Siyasette yaşanan mevcut bölünmelerin yeni olmadığını vurgulayan Öztürk, bugünkü tabloyu anlamak için Yalta Konferansı’ndan 1994 yerel seçimlerine kadar uzanan bir sürecin incelenmesi gerektiğini belirtti.
"Türkiye, Komünizme Karşı Mızrak Ucu Yapıldı"
Türkiye’de iç siyasetin ve çok partili döneme geçişin uluslararası dengelerden bağımsız olmadığını ifade eden Serdar Öztürk, Demokrat Parti'nin iktidara geliş sürecinin İkinci Dünya Savaşı sonrasına, Yalta Konferansı’na kadar götürülebileceğini söyledi. Öztürk, konuya ilişkin şu saptamada bulundu:
"Yalta Konferansı sadece Türkiye için değil; Avrupa ve Sovyetler Birliği için de pek çok şeyin yeniden dizayn edildiği bir dönemdir. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sıkça dile getirdiği 'Dünya 5'ten büyüktür' sözü aslında o döneme denk gelir; çünkü veto yetkisi olan beş kurucu üyeyi işaret eder."
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ABD emperyalizminin Avrupa'ya ayak bastığını ve Türkiye'nin Marshall yardımlarıyla bu sisteme entegre edildiğini belirten Öztürk, demiryolu yapımından vazgeçilip karayollarına yönelinmesini de bu döneme dayandırdı. Anadolu coğrafyasının üstlendiği role dikkat çeken Öztürk, "Amerikan emperyalizminin, Sovyetler Birliği ve komünizme karşı mızrak ucu oldu Anadolu. Türkiye'nin coğrafi sistemi de buna el verdi" dedi.
Gazeteci Ahmet Nesin ise sınırların ve coğrafi konumun bu stratejiye göre çizildiğini ileri sürerek, "Karadeniz'de Sovyetlere karşı, bu tarafta Balkanlara karşı, öbür tarafta Arap coğrafyasına karşı... Ölçüm sanki tam da ona göre yapılmış" değerlendirmesinde bulundu.
1994 İstanbul Seçimleri Hatırlatması: "Yine Aynı Tuzak"
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde yaşanan "Kılıçdaroğlucu, İmam oğlucu, Özelci ve Yavaşçı" şeklindeki bölünmeleri sert bir dille eleştiren Serdar Öztürk, muhalefetin parçalanarak Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü açtığı tarihi örnek olarak 1994 İstanbul Yerel Seçimleri’ni gösterdi.
1994 yılındaki seçim rakamlarını tek tek hatırlatan Öztürk, merkez sol ve merkez sağın kendi içinde bölünmesi nedeniyle aradan Recep Tayyip Erdoğan’ın sıyrıldığını belirtti:
Merkez Sol Blok (SHP, DSP, CHP Toplamı): %34.08
Merkez Sağ Blok (ANAP, DYP Toplamı): %37.60
Refah Partisi (Recep Tayyip Erdoğan): %25.10
Öztürk, sol ve sağ blokların tek bir adayla seçime girmesi halinde Erdoğan’ın üçüncü olma olasılığının yüksek olduğunu, ancak sağın ikiye, solun üçe bölünmesiyle Türkiye siyasetine yeni bir lider çıktığını vurguladı. Bugün de benzer bir tehlikenin kapıda olduğunu söyleyen Öztürk, "Bu yapıyı birden fazla parçaya bölebilecek herkes, her davranış, her tutum ve her girişim şu anda Erdoğan'ın işine yarıyor" uyarısında bulundu.
"Hedef Monarşik Ama Demokratik Görünümlü Bir Sistem"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mevcut başkanlık sisteminin de yürümediğinin farkında olduğunu iddia eden Serdar Öztürk, iktidarın sonraki aşamadaki sistem ve meclis stratejisini şu sözlerle aktardı:
"Erdoğan'ın stratejisi tek başına CHP'yi ikiye ya da ikiden fazla parçaya bölmek değil; muhalefetin geri kalanını da parçalayarak kendisine anayasayı değiştirecek kadar milletvekili sayısı sağlamaktır. Temel amacı budur. Erdoğan başkanlık rejimini daha ilerici bir mantıkla parlamenter sisteme dönüştürmek istemiyor. İngiltere'de, Hollanda'da ya da İspanya'da olduğu gibi; monarşik ama altında demokratik bir yapıymış gibi görünen bir sisteme dönüştürmeye uğraşıyor."
Öztürk, Erdoğan'ın elindeki istihbarat ve analiz güçleriyle muhalefetteki kırılmaları dikkatle izlediğini, yakın gelecekte sadece muhalefette değil, AK Parti içindeki üst düzey yöneticilerde ve teşkilatlarda da bir "temizlik ve değişim" operasyonu yapacağını iddia ederek sözlerini tamamladı.