dair beklentileri de paylaşıldı. EİB Koordinatörü Jak Eskinazi, birlik başkanları ve basın mensuplarının katılımlarıyla gerçekleştirilen toplantıda, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, sektörün ihracatındaki yüzde eksi 49’luk orana ilişkin konuştu. Uygun, “Bugün burada sadece bir yılın bilançosunu açıklamıyoruz. Aynı zamanda Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün neden potansiyelinin altında kaldığını ve neden artık başka bir yola girmesi gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. 2024-25 hasat yılında, Türk zeytincisi, Tarım Bakanlığı verilerine göre, 750 bin ton Sofralık Zeytin ve 475 bin tonluk zeytinyağı üretti” dedi.
KURALLAR NET OLUNCA İHRACATÇI İŞİNİ YAPIYOR
Uygun, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Dünya üretiminde İspanya’nın ardından ikinci sırada oldu. Ama dünya zeytinyağı ticaretinden aldığımız pay sadece yüzde 3–4. 2024/2025 sezonu bize şunu net biçimde gösterdi: Türkiye zeytinyağında üretimde dünya ikincisi olabilir ama istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün hiçbir anlamı yoktur. 2025 yılında, Zeytinyağı ihracatımız, dünya fiyatlarındaki düşüşle birlikte değer bazında yaklaşık yüzde 65 gerileyerek 189 milyon dolar seviyesine indi. Bu gerilemenin nedeni üretim eksikliği değildir. Bu gerilemenin nedeni; belirsizliktir, öngörülemezliktir ve sık değişen uygulamalardır. Buna karşılık sofralık zeytinde rekor kırdık. 258 milyon dolarlık ihracatla tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Bu tablo bize çok net bir mesaj veriyor: Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor. Önümüzdeki 2025/26 sezonuna ilişkin göstergeler de belirsizliğin hâlâ sürdüğünü ortaya koyuyor.
HEDEF KALICI İHRACATÇI YAPISI
Sektöre dair projelerini ve hedeflerini de anlatan Uygun, şunları söyledi:
“UZZK’nın Ekim 2025’te paylaştığı rekolte tahminine göre 2025/26 sezonunda toplam zeytin üretiminin 2 milyon 450 bin ton, bunun 740 bin tonunun sofralık, kalan kısmın ise yaklaşık 310 bin ton zeytinyağı üretimine karşılık geleceği öngörülüyor. Ancak sahadan gelen değerlendirmeler; don ve kuraklık etkisi başta olmak üzere bölgesel riskler nedeniyle bu tahminlerin aşağı yönlü revize edilebileceğini, hatta bazı üreticilerin düşüşü %50’lere varan oranlarda beklediğini gösteriyor. Yani daha sezonun başlarında olmamıza rağmen rakamların tartışıldığı bir zemindeyiz; böylesi bir tabloda ihracat politikamızın sık değişmesi, sektörü gereksiz yere daha kırılgan hâle getiriyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği olarak biz bu dönemde sahadan çekilmedik. İki sene önce başlatılan ticaret heyetleri programlarına 2025 yılında ABD Los Angeles ve Kanada, Toronto’yu ilave ettik. Prestijli fuarlarda ve devam eden Turkish Tastes Turquality programıyla Türk zeytin ve zeytinyağının görünürlüğünü artırmaya devam ettik. 2026 yılına girerken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği olarak OLIVEtoLIVE UR-GE Projesi’ni başlatıyoruz. Bu proje, sadece bir ihracat destek programı değil; sektörümüzün dönüşüm projesidir. Kurumsallaşan, markalaşan, uzun vadeli düşünen ve dünya pazarlarında kalıcı olabilen ihracatçı yapısını hedefliyoruz.”
SEKTÖR YASAK DEĞİL, SÜREKLİLİK İSTİYOR
Uygun, açıklamalarını şöyle noktaladı:
“Aynı vizyonla, zeytin ve zeytinyağının kültürel ve tarihsel değerini anlatmak için başlattığımız Ulusal Fotoğraf Yarışmamızı 2026 yılında ikinci kez düzenliyoruz. Çünkü bu ürün sadece bir tarım ürünü değil; bu ülkenin hafızasıdır, emeğidir, kimliğidir. Ayrıca, 2026 yılı içerisinde 1 adet ticaret heyeti daha organize etmeyi planlıyoruz. Ama açık söyleyelim: Projelerle gidilebilecek yol sınırlıdır. Asıl farkı kamu politikaları yaratır. Biz tanıtım yaparız. Biz pazar buluruz. Biz marka yaratmak isteriz. Ama bunun için istikrar gerekir. Türkiye zeytin ve zeytinyağında artık karar vermelidir: Ya sadece büyük bir üretici olarak kalacağız, ya da dünya raflarında kalıcı bir marka ülkesi olacağız. Sözlerimi şu cümlelerle bitirmek istiyorum: Bu sektör ayrıcalık istemiyor; tutarlılık istiyor. Yasak değil, süreklilik istiyor. Dökme ihracatı konuşurken, ambalajlı ihracatı gerçekten teşvik eden mekanizmalar görmek istiyor. Üreticinin, ihracatçının ve markalaşmanın aynı anda ayakta kalabildiği bir yapı istiyor. Geçici çözümler değil, kalıcı politikalar istiyor.”
Yorumlar
Kalan Karakter: