AYNALAR KIRIK ŞİMDİ
İnsan insanın aynasıdır. İnsan bir başka insanda kendini görür, kendini bulur. Normal gelişim gösteren bireyler bunu çoğunlukla sesli iletişimle yapar, bununla birlikte iletişim sadece sözden ibaret değildir, beden dili de çok şey anlatır.
Konuşmak ve sohbet etmek, muhabbet etmek arasında ki fark ve bunun insanlar arasında ki ilişkiler üzerine etkileri üzerine uzun zamandır düşünüyorum. Konuşmak ve sohbet, muhabbet etmek aynı şey değil bence; her konuşma bi sohbet değil zira. Merak edip kavramların etimolojik tarihine baktığım zaman arada fark olması konusunda yanılmadığımı gördüm. Nişanyan sözlüğe göre, "konuşmak" fiili ikamet etmek, yerleşmek anlamına gelen "kon-" kökünden gelmiş ve karşılıklılık anlamı katan işteşlik eki alarak "konuşmak" filine dönüşmüştür. "Sohbet" kelimesi ise Arapça kökenli olup "ṣḥb" (arkadaşlık/dostluk etme) kökünden türeyen ve "dostluk etme, arkadaşlık" anlamına gelen "ṣuḥbat" kelimesinden dilimize geçmiş. "Muhabbet" kelimesi de Arapça kökenli olup "ṣḥb" (arkadaşlık/dostluk etme) kökünden türeyen ve "dostluk etme, arkadaşlık" anlamına gelen "ṣuḥbat" kelimesinden dilimize geçmiş. Öyle ki, ki konuşma kavramının içinde sevgi, samimiyet, arkadaşlık, dostluk hisleri bulunmaz, sohbet ve muhabbet kavramları ise içinde iletişimle birlikte tüm bu hisleri barındırır.
Günümüzde insanlar birbiriyle çoğunlukla konuşmakta ve azınlıkla sohbet, muhabbet etmektedirler. Teknolojinin gün geçtikçe gelişmesinin bunun üzerinde etkisi yadsınamaz. Küçük yaşta ki çocuklardan yetişkin yaşlarda ki insanlara kadar hemen hemen herkes teknolojik aletlerle fazlasıyla haşır neşir artık. Üstelik yapay zeka çağındayız ve artık konuşmak için insana bile gerek yok. Yapay zeka ile de rahatlıkla konuşulabilir. Bu doğrudur, peki yapay zekayla sohbet edilebilir mi?
Sohbet etmek, konuşmak gibi sadece sesli veya sözlü bir iletişim biçimi değildir. Sohbet etmenin içinde aslında farkında olsak da olmasak da karşımızda ki insanın beden dilinin de etkisi vardır. Söylediği şeyi, kızarak mı söyledi, mutlu olarak mı söyledi, üzgün müydü, şaka mı yaptı, ciddi miydi? Tüm bunların cevabı karşımızda ki insanın beden dilinde; bakışında, gülüşünde, ses tonunda, vurgusundadır. Tüm bunlara istinaden bizde karşımızdaki insanın duygusunu paylaşırız. Biz karşımızdaki insana ayna tutarız, karşımızdaki insan da bize ayna tutar. Yapay zeka bir bedene sahip olmadığı için beden dili de yoktur. Yapay zeka kodlandığı üzere -mış gibi yapar; seninle birlikte üzülüyor-muş gibi, seninle birlikte sevniyor-muş gibi... Bununla birlikte insan, duygunu gerçekten seninle birlikte paylaşabilecek olandır. Bu nedenle yapay zeka ile konuşmak, bir insanla yüz yüze sohbet etmenin yerini tutmayacaktır.
Burada Erich Fromm'dan, günümüz konuşmalarını çok iyi betimlediğini düşündüğüm, görece uzun bir pasaja yer vermek istiyorum: " Başkalarıyla olan ilişkilerde yoğunlaşmak demek, dinlemeyi bilmek demektir. Çoğu insan diğerlerini gerçekten dinlemeden dinler görünür, hatta öğüt bile vermeye çalışır. Karşısındakinin konuşmasını ciddiye almadıkları gibi kendi konuşmalarını da ciddiye almazlar. Sonuç olarak konuşma onları yorar. Onlar yoğunlaşıp dinlediklerinde daha da yorulacakları kanısına sahiptirler. Ancak gerçek bunun tam tersidir. Yoğunlaşmak bunun tam tersidir. Yoğunlşarak yapılan bir faaliyet kişiyi diri tutar, buna rağmen sonrasında doğal ve yararlı yorgunluk duyulur, buna karşın yoğunlaşmadan yapılan faaliyet kişinin uykusunu getirir, günün sonundaysa kişinin uykusunu kaçırır." (Sevme Sanatı, Erich Fromm, Say Yay. Çev: Işıtan Gündüz, 1985)
Fromm'un betimlediği gibi, insanın insanı gerçek anlamda dinlememesi, Hegel'in tabiriyle "mutsuz bilinç" durumunu ortaya çıkarır. Mutsuz bilinç insanın dünyaya, diğer insanlara ve hatta kendisine yabancılaşması durumudur. Bu anlamda "mutsuz" aslında özneler arası, diğer bir değişle insanlar arasıdır. İnsan kendine dahi yabancılaştıktan sonra, diğer insanlara ayna olamayacağı gibi, diğer insanları da kendisi için ayna olarak göremeyecektir. Bu nedenle, Bora Ayanoğlu'nun şarkısında geçtiği gibi (dinleme tavsiyesidir) "Aynalar kırık şimdi". Mutsuz bilinç durumunda olan insanlar için aynalar kırık olmasa bile lunaparklarda, olduğundan büyük veya olduğundan küçük gösteren aynalar gibi, yanıltıcıdır. Ancak Fromm'un da belirttiği gibi gerçek anlamda dinlenilmek, hem konuşanı hem dinleyeni diri tutacak yani insana "mutsuz bilinç" olma durumundan kurtulma gücünü verecektir.
Konuşmak kolay, sohbet etmek zordur ve sohbet etmekten; dostluk kurmaktan, bir duyguyu samimiyetle paylaşmaktan uzaklaştıkça, mutsuz bilinç durumuna daha da yaklaşacağız. Sohbet etmek elbette başlı başına dertlerimizin çözümü olmayacaktır. Ancak duygunun paylaşılmasının bizi yoran duygu yükünü hafifletebileceğine, anlaşılmanın ve yalnız olmadığını bilmenin iyi hissetirebileceğine ve güç vereceğine de inanıyorum. Aksi takdirde, bedenler dilsiz , aynalar kırık, biliçler mutsuz, insanlar yalnız olmaya devam edecektir.