İnsanlığı kaybettiğimiz yıllardayız.
Gün geçmiyor ki ülkemde, Amerikan filmlerini aratmayan
görüntüler olmasın. Vurdulu, kırdılı sahneler, adım başı tecavüze uğrayan
öldürülen kadınlar, çocuklar, siyasi cinayetler, iç çatışmalar.
Ve insanlar, rollerine öyle çok adapte olmuşlar ki yürekleri
kas katı, vicdanları metanetin en hasıyla dolup taşmış.
Şeytanın ve çocuklarının yönettiği film çekimlerinin gerçekleştiği
yer ise din ve siyasetin satıldığı pazar yeri.
Şimdi bakışlarımızı asıl çevirmemiz gereken yere, gerçeklere
çevirelim.
Yakın zamanda maliyeti düşürmek adına alınmayan önlemler
yüzünden yüzlerce madencinin hayatını kaybettiği büyük bir acı yaşadık.
Yangından kurtulan işçiler ar damarı çatlamış insanlığa Ocakta en az 700- 800
işçi var diye bas, bas bağırırken, körelmiş yüreklere üç yüz bir sayısı çoktan
belletilmiş hafızalarına kazınmıştı.
Dünyan gündeminde soma felaketi ilk sıralarda yer alırken,
biz olayı çoktan unutmuş Alevi Sünni çatışmasıyla meşgul olmaya başlamıştık
bile.
Ne gariptir ki kime sorsan herkes gerçek İslam hoşgörü
dinidir der.
Ve ne gariptir ki yaptığı ibadeti yedi düvele duyuran sözde
müslümanlar çürümüş beyinlerindeki kinle bunun gereğini yerine getirmez.
Biz değilmiydik yüz yıllardır alevi kardeşlerimizle aynı
topraklarda yaşayan, aynı bayrak için cephede omuz, omuza çarpışan, kız alıp
kız veren. Bizler et ve tırnak gibi değilmiydik?
Ne oldu da Allah’ın emirlerini göz ardı edip toplumsal
değerlerimizi ayaklar altında çiğneyen, bizi ayrıştırıp sonra şaşırtan, içimize
fitne, nifak sokarak milli beraberliğimizi bozanlarla iş birliği içinde olmaya
başladınız?
Kula kulluk etmekle
cennete girilmez efendiler.
Bırakın artık bu
lanet olası fırsatçılarla aynı filmde rol almayı. İnsan olmayı deneyin biraz,
ve Allah’tan ne ölçüde korktuğunuzu sorgulayın. Tekbirler eşliğinde insan
ayırımı yapıp öldürmeyi değil, Tekbirlerle insan sevmeyi öğrenin.
Gün geçmiyor ki ülkemde, Amerikan filmlerini aratmayan
görüntüler olmasın. Vurdulu, kırdılı sahneler, adım başı tecavüze uğrayan
öldürülen kadınlar, çocuklar, siyasi cinayetler, iç çatışmalar.
Ve insanlar, rollerine öyle çok adapte olmuşlar ki yürekleri
kas katı, vicdanları metanetin en hasıyla dolup taşmış.
Şeytanın ve çocuklarının yönettiği film çekimlerinin gerçekleştiği
yer ise din ve siyasetin satıldığı pazar yeri.
Şimdi bakışlarımızı asıl çevirmemiz gereken yere, gerçeklere
çevirelim.
Yakın zamanda maliyeti düşürmek adına alınmayan önlemler
yüzünden yüzlerce madencinin hayatını kaybettiği büyük bir acı yaşadık.
Yangından kurtulan işçiler ar damarı çatlamış insanlığa Ocakta en az 700- 800
işçi var diye bas, bas bağırırken, körelmiş yüreklere üç yüz bir sayısı çoktan
belletilmiş hafızalarına kazınmıştı.
Dünyan gündeminde soma felaketi ilk sıralarda yer alırken,
biz olayı çoktan unutmuş Alevi Sünni çatışmasıyla meşgul olmaya başlamıştık
bile.
Ne gariptir ki kime sorsan herkes gerçek İslam hoşgörü
dinidir der.
Ve ne gariptir ki yaptığı ibadeti yedi düvele duyuran sözde
müslümanlar çürümüş beyinlerindeki kinle bunun gereğini yerine getirmez.
Biz değilmiydik yüz yıllardır alevi kardeşlerimizle aynı
topraklarda yaşayan, aynı bayrak için cephede omuz, omuza çarpışan, kız alıp
kız veren. Bizler et ve tırnak gibi değilmiydik?
Ne oldu da Allah’ın emirlerini göz ardı edip toplumsal
değerlerimizi ayaklar altında çiğneyen, bizi ayrıştırıp sonra şaşırtan, içimize
fitne, nifak sokarak milli beraberliğimizi bozanlarla iş birliği içinde olmaya
başladınız?
Kula kulluk etmekle
cennete girilmez efendiler.
Bırakın artık bu
lanet olası fırsatçılarla aynı filmde rol almayı. İnsan olmayı deneyin biraz,
ve Allah’tan ne ölçüde korktuğunuzu sorgulayın. Tekbirler eşliğinde insan
ayırımı yapıp öldürmeyi değil, Tekbirlerle insan sevmeyi öğrenin.