weather
19°

Sezgin Tanrıkulu: Bu Parlamento Selahattin Demirtaş'ın Özgürlüğünü Çalmıştır

YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Kobani davası kapsamında tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın hukuken değil siyaseten cezaevinde olduklarını belirterek, Meclis’in dokunulmazlıkların kaldırılması kararını eleştirdi.

Sezgin Tanrıkulu: Bu Parlamento Selahattin Demirtaş'ın Özgürlüğünü Çalmıştır

TBMM Genel Kurulu’nda, Kobani davasının hukuki ve anayasal boyutlarının incelenmesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasındaki sorunların araştırılmasına yönelik YENİ Parti’nin verdiği Meclis araştırması önerisinin görüşmeleri sırasında konuşan Tanrıkulu, davanın siyasi bir süreç olarak tarihe geçtiğini savundu. Tanrıkulu, “Selahattin Demirtaş 43 yaşında hapse girmiştir, bugün 53 yaşındadır ve bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır” dedi.

“Hukuken Değil, Siyaseten Tutukludurlar”

Kobani davasının bir siyasi dava olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, yargılanan siyasetçilerin Türkiye'nin Kürt meselesinin siyasi rehinesi olarak cezaevinde tutulduğunu ileri sürdü. Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En başta söyleyeyim değerli arkadaşlar, yani sonuçta ‘Kobane davası’ olarak siyasi tarihimize geçmiş olan bu dava bir siyasi davadır. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve o dönem yargılanan ve hâlen tutuklu olan siyasetçiler hukuken değil, siyaseten tutukludurlar. Türkiye'nin Kürt meselesinin siyasi rehinesi olarak şu ana kadar cezaevindeler ve o şekilde tutulmaktalar. Neden diyeceksiniz; burada, yani bu sıralarda, AK Parti sıralarında avukat olan, hukukçu olan herhangi bir hukukçuya soralım: Yani on yıldır hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadan cezaevinde tutulan kim var, kimler var? Değerli arkadaşlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var, hem de birden fazla karar var; o kararlara rağmen cezaevinde tutulan kimler var? Dolayısıyla Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve arkadaşlarının sonuçta siyasi bir iradenin talebi doğrultusunda dokunulmazlıkları kaldırılmıştır bu Meclis tarafından, gözaltına alınmışlardır ve tutuklanmışlardır ve yine tahliyesi de sonuçta siyasi iradeyle olacaktır. O nedenle siyasetin konuşulduğu bu yerde bunları konuşmalıyız.”

Anayasa Mahkemesi Eleştirisi

Selahattin Demirtaş ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder’in aynı mahkemede yargılandığını, aynı gün ceza aldığını ve cezalarının aynı gün kesinleştiğini hatırlatan Tanrıkulu, iki isim için yapılan Anayasa Mahkemesi başvurularının farklı akıbetlere uğramasına dikkat çekti. Tanrıkulu, şunları kaydetti:

“Rahmetli Sırrı Süreyya Önder ile Selahattin Demirtaş aynı mahkemede yargılandılar, ben de izledim, aynı mahkemede, aynı gün ceza aldılar, aynı gün. Aynı gün cezaları kesinleşti ve aynı gün avukatları Sırrı Süreyya Önder ile beraber Demirtaş için Anayasa Mahkemesine başvurdular. Sırrı Süreyya Önder'le ilgili olarak Anayasa Mahkemesi kararını verdi ve Sırrı Süreyya Önder -rahmetli- Kocaeli'nden tahliye oldu. Bakın, aynı mahkeme kararı. Şimdi, burada hukukçuların vicdanına sesleniyorum: Anayasa Mahkemesi henüz Selahattin Demirtaş'la ilgili olarak, bu başvuruyla ilgili olarak dosyayı incelemedi ya! Hangi hukuk, hangi Anayasa?”

Tanrıkulu, AİHM’in Demirtaş hakkında verdiği ve Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18’inci maddesinden (siyasi saikle hak arama hürriyetinin kötüye kullanılması) mahkûm eden kararına atıfta bulunarak, yargı organlarının bu kararlar ışığında adım atmamasını eleştirdi. Tanrıkulu, “Bu sürecin güveni bakımından bile ama o yargıya bu güven bakımından bile bir adım attırmıyorsunuz. Neden incelemiyor istinaf mahkemesi, neden? Neden? Neden? Bunun bir izahı var mı? Tahliye talebi var, karar vermiyor, olumlu veya olumsuz” diye konuştu.

Eren: “Beraat Ettiler Ama Özgür Kalamadılar”

Oturumda ayrıca söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren ise 4 Kasım 2016’daki gözaltıların üzerinden 10 yıl geçtiğini hatırlatarak, iktidar partisi milletvekillerinin o dönemde dokunulmazlıkların kaldırılmasını bir zafer gibi kutlamasını eleştirdi. Eren, “O gün iktidar vekilleri birlikte fotoğraf çekti. ‘Neyin zaferini kutladınız?’ diye soruyoruz bugün. Bir siyasi partinin eş genel başkanlarının tutuklanmasını mı kutladınız? Milyonlarca oy alan bir siyasi partinin genel merkezinin polis zoruyla basılmasını mı kutladınız? Seçilmiş milletvekillerinin evlerinin basılmasını mı kutladınız? Sizin bu kutlamanız, bu zafer naralarınız bu ülkenin on yıllık kaotik sürecine mal oldu” ifadelerini kullandı.

Kobani davasında yargılananların beraat etmesine rağmen tahliye edilmemelerine değinen Eren, “Yıllar sonra hakikat ortaya çıktı, bu kumpas davasından arkadaşlarımız beraat ettiler. Beraat ettiler ama özgür kalamadılar. Bu dosyada, bakın, 5 defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi siyasi saiklerle siyasetçileri susturmak için bu kararın verildiğini ortaya koydu. İktidar ‘Hamlemizi yaparız’ dedi, talimatı alan yargı arkadaşlarımızı tutsak etmeye devam ediyor” dedi.

Dosyanın bir yılı aşkın süredir istinaf aşamasında beklediğini ve tahliye taleplerine yanıt verilmediğini belirten Eren, durumu “rehin politikası” olarak nitelendirdi. Eren, “Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı yok, on yıllık bir tutsaklık var. Bunun adı rehin politikasıdır. Kobani kumpas davasında hukukun gereğinin yerine getirilmesi barış ve demokratik toplum sürecinin önemli güvencelerinden biri olacak. Bunun için çerçeve yasa gerekmiyor, MGK onayı gerekmiyor” şeklinde konuştu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız