AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, A Haber ile CNN Türk kanallarına yaptığı bağlantılarda, soykırım suçlamasıyla anılan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’ndaki konuşmasına sert tepki gösterdi. Çelik, Netanyahu’nun kürsüde yer almasının kurumsal meşruiyeti zedelediğini belirterek, asıl yargılanması gereken kişinin sanık sandalyesinde olması gerektiğini vurguladı.
Çelik, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sanık sandalyesinde oturması gereken bir kişinin Birleşmiş Milletler kürsüsünde konuşuyor olması, uluslararası düzen ve hukuk açısından başlı başına bir trajedidir. O kişinin Birleşmiş Milletler kürsüsünde konuşması Birleşmiş Milletler'in meşruiyetini zayıflatan, zeminini kırılganlaştıran bir sonuç doğurur. Doğru yer, o kişinin insanlık adına kurulmuş bir insanlık mahkemesinde sanık sandalyesinde oturması ve soykırım suçlarının hesabını vermesidir.”
Netanyahu şebekesi insanlıkla karşı karşıya
Netanyahu’nun elinde bir silah gibi kullandığı çağrı cihazıyla kürsüye çıktığına dikkati çeken Çelik, İsrail liderinin soykırım suçunu işlediğini ve bunu sürdürmeye devam edeceğini açıkça ifade ettiğini söyledi. Çelik, konuşan kişinin bir katil olduğunu ve “Netanyahu şebekesi” olarak adlandırdıkları bir terör örgütünün başında bulunduğunu belirtti.
Çelik, Netanyahu’nun BM kürsüsünden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef almasını ise BM’nin bu sınavı veremediğinin göstergesi olarak yorumladı. Çelik, “Bu mesele, bütün insanlıkla Netanyahu şebekesi arasında bir meseledir” diyerek, Türkiye’nin tarafının insanlık ittifakı olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyonist saldırganlığa karşı en güçlü ses olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü, İsrail’in diğer eleştirel liderlere cevap vermemesine rağmen sadece Erdoğan’a yanıt üretmeye çalıştığını dile getirdi. Çelik, Erdoğan’ın konuşmalarının insanlık onuru ve adalet adına bir iddianame niteliğinde olduğunu, İsrail tarafının verdiği cevapların ise bir itirafname sayılabileceğini ifade etti.
Türkiye'nin yeri insanlık ittifakının yanıdır
Lübnan ve Suriye’yi işgal eden, bölge ülkelerini tehdit eden bu yapının Türkiye’nin dış politikasında gerilim alanları yaratmaya çalıştığını anlatan Çelik, bu şebekeyle yakınlaşarak güvenlik sağlanabileceğini düşünenlerin büyük bir yanılgı içinde olduğunu söyledi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yapılan anlaşmalara atıfta bulunan Çelik, bir liderin ülkesinin güvenliğini Netanyahu şebekesiyle iç içe geçerek sağlayamayacağını, bunun sağduyudan yoksun ve utanç verici bir hareket olacağını belirtti.
Netanyahu’nun konuşmasında Türkiye, Suriye, Hamas ve Kürtler başlıklarını birbirine bağlamasının tesadüf olmadığına işaret eden Çelik, ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planının ikinci aşamasına geçilmesini Hamas’ın kabul etmesine rağmen Netanyahu tarafının geciktirdiğini hatırlattı. Çelik, “Barıştan kaçan taraf, Netanyahu ve şebekesidir” dedi.
İsrail’in Irak ve İran’daki Kürtleri kışkırtma stratejisinin boşa düştüğünü belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Hayır, orada son derece sistematik bir şey var. Netanyahu'nun, siyonist emelleri için Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimizi kullanma stratejisi boşa düştü. Şimdi onun hırçınlığıyla bu meseleleri kaşıyarak tekrar yanına bazı grupları almaya çalışıyor. Ama bugün herkes görüyor ki Netanyahu'yla yan yana durmak, insanlıkla karşı karşıya gelmek demek.”
Erdoğan'a saldırı seçim kampanyası parçası
CNN Türk yayınında da söz alan Çelik, kürsüde konuşmasına izin verilen kişinin bir katil olduğunu ve eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanacağını tekrarladı. Dünyada birçok lider İsrail’in eylemlerine karşı çıkarken neden sadece Erdoğan’a anında cevap verildiği sorusuna Çelik, bunun etkisinin Erdoğan’ın bütün insanlık adına ortak sözü ifade etmesinden kaynaklandığını söyledi.
Netanyahu’nun Erdoğan’a saldırıyı seçim kampanyasının bir parçası haline getirmeye çalıştığını belirten Çelik, salondaki tepkilerin de konuşan kişinin insani değerler ve uluslararası hukuk açısından meşruiyetini kaybettiğini gösterdiğini ifade etti.
Çelik, Erdoğan’ın yıllar önce BM’de sorduğu “İsrail’in sınırları neresidir?” sorusunun yarattığı sessizliği hatırlatarak, bugün aynı hükümet temsilcilerinin Erdoğan’la benzer cümleler kurduğunu ancak geçmişte geri durduklarını anlattı. Çelik, “Orada asıl katliam makinesi, o çağrı cihazı değil, o çağrı cihazını taşıyan Netanyahu” diyerek, bu saldırının sadece Cumhurbaşkanına değil, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik olduğunu kaydetti.
Milletin tüm kesimlerinin bu duruma ortak tepki vereceğine inandığını belirten Çelik, şunları söyledi:
“Bu, sadece Sayın Cumhurbaşkanımıza değil, Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yapılmış bir saldırıdır. Buna da eminim milletimizin bütün fertleri, her kesimden vatandaşımız, her kesimden siyasi partiler, her kesimden sivil toplum örgütleri ortak tepkiyi verecektir. Biz bu katilleri bir kere daha hem insancıl hukuk açısından hem tarih önünde hem de bütün vicdani değerler açısından Cumhurbaşkanımızın sözleriyle mahkum etmiş oluyoruz. O da yüzüne okunan bu iddianame karşısında sadece çaresizliğini ifade etmiş oluyor.”