İzmir-İrlanda-Ankara=AK Partili İzmir
Bazen siyasette birkaç yer adı yan yana geldiğinde, uzun uzun anlatılacak bir hikâyenin özeti çıkar.
İzmir.
İrlanda.
Ankara.
Ve eğer kulislerde konuşulanlar 7 Ekim Çarşamba günü gerçekleşirse, bu hattın sonunda ortaya çıkacak tablo şu:
AK Partili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay.
İşin içinde İrlanda olunca insan ister istemez yıllar öncesine gidiyor.
17 Kasım 1999…
Türkiye, İrlanda Cumhuriyeti ile oynadığı EURO 2000 play-off rövanşının ardından Avrupa Şampiyonası finallerine gidiyor. Milli Takım Teknik Direktörü Mustafa Denizli ise maçtan sonra Türk futbol tarihine geçen o sözü söylüyor:
“İçimizdeki İrlandalıları da yendik.”
Denizli'nin hedefinde, Milli Takım'ın başarısız olmasını istediğini düşündüğü ve kendisini sürekli eleştiren bir grup vardı. Söz kaldı, yıllar geçti, “İçimizdeki İrlandalılar” günlük siyasi dile kadar yerleşti.
Kaderin İzmir siyasetine yaptığı küçük bir gönderme de şu: O sözün sahibi Mustafa Denizli, bugün Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli'nin babası.
Şimdi aynı söz, başka bir anlamla İzmir'in siyasi kulislerinde dolaşıyor.
Bu kez gözler Cemil Tugay'da.
Tugay bugün İrlanda'da. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı sıfatını taşıyor. Cork'ta 5-6 Ekim tarihlerinde düzenlenen DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı “İklim ve Sağlık Belediye Başkanları Zirvesi”nin konuşmacıları arasında. Üstelik DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı'nın Siyasi Komitesi'nde de görev yapıyor.
İrlanda'dan dönüşünün hemen ardından ise takvimde 7 Ekim var.
Ankara kulislerinde birkaç gündür aynı iddia konuşuluyor: Cemil Tugay'ın AK Parti Grup Toplantısı'na katılacağı ve rozetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takılacağı ileri sürülüyor. Bir çok medya organı bu iddiayı 3 Ekim'de açık biçimde haberleştirdi. Ancak şu saate kadar Tugay'dan ya da AK Parti'den bunu doğrulayan resmi bir açıklama yapılmadı.
Bu ayrımı yapmak zorundayız.
Çünkü henüz Cemil Tugay AK Partili değil.
Ama 7 Ekim iddiası doğru çıkarsa mesele sıradan bir belediye başkanının parti değiştirmesinden çok daha büyük olacak.
Neden?
Çünkü burası İzmir.
AK Parti'nin 2002'de iktidara gelişinden bu yana Büyükşehir Belediyesi'ni sandıkta kazanamadığı İzmir.
Atatürkçü, ulusalcı, sosyal demokrat seçmenin Türkiye'deki en güçlü siyasi merkezlerinden biri olan İzmir.
Ve Cemil Tugay o koltuğa bağımsız aday olarak oturmadı.
31 Mart 2024'te İzmirlinin karşısına CHP'nin adayı olarak çıktı. Oy pusulasında adının yanında CHP vardı. Kampanyası CHP üzerinden yürüdü. Belediyeyi yönetme yetkisini de o siyasi kimlikle aldı.
Sonra Türkiye siyaseti altüst oldu.
CHP'deki mutlak butlan sürecinin ardından Tugay, 18 Haziran'da partisinden istifa etti. İstifa ederken bir gün CHP'ye geri dönebilmeyi umduğunu da söyledi. Daha sonra kurulan Yeni Parti'ye geçmedi ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdürdü.
Buraya kadar tartışılacak çok şey var ama anlaşılmayacak bir durum yok.
Asıl mesele bundan sonrası.
Çünkü Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddiaları daha önce ortaya atıldığında kendisi bunları açık biçimde reddetti. Temmuz ayında belediye başkanlığı görevini bağımsız sürdüreceğini söyledi.
Şimdi önümüzde 7 Ekim var.
Eğer o gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemil Tugay'ın yakasına AK Parti rozetini gerçekten takarsa, İzmir siyasetinde bambaşka bir tartışmanın kapısı açılacak.
Cemil Tugay'ın hukuken parti değiştirme hakkı var.
Bunda tartışılacak bir şey yok.
Ama siyaseten cevap vermesi gereken çok daha ağır bir soru var:
İzmirli 31 Mart 2024'te Cemil Tugay'a kişisel siyasi rotasını istediği zaman değiştirebileceği bir vekâlet mi verdi, yoksa CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kenti yönetmesi için mi oy verdi?
Mesele tam olarak burada düğümleniyor.
Çünkü 7 Ekim'de rozet takılırsa AK Parti, yıllardır sandıkta kazanamadığı İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin başkanını kendi saflarına katmış olacak.
Sandık yeniden kurulmadan.
İzmirliye yeniden sorulmadan.
Seçmenin önüne AK Parti adayı Cemil Tugay diye bir seçenek hiç konulmadan.
O nedenle bu geçiş gerçekleşirse, “Cemil Tugay parti değiştirdi” deyip geçmek mümkün olmayacak.
İzmir'de insanlar çok daha sert bir cümle kuracak:
“Biz bu belediyeyi AK Parti'ye vermedik.”
Belki de “İçimizdeki İrlandalılar” benzetmesinin bugün yeniden hatırlanmasının nedeni tam olarak budur.
Mustafa Denizli'nin sözü 1999'da futbol içindi.
Bugün İzmir'de sorulan soru siyaset için:
İçerideki İrlandalı kim?
Bu sorunun cevabını biz vermeyelim.
7 Ekim'i bekleyelim.
Cemil Tugay Cork'tan İzmir'e mi dönecek, yoksa İrlanda'dan Ankara'ya uzanan yolun sonunda Erdoğan'ın elinden AK Parti rozetini mi takacak?
Eğer ikinci ihtimal gerçekleşirse, İzmir siyasetinin denklemi gerçekten değişecek:
İzmir-İrlanda-Ankara = AK Partili İzmir.
Ve asıl tartışma rozet takıldıktan sonra başlayacak.