AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üye ülkelere hitap etti. Erdoğan, konuşmasında Gazze'deki son durumu, Kıbrıs meselesini ve Avrupa ile olan ilişkileri ele alırken, uluslararası sistemin mevcut yapısının yetersiz kaldığını sert bir dille ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e teşekkür ederek başladığı konuşmasında öncelikli olarak Filistin konusuna değindi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a vize verilmemesine tepki gösteren Erdoğan, bu durumun vicdanları yaraladığını belirtti.
Erdoğan, Filistin halkının mücadelesini dünyaya duyurmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi:
“Sayın Abbas burada bizzat bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.”
Gazze'deki insani yıkım ve BM'nin etkisizliği
Konuşmasında Gazze'de yaşananlara geniş yer ayıran Erdoğan, son üç yılda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 174 bin kişinin İsrail'in saldırıları sonucu hayatını kaybettiğini aktardı. Saldırılarda uzuvlarını kaybeden çocukların tahtadan yapılmış protezlerle okula gitmeye çalıştığını anlatan Cumhurbaşkanı, Gazze'nin dünyanın en büyük çocuk kabristanı haline geldiğini kaydetti.
Erdoğan, ateşkes dönemlerinde bile can kayıplarının sürdüğünü hatırlatarak BM'nin barış ve güvenliği koruma görevini yerine getiremediğini savundu. Cumhurbaşkanı, kuruluşundan 81 yıl sonra teşkilatın kan kaybettiğini ve birçok ülke için hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi.
Erdoğan, BM'nin içinde bulunduğu durumu şu sözlerle özetledi:
“Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın, kimse gücenmesin, alınmasın. Bu Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Bu insani bir meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, merhamet, şefkat olan, insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz. Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur; bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler bu görevini icra edemez hale gelmiştir, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir. Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını BM'ye bağlamış olanlar derin bir hayal kırıklığı içindedir. Ama hatırlatmak isterim ki bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacaktır. Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki genel kurul temasını son derece isabetli buluyorum.”
Kıbrıs ve Avrupa vizyonu
Birleşmiş Milletler'e duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi için somut adımlar atılması gerektiğini belirten Erdoğan, 190'dan fazla ülkenin iradesinin beş ülkenin keyfine bırakılamayacağını vurguladı. Güvenlik Konseyi'nin "Dünya 5'ten Büyüktür" ilkesiyle reforme edilmesi gerektiğini tekrarlayan Cumhurbaşkanı, çocukların savaş uçakları yerine uçurtmaları görebileceği bir dünya özlemi dile getirdi.
Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı izolasyonun son bulması gerektiğini belirterek uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya davet etti.
Avrupa ile ilişkileri de değerlendiren Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinde bir istikrar adası olmaya devam ettiğini belirtti. NATO Zirvesi'nin başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında tutulduğu bir Avrupa'nın güvenli olamayacağını ifade etti.
Erdoğan, Avrupa Birliği ile geleceği şekillendirecek stratejik vizyonlarının aynı olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güçlü, daha güvenli olması açık söylüyorum mümkün değildir. Biz Avrupa Birliği ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz. Aynı vizyonu Birlik'ten de bekliyoruz.”