weather
27°
Gerçek Haberci Siyaset Kılıçdaroğlu'ndan erken seçim çıkışı: Ülke yangın yeri, hangi seçimi yapacaksınız?

Kılıçdaroğlu'ndan erken seçim çıkışı: Ülke yangın yeri, hangi seçimi yapacaksınız?

Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine butlan kararıyla atanan Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da medya temsilcileriyle yaptığı görüşmede siyasi gündemin kritik başlıklarına dair değerlendirmelerde bulundu.

6 Dakika
Okunma Süresi
Kılıçdaroğlu'ndan erken seçim çıkışı: Ülke yangın yeri, hangi seçimi yapacaksınız?

Bilkent Otel'de gerçekleşen kahvaltı toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, erken seçim tartışmalarından yerel yönetimlerdeki istifalara ve Abdullah Öcalan'ın statüsü konusuna kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda yer verdi.

Erken seçim talebine sert tepki

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un erken seçim yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, parlamentonun şu an için böyle bir karara hazır olmadığını vurguladı. Mevcut ekonomik ve sosyal tabloyu "yangın yeri" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Ülke bu haldeyken, yangın yerindeyken hangi erken seçimi yapacaksınız? Ekonomiyi görüyorsunuz, fon vurgununu görüyorsunuz, yolsuzlukları görüyorsunuz, gelir dağılımındaki olağanüstü bozulmayı görüyorsunuz. Yoksulluğun artık yaygınlaştığını ve bir anlamda da kitleler tarafından kabul edildiğini görüyorsunuz. Hangi erken seçimi yapacaksınız ve hangi gerekçeyle yapacaksınız?”

Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının partisizleşerek istifa etmelerinin arkasında soruşturma endişesi yattığını belirterek, bu durumun seçmen nezdinde karşılık bulmayacağını ifade etti. Terörle mücadele sürecinin tamamlanması ve ekonominin düzeltilmesi öncelikli hedeflerin olması gerektiğini kaydeden CHP lideri, iktidarın başarısızlığı halinde seçimin kendiliğinden geleceğini sözlerine ekledi.

Mansur Yavaş'ın istifası ve siyasetçi duruşu

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa etmesine ilişkin soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bu gelişmenin üzüntü verici olduğunu ancak siyasetçinin eleştiriye katlanmak zorunda olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş'ın bağımsız olarak görevine devam ettiğini hatırlatarak, siyasetçilerin duygusal hareket etmemesi gerektiğini savundu:

“Mansur Bey'in istifası üzdü mü? Elbette üzülürüz. Mansur Bey Cumhuriyet Halk Partisi'nde birinci ve ikinci dönem Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyordu. Şimdi bağımsız olarak görevini sürdürüyor. Ama politikacıların bilmesi gereken bir gerçek daha var. Politikacılar her türlü sert eleştiriye katlanmak zorundadırlar. Bir eleştiri geldi diye duygusal hareket etmek doğru değildir. Benim düşüncem bu. O nedenledir ki milletvekillerine veya siyasilere yapılan sert eleştiriler dolayısıyla dava açılamayacağı yönünde birçok karar var. Siyasetçi buna göğüs germek zorundadır. Ya siyaseti bırakacaksınız veya bu eleştirilere katlanacaksınız.”

İmamoğlu ve ihraç süreçlerine ilişkin açıklama

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun neden ihraç edilmediği ve diğer belediye başkanlarına yönelik tutuklamaların siyasi boyutu sorulduğunda Kılıçdaroğlu, yargı kararlarının kesinleşmesini beklediklerini ifade etti. Tutuklama uygulamalarına karşı çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, sadece CHP'li belediyelere yönelik operasyonların adaletsiz bir mesaj taşıdığını dile getirdi:

“Sadece CHP'li belediyelere yönelik operasyon yapılması doğru değil. Yolsuzluk yapma iddiasıyla eğer yargı ya da güvenlik güçleri hareket ediyorsa burada parti ayrımı yapmaması lazım. Parti ayrımı yaparsa yolsuzluk olsa dahi en azından belli bir kitlenin kafasında soru işaretleri oluşturuyor. Neden buraya dokunulmuyor diye. Yolsuzluk yapanlar, yolsuzluk yapmayı sürdürenler Cumhuriyet Halk Partisi'nden derhal istifa etsinler, AK Parti'ye katılsınlar. Yolsuzluğu kim yaparsa üzerine gidilmeli. Yolsuzluk yapanın partisi olmaz.”

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu örneğinde mahkumiyetin kesinleşmemiş olmasının ihraç işlemi için engel teşkil ettiğini, geçmişte de benzer durumlarda beraat eden belediye başkanlarını ihraç etmediklerini kaydetti. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in durumu için ise iddianame çıkmadığını, bu nedenle net bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığını ancak tüm belediye başkanlarına eşit mesafede olunması gerektiğini vurguladı.

Öcalan'ın statüsü ve barış süreci

Abdullah Öcalan'a statü verilmesi tartışmaları ve silah bırakma komisyonunun çalışmaları hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, odak noktasının kişisel statüden ziyade sorunun çözümü olması gerektiğini belirtti. PKK liderinin geçmiş rolünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin iç barışı sağlaması için toplumsal bir çözüm arayışında olması gerektiğini şöyle anlattı:

“Bu tartışılıyor, böyle bir düşünce var mı yok mu bilmiyoruz. Sonuçta kendisi PKK'nın terör örgütünün uzun süre liderliğini yapan kişidir. Bir statü verilir mi verilmez mi onu bilmiyorum ama burada önemli olan kişiye statü verilmesi değil, önemli olan Öcalan'ın da sorunun çözümüne katkı vermiş olmasıdır. Biz sorunu kişiselleştirmenin çok ötesinde toplumsallaştırmak zorundayız. Türkiye bu sorunu aşmak kendi içinde barışı sağlamak zorundadır. Buradan Türkiye'nin süratle çıkması ve kurtulması lazım.”

Medya özgürlüğü ve Halk TV meselesi

Halk TV'ye kayyım atanması ve kanalın kapatılma ihtimaline dair soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, televizyon kanallarının eleştirilmesinin doğal olduğunu ancak bunun kapatma gerekçesi sayılamayacağını ifade etti. Medya özgürlüğünün korunması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin tutuklanmasına ve kanalların kapatılmasına karşı olduğunu belirtti:

“Şimdi bir siyasetçinin elbette ki televizyonları eleştirme hakkı var, eleştirebiliriz yani. Bir soru üzerine oldu, çok iyi niyetle düşüncelerimi ifade ettim. Diğer televizyon kanalları içinde yeri zamanı gelince bize soru sorulduğunda onu da eleştiriyoruz, bizim istediğimiz doğru haber. Ama benim o eleştirimi esas alıp 'Vay efendim siz Halk TV'nin kapanmasına yol açtınız' demek, ne diyeyim yani şimdi? Aklı olan bunu söylemez, çünkü kaç sayfalık iddianame çıkmış, Allah aşkına üç günde bunlar hazırlanır mı? ... Ben televizyon kanallarının medya özgürlüğünün korunması gerektiğine inanan birisiyim. Aynı şekilde gazetecilerin, beni en sert eleştiren gazeteciler de dahil olmak üzere gazetecilerin tutuklanmalarını doğru bulmuyorum. Yargılanabilirler, dava açılabilir ama tutuklanmaları, televizyon kanallarının kapatılmasını doğru bulmam.”

Cumhur İttifakı ile ilişki iddiaları

CHP'nin Cumhur İttifakı'na yakınlaştığı yönündeki algıyı reddeden Kılıçdaroğlu, ittifak yetkilileriyle herhangi bir görüşme gerçekleştirilmediğini söyledi. Suudi Arabistan ile ilişkiler ve Husiler meselesine değinen Kılıçdaroğlu, Türk askerinin kanının akıtılamayacağını belirterek şunları kaydetti:

“Efendim bu algıyı yaratan medya ve belli çevreler, yani özel olarak Cumhur İttifakı ile bir görüşmemiz olmadı. Eleştiri gelince en sert eleştiriyi yapıyoruz. Mekke Anlaşması dolayısıyla düşüncelerimizi söyledik, kaygılarımızı dile getirdik. Bizim aslında Sadabat Paktı gibi bir şeye ihtiyacımız var. Suudi Arabistan'la bu kadar yakınlaşmamızın arkasındaki hedef ne? Onu bilmiyorum. Kamuoyuna açıklanmıyor. Eğer Husilerle savaşmak için Türkiye'nin silahlı gücünü öne çıkarmak ve bunu kullanarak bir mali destek istiyorlarsa bu vahim bir olaydır, böyle bir şey olamaz. Askerin kanı gidemez.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız